| Word | Definition | Turkish | Popularity | Added |
|---|---|---|---|---|
| human | Human rights, life, nature, etc. belong or relate to people, not machines or animals. | insana ait insani; beşeri; beşeriyete ait; insan. human affairs toplumsal olaylar. human being insan; insanoğlu. human equation hesaba katılması gereken insanca hata veya güçsüzlük etkeni. human nature insan tabiatı; insan hali. human race insan ırkı. human rights insan hakları. human sacrifice kurban edilen insan; insan kurban etme. humanly insanca; insanın güç veya yeteneği dahilinde. | 0 | 8 days ago |
| humanity | Humanity is human-kind, all humans. | insan; beşer; insanlık; beşeriyet; beniâdem; insaniyetperverlik; merhamet; şefkat. the humanities klasik Yunan ve Latin edebiyatları üzerinde çalışma | 0 | 8 days ago |
| humble | If you are humble, you are aware of your own weaknesses and do not want or accept recognition of your good qualities or successes. | alçak gönüllü; mütevazı; hakir; aciz; saygılı; hürmetkar; tevazu ile. humbleness alçak gönüllülük; tevazu. | 0 | 8 days ago |
| humiliate | If you humiliate a person, you make then feel ashamed by injuring their dignity and pride. | kibrini kırmak; utandırmak; hakaret etmek; rezil etmek. | 0 | 8 days ago |
| humiliation | Humiliation is the feeling you have when something very bad has happened and many people think it's your fault. | kibrini kırma; rezil etme; utandırma. | 0 | 8 days ago |
| humming | The present participle of hum. | vızıldayan; mırıldanan; uğuldayan; (k.dili) kuvvetli; canlı; dinç. | 0 | 8 days ago |
| humor | Humor is ideas that make people laugh: jokes, funny things. | (İng.) humour güIünçlük; komiklik; nüktedanlık; nüktelilik; mizah; güldürü; keyif; mizaç | 0 | 8 days ago |
| hump | A high place on something, a part that sticks up. | kambur; hörgüç; tümsek yer; tepe; (İng.); (argo) huzursuzluk; iç sıkıntısı; tümsekli. | 0 | 8 days ago |
| hundred | ordinal hundredth) The number 100. | yüz sayısı; yüz rakamı (100 C); yüz. hundredweight 112 librelik ingiliz ağırlık ölçü birimi; 100 librelik Amerikan ağırlık ölçü birimi. a hundredfold yüz kat; yüz misli. a hundred per- cent yüzde yüz. hundredth yüzüncü; yüzde bir. | 0 | 8 days ago |
| hung | The past tense and past participle of hang. | (bak.) hang; asılmış; asılı. hung beef tuzlanmış ve kurutulmuş sığır eti. hung jury kararında oybirliğine varamayan jüri. He is hung up on food (A.B.D.); (argo) Aklı fikri yemekte. Hung. (kıs.) Hungarian; Hungary. | 0 | 8 days ago |
| hunger | Hunger is the feeling when wanting food when your stomach is empty. | açlık; kuvvetli istek; arzu; özlem; iştiyak | 0 | 8 days ago |
| hungry | If you feel hungry, you want to eat something and your stomach feels empty. | aç; karnı acıkmış; istekli; kuru; kıraç. hungrily açlıkla; arzuyla. | 0 | 8 days ago |
| hunk | A hunk is an attractive muscular man | (k.dili) iri parça. | 0 | 8 days ago |
| hunt | If you hunt for something, you look for it very carefully. | avlanmak; peşine düşmek; avlamak; av peşinden gitmek; araştırmak; (mak.); (elek.) bir nokta çevresinde dalgalanmak; av | 0 | 8 days ago |
| hunting | The present participle of hunt. | avcılık; arama; araştırma; (mak.) | 0 | 8 days ago |
| hurricane | A hurricane is a type of tropical cyclone, which is a storm system that has a low pressure center, many thunderstorms, and strong winds. | kasırga; bora. hurricane deck yolcu gemilerinin en üst güvertesi. hurricane lamp rüzgar feneri; gemici feneri. hurricane signal şiddetli ve tehlikeli bir kasırganın geleceğini işaret eden bayrak. | 0 | 8 days ago |
| hurt | If a person hurts someone, they make them feel pain. | (hurt) yara; bere; zarar; hasar; acı; ağrı; sızı; incitmek | 0 | 8 days ago |
| husband | A husband is a married man. | koca; zevç | 0 | 8 days ago |
| hustle | If you hustle, you push someone in a rough way. | kalabalıkta itişmek; itişip kakışmak; itip kakmak; acele ettirmek veya etmek; eline çabuk olmak; (A.B.D.); (argo) hileli satış yapmak; hile ile para kazanmak | 0 | 8 days ago |
| hut | A hut is a small place for someone to sleep. | kulübe; asker barakası. | 0 | 8 days ago |
Showing 2261–2280 of 4941 words