| Word | Definition | Turkish | Popularity | Added |
|---|---|---|---|---|
| infirmary | An infirmary is a place that takes care of the sick or injured. | (okul fabrikada) revir; hastane; klinik. | 0 | 8 days ago |
| influence | An influence is a force that causes something to happen or for someone to do something. | nüfuz; baskı; tesir; etki; hüküm; sözü geçen kimse; tesir eden kimse veya şey; (slang) piston | 0 | 8 days ago |
| inform | If you inform someone of something, you give them knowledge about it. | bilgi vermek; haber vermek; söylemek; bildirmek; şekil vermek; canlandırmak; fikrini açmak; against veya on ile ihbar etmek. | 0 | 8 days ago |
| informant | An informant is a person who gives secret information to someone such as the police. | haber veren kimse; malumat veren kimse. | 0 | 8 days ago |
| information | Information is facts, details, numbers, names, and other forms of knowledge. | malumat; bilgi; haber; (huk.) şikâyet; danışma. | 0 | 8 days ago |
| informed | The past tense and past participle of inform. | bilgili; tahsilli. | 0 | 8 days ago |
| inherit | Getting the characteristics of its parents. | miras almak; kalıt almak; varis olmak. inheritor varis. | 0 | 8 days ago |
| inheritance | An inheritance is something that is passed down to others upon the death of a person. | miras; kalıt; (huk.) veraset; kalıt alma. | 0 | 8 days ago |
| initial | The initial period, stages, etc. come near the beginning. | (-ed - ing veya- led; ling) baştaki; birinci; evvelki; kelimenin ilk harfi; kıta başındaki büyük harf; evvela. | 0 | 8 days ago |
| initiate | If you initiate something, you begin it, but other people join in or continue it. | başlatmak; alıştırmak; göstermek; üyeliğe kabul etmek; üyeliğe yeni kabul edilmiş kimse; bir grubun sırlarını ve adetlerini bilen kimse. | 0 | 8 days ago |
| initiative | If you have or take the initiative, you are in control and can decide what to do next. | sebep olan; başlatan; teşvik edici; başlama yetkisi; başlama kabiliyeti veya hevesi; kişisel teşebbüs; öncelik. | 0 | 8 days ago |
| injection | An injection is an instance of getting medicine into the blood of a person or animal. | içeri atma; içeriye atılan şey; (tıb.) enjeksiyon; zerk; (mak.) islim kazanına soğuk su sıkma; konu dışı bir fikri ortaya atma. injection cock püskürtme musluğu. injection engine soğuk su sıkarak islimi yoğunlaştıran makina; kondanseli makina. injection nozzle püskürtücü. injection pipe püskürtme borusu. hypo dermic injection deri altına yapılan iğne. | 0 | 8 days ago |
| injury | An injury is when someone or an animal is hurt; when something has caused a person or an animal to be harmed. | zarar; ziyan; hasar; eza; üzgü; haksızlık; yara. | 0 | 8 days ago |
| injustice | An injustice is an unfair act or situation. | haksızlık; insafsızlık; adaletsizlik. | 0 | 8 days ago |
| ink | Ink is a tint, often black, used to write. | mürekkep; mürekkepbalığının çıkardığı siyah sıvı | 0 | 8 days ago |
| inn | An inn is a place where travellers can get lodging, food and drinks. | han; otel; Londra'da bazı binaların isimlerinde talebe yurdu manasına gelir. innkeeper hancı; otelci. Inns of Court Londra'da avukatlık stajını yapma hakkını veren dört belli cemiyet; bu cemiyetlere ait binalar. | 0 | 8 days ago |
| innocence | The quality of being innocent. | masumiyet; suçsuzluk; safiyet; saflık. | 0 | 8 days ago |
| innocent | If you are innocent you do not know evil. | masum; suçsuz; kabahatsiz; günahsız; zararsız; saf; aklı ermez; azade | 0 | 8 days ago |
| input | The input is the information that is put into something. | bir makinaya verilen enerji miktarı; bir elektrik cihazına verilen cereyan veya voltaj; bir elektronik beyne verilen bilgi. | 0 | 8 days ago |
| inquiry | An inquiry is a request for information | sorgu; soruşturma; araştırma. | 0 | 8 days ago |
Showing 2341–2360 of 4941 words