| Word | Definition | Turkish | Popularity | Added |
|---|---|---|---|---|
| gun | A gun is a weapon that sends bullets through its metal tube. | (ned ning) top; tüfek; tabanca; revolver; kurşun ve gülle atan her çeşit silâh; selamlamada top atışı; ABD; top madenine benzer maden karışımı. gun metal top madeni renginde. gun moll ABD | 0 | 8 days ago |
| gut | A person's gut is their belly. | (ted ting) bağırsak veya mide; hazım sistemi; çalgı kirişi; dar geçit | 0 | 8 days ago |
| guts | The plural form of gut; more than one (kind of) gut. | bağırsaklar; hazım sistemi; (argo) cesaret; metanet; teşebbüs. gutsy (argo) cesur; gözüpek; atılgan; sakınmasız. | 0 | 8 days ago |
| gutter | A gutter is a low area to catch water and direct its flow. | hendek; su yolu; oluk | 0 | 8 days ago |
| gym | A gym is a large room or building for indoor sports or exercise. | spor salonu; beden eğitimi. | 0 | 8 days ago |
| habit | A habit is something that you do regularly. | alışkanlık; adet | 0 | 8 days ago |
| had | The past tense and past participle of have. | (bak.) have. | 0 | 8 days ago |
| hair | Hair is long, very thin, soft material that grows on people and animals. | saç; kıl; tüy; kıl payı mesafe. hair curler bigudi. hair net saç filesi. hair pencil kıldan yapılmış ince resim fırçası. hair remover kılları döken ilâç. hair re storer saçı beslediği zannedilen ilâç. hair shirt at kılı gömlek; sprey. hair trigger tabancanın çok hassas tetiği. get in one; tamamen aynı. | 0 | 8 days ago |
| haircut | A haircut is what happens when someone's hair is cut. | saç tıraşı; saç kesilme biçimi. (I.) want a haircut. Saçımın kesilmesini istiyorum. | 0 | 8 days ago |
| hairy | A hairy person or animal has a lot of hair. | kıllı tüylü; kıldan yapılmış; kıl gibi; ABD; (argo) tehlikeli; mükemmel. hairi ness tüylülük; kıllılık. | 0 | 8 days ago |
| half | A half is 1/2 of a whole; 50%. | yarım (for less than one); buçuk (for more than one); yarı; yarı yarıya; kısmen; yarı. half binding arkasıyla köşeleri deri ve yanları kâgıt veya bez cilt. half blood melez; yarım kan. half brother üvey erkek karde; anne veya babası bir olan erkek kardeş. half crown iki buçuk şilin değerinde eski ingiliz gümüş parası. half gainer balıklama dalış. half hitch dülger bağı bir volta | 0 | 8 days ago |
| halfway | If something is halfway done, it is partly done, or partly that way. | ortada; yan yolda; yetersiz olarak; yetersiz; yarı yolda bulunan (han veya otel) halfway house hapisten çıkanlann geçici olarak kalabileceği yurt. | 0 | 8 days ago |
| hall | A hall is a large space with a roof and walls. It can be a kind of large building, or a room or part of a building. Most commonly, it is the area just inside the front door. | koridor; dehliz; hol; toplantı salonu; büyük salon; resmi veya umumi toplantılara mahsus bina; konak; okul veya üniversite binası. | 0 | 8 days ago |
| hallway | A hallway is a corridor in a building that connects rooms. | koridor; hol. | 0 | 8 days ago |
| ham | A ham is the thigh and buttock of any animal used for meat. | jambon; domuz budu; (çoğ.) kıç kaynağı; insanın kaynak ve oturma yeri; kaynak; but; dizin alt veya iç kısmı; (tiyatro) abartarak oynayan oyuncu | 0 | 8 days ago |
| hamburger | A hamburger is a sandwich made from meat in small pieces that are fried together. | sığır kıyması; bu kıymadan yapılmış köfte; hamburger. | 0 | 8 days ago |
| hammer | A hammer is a heavy tool for pushing a nail into wood. | çekiç | 0 | 8 days ago |
| hand | Your hands are the parts of your body at the end of your arms. A hand has four fingers and a thumb. | el; ibre; yardım eli | 0 | 8 days ago |
| handed | The past tense and past participle of hand. | eli olan; elli. | 0 | 8 days ago |
| handicap | Something that makes someone disadvantaged. This often refers to being disabled physically or mentally. | (ped ping) mânia; engel; sakatlık; elverişsiz durum; handikap; (spor) engelli koşu; malul. mentally handicapped geri zekâlı. the handicapped sakatlar; yardıma muhtaç olanlar. | 0 | 8 days ago |
Showing 2081–2100 of 4941 words