| Word | Definition | Turkish | Popularity | Added |
|---|---|---|---|---|
| imitation | Imitation is the act of imitating. | taklit; sahte şey; taklit etme; uyma; benzetme. inimitation of taklit ederek. | 0 | 8 days ago |
| immature | If something is immature, it has not fully developed. | olgunlaşmamış; kemal bulmamış; ham; toy; olmamış; gelişmemiş; pişmemiş. immaturely yetişkin kimse gibi davranmayarak; vaktinden evvel | 0 | 8 days ago |
| immediate | If something is immediate, it happens right away, without waiting. | şimdiki; hazır; derhal olan; elde mevcut; vasıtasız; yakın. immediately hemen; derhal; doğrudan dogruya. immediacy yakınlık | 0 | 8 days ago |
| immortal | An immortal is a being that lives forever and does not age or die. | ölmez; ebedi ölümsüz; daim; baki; sonsuz; ölümsüz varlık; şöhreti devam eden kimse; coğ. ilâhlar | 0 | 8 days ago |
| immune | If you are immune to something, you are not affected by it. | bağışık; muaf; bulaşıcı illetten muaf; bulaşlcı bir hastalığa karşı baglşıklığı olan kimse. | 0 | 8 days ago |
| immunity | Immunity is the state of being resistant to something. This is when something or someone affects you but you can resist against it. | muafiyet; dokunulmazlık; masuniyet; bulaşlcı hastalığa karşı muafiyet; bağışıklık; (huk.) kişisel dokunulmazlık; şahsi masuniyet. diplomatic immunity diplomatik dokunulmazlık. | 0 | 8 days ago |
| impact | An impact is the act of one object hitting another. | çarpma; vuruş; etki; tesir | 0 | 8 days ago |
| impatient | Does not like to be delayed. | sabırsız; tahammülsüz; içi tez; tez canlı; hoşgörü sahibi olmayan; müsamahakar olmayan; titiz; sinirli. impatience sabırsızlık. impatiently sabırsızllkla. | 0 | 8 days ago |
| importance | The importance of something, is how important it is. | önem; ehemmiyet; etki; tesir; nüfuz; itibar. | 0 | 8 days ago |
| important | Main or primary. | önemli; ehemmiyetli; mühim; gururlu; kibirli; azametli; etkili; nufuzlu | 0 | 8 days ago |
| impose | If you impose something on someone, you force it on them, even if they don't want it. | üzerine koymak; zorla yüklemek; tarhetmek (vergi); hile ile kabul ettirmek; geçirmek; (matb.) dizilmiş sayfaları baslıacak sekilde sıraya koymak; düzenlemek; tanzim etmek | 0 | 8 days ago |
| impossible | If something is impossible it cannot happen or cannot be done. | imkansız; yerine getirilmesi mümkün olmayan; yapılamaz; munasebetsiz; çekilmez; çirkin. impossibil'ity imkansızlık. impos'sibly imkânsız bir şekilde. | 0 | 8 days ago |
| impression | The impression is the effect something has on a person. | tesir; etki; izlenim; intiba; zan; basma; tabetme; damga | 0 | 8 days ago |
| impressive | If something is impressive, it makes a positive impression or is able to impress someone. | duyguları etkileyen; etkili; tesirli; müessir impressively tesir edici bir şekilde; şaşırtıcı derecede. impressiveness tesir kuvveti; etkili oluş. | 0 | 8 days ago |
| improve | If something improves, it changes from bad to good. | değerini artırmak; kıymetlendirmek; ıslah etmek; düzeltmek; yoluna koymak; iyiye kullanmak; istifadeli bir hale getirmek; ıslah olmak | 0 | 8 days ago |
| impulse | A desire to do something. | itici kuvvet; sevk; tahrik; tesir ani his; dürtü; saik | 0 | 8 days ago |
| in | Used to show that something is inside something else. | içinde; -de; -da; -ta; -te; -dan; -den; -tan | 0 | 8 days ago |
| inappropriate | If something that is inappropriate, it is not appropriate, something that is not needed. | uygun olmayan; yakışık almayan; münasebetsiz. inappropriately yakışık almaz bir şekilde. inappropriateness uygunsuzluk; münasebetsizlik. | 0 | 8 days ago |
| incapable | If you are incapable of doing something, you are unable to do it. | yeteneksiz; kudretsiz; iktidarsız; ehliyetsiz; kabiliyetsiz; âciz. incapabil'ity güçsüzlük. incapably kabiliyetsizce. | 0 | 8 days ago |
| inch | A unit of length that is equal to 2.54 centimetres; there are 12 inches in a foot. | pus; bir kademlik uzunluğun on ikide -biri; 2; 54 cm; inç; barometredeki civayı bir pus yükseltecek hava basmcı; toprağa düşen yağmurun yükseklik ölçümü | 0 | 8 days ago |
Showing 2301–2320 of 4941 words