| Word | Definition | Turkish | Popularity | Added |
|---|---|---|---|---|
| kid | A child or young person. | çocuk; delikanlı; oğlak | 0 | 9 days ago |
| kidnap | When you kidnap someone, you take the person away, usually to demand for money as a ransom. | . (-ed - ing veya -ped; ping) birini zorla veya hile ile kaçırıp götürmek; fidye almak için insan kaldırmak. | 0 | 8 days ago |
| kidney | Kidney is an organ that is part of the human body. It cleans the blood and makes urine (pee) which is the dirty water that needs to leave the body. | böbrek; böbrek şeklinde şey; soy; tip; huy. kidney bean fasulye kidney machine böbrek makinası. | 0 | 9 days ago |
| kill | To kill a person, thing, or an animal means to cause a person, thing, or an animal to die. | öldürmek | 0 | 9 days ago |
| killer | Someone who kills. Usually this mean someone who kills other people, and does not have a good reason to kill. | ölduren şey veya kimse; ( (A.B.D.) ( argo) çok cazibeli kimse. killer whale yunus ballğı cinsinden ve sekiz on metre boyunda tehlikeli bir balina. | 0 | 9 days ago |
| killing | The present participle of kill. | .öldürme; katil; vurgun (av): (k. dili) vurgun; büyük kazanç; öldürücu; (k. dili) çok güldürücü; katıltıcı; çok | 0 | 9 days ago |
| kind | Type, variety. | tür | 0 | 9 days ago |
| kindergarten | Kindergarten is a place (or school) where young children learn (usually for five- and six-year-olds). | ana mektebi; anaokulu. kindergartner anaokulu öğretmeni veya öğrencisi. | 0 | 8 days ago |
| kingdom | A country that has a king or queen. The king or queen might control the kingdom, or might just be symbols of the country. | krallık; hükümdarlık; hükümet; saltanat; krallık ülkesi; (biyol.) âlem. kingdom come öteki dünya; cennet; ahret.kingdom of heaven Allahın hâkim oldugu ülke. the United Kingdom Büyük Britanya ile Kuzey İrlanda. | 0 | 9 days ago |
| kiss | The act of placing your lips on something, usually to show love or affection. | öpuş öpücük; buse; hafif temas; öpülür. kissing bug insanın yanak veya dudağını ısıran zehirli bir böcek; (zool.) Reduvius personatus; kan emen böcek. | 0 | 9 days ago |
| kit | A kit is a collection of tools. | yavru kedi encik enik. | 0 | 9 days ago |
| kitten | A kitten is a young cat. | yavru kedi; tavşan yavrusu; oyuncu; civelek. | 0 | 8 days ago |
| knee | Part of the leg between the thigh and the shin. | diz; paraçol | 0 | 9 days ago |
| kneel | If you kneel, you lower your body and put one or two of your knees on the floor. | (knelt veya kneeled) diz çökmek; diz üstü oturmak; diz büküp selamlamak. | 0 | 8 days ago |
| knew | The past tense of know. | (bak.) know. | 0 | 9 days ago |
| knife | A knife is a tool that cuts. | (çoğ.) knives) bıçak; çakı; makina bıçağı; ABD; (argo.) | 0 | 9 days ago |
| knock | A sound from something hard hitting wood. | ABD; vurma; vuruş; darbe | 0 | 9 days ago |
| knot | A knot is formed when a rope is tied. | düğüm; budak; knot | 0 | 8 days ago |
| know | When you know something, you have facts or ideas in your mind. | bilmek; tanımak; anlamak; yatmış olmak; haberi olmak | 0 | 9 days ago |
| knowing | The present participle of know. | bilgisi olan; malumatı olan; çok bilmiş; şeytan; kurnaz; açıkgöz. knowingly bilerek; bile bile; kasten. | 0 | 9 days ago |
Showing 2481–2500 of 4941 words