Manage your vocabulary learning progress
Word Definition Turkish Popularity Added
incident An incident is an event or occurrence. olay; hadise; vaka; önemsiz olay; bağlı; tabi; (fiz.) gelen; düşen. 0 8 days ago
include When you include something, you make it part of something else. işine almak; kapsamak; şamil olmak; ihtiva etmek; dahil etmek; hesaba katmak. included dahil. 0 8 days ago
income Income is the money that you get from working. gelir; kazanç; irat; biyo. vücuda giren gıda. income tax gelir vergisi. gross income brüt gelir; gayri safi gelir net. income net gelir; safi gelir. 0 8 days ago
incompetent If you are incompetent you are not good at what you are doing. You might not know how to do it. You might not be able to do it. yetersiz; kifayetsiz; (huk.) ehliyetsiz. incompetence; incompetency işinin ehli olmayış; ehliyetsizlik; yetersizlik. incompetently yetersizce; işinin ehli olmayarak. 0 8 days ago
increase To grow; to become bigger. artmak; arttırmak 0 8 days ago
incredible If something is incredible, it's very good, often better than you can believe. inanılmaz. in credibility inanılmaz hal; inamlmazlık incredibly inanılmaz şekilde; çok fazla. 0 8 days ago
indeed You use indeed to make your words stronger. (ünlem) hakikaten; gerçekten; doğrusu; (ünlem) Öyle mi? No; indeed! Hiç de öyle değil. Yok canım. Yes; indeed! Elbette. 0 8 days ago
independence If you have independence, you are alone or relying on yourself. dency serbestlik; bagımsızlık; istiklal; hürriyet; geçinecek kadar malı olma. Independence Day Birleşik Amerika'da Bağımsızlık Günü (4 Temmuz) Declaration of Independence Birleşik Amerika'da bağımsızlığı ilan eden resmi belge. 0 8 days ago
independent If something or someone is independent, they are free; they are not dependent on anything. hür; bağımsız; başlı başına; ayrı; serbest; kendi geliri ile geçinebilen; (pol.) parti dışı olan; bağımsız kimse 0 8 days ago
indicate If someone indicates something, they point it out or they point to it; they bring your attention to something. işaret etmek; göstermek; imlemek; dolaylı olarak belirtmek; (tıb.) hastadaki belirtileriyle; hastalığın cinsini veya ilâcını göstermek; kısaca tanımlamak. indicated horse power bir makinanın belirtilmiş olan beygir gücü. 0 8 days ago
indication An indication is something that points out or indicates something else. bildirme; anlatma; gösterme; belirti; delil; kanıt; (tıb.) hastalıklarda uygun tedavi şeklini gösterme. 0 8 days ago
individual An individual person or thing is looked at separately from others. tek; yalnlz; ayrı; başlı başına; hususiyeti olan; ferdi; bireysel; fert 0 8 days ago
indulge surrender to your own desire to do something iptila göstermek; teslimiyet göstermek; kendini vermek; müptela olmak; düşkünlük göstermek; müsamaha etmek; mühleti uzatmak. 0 8 days ago
industrial If something is industrial, it has something to do with industry. sanayie ait; sınai; özellikle mahkum çocuklara aynlan sanayi okulu. industrial union belirli bir sanayi koluna bağlı işçilerin mensup olduğu sendika. industrially sanayi bakımdan. 0 8 days ago
industry An industry is a kind of work that makes things. sanayi; endüstri; çalışkanlık; gayret; iş; meşguliyet. 0 8 days ago
inevitable When something is inevitable, you cannot avoid or prevent it. kaçınılamaz; sakınalamaz; çaresiz; menedilemez. inevitabil'ity; inev'itableness kaçınılmazlık. inevitably kaçınılamaz surette. 0 8 days ago
infant An infant is a newborn or a baby; a young child in the first stage of their life. bebek; küçük çocuk; (huk.) reşit olmayan kimse; küçük. 0 8 days ago
infantry Infantry are soldiers who fight on land. piyade; yaya er. 0 8 days ago
inferior If something is inferior, it is not very good. aşağı; adi; bayağı; mevki veya rütbede aşağı; ikinci derecede; ehemmiyeti az; (astr.) güneş ve dünya arasında olan; ufkun altında olan 0 8 days ago
infinite If something is infinite, it is very large that it does not have a known end point. hudutsuz; nihayetsiz; sonsuz; bitmez; tükenmez; sayıya gelmez; pek çok; külli 0 8 days ago
Showing 2321–2340 of 4941 words