Manage your vocabulary learning progress
Word Definition Turkish Popularity Added
lawyer A lawyer is an expert in law. A lawyer has the job of standing for other people in court giving them advice about the law. avukat; dava vekili. 0 2 months ago
lay When you lay something, you place it down flat. yatırmak; döşemek; yumurtlamak 0 2 months ago
layer A layer is a covering material or substance. kat; tabaka; daldırma. a good layer bol yumurta yumurtlayan tavuk. layer cake arası kremalı kat kat pasta. 0 2 months ago
layout A layout is the way items are arranged. plan; tertip; takım; (matb.) mizanpaj; (argo.) ziyafet. 0 2 months ago
lazy If someone is lazy, they do not want to work or do anything difficult. tembel; aylak; uyuşuk; gevşek; ağır. lazybones tembel adam. lazy eyes göz donukluğu hastalığı. lazy Susan döner tepsi. lazy tongs uzaktaki şeyleri toplamaya yarayan makas şeklinde maşa. lazily tembelce. laziness tembellik; uyuşukluk. 0 2 months ago
lead A lead is a wire or strap attached to something. kurşun 0 2 months ago
leader A leader is someone who leads others and has them following him. rehber; kılavuz; önder; lider; baş; reis; bando veya koro şefi; orkestrada birinci keman 0 2 months ago
leaf A big, flat part of a plant, often green. (çoğ.) leaves) yaprak; varak; tütün veya çay yaprağı; ince madeni varak; açılıp kapanan masanın eğreti tahtası; yapraklı. 0 2 months ago
league A league is a group of sports teams that play against each other. lig 0 2 months ago
leak A hole in a tube. Usually used for gas tubes and water pipes. su sızdıran delik veya yara; sızıntı; usulsüzce para harcama; sırrın dışarıya sızması; (elek.) cereyanda sızıntı veya sızıntının yeri; süzülme firesi; sızma. leaky sızıntılı. 0 2 months ago
lean If you lean against something, then you push or press against it. yaslanmak; dayanmak 0 2 months ago
leaning The present participle of lean. temayül; eğilim; meyil; arzu. 0 2 months ago
learn When you learn something, you start to know how to do things that you didn't know before. (ed veya learnt) öğrenmek; işitmek; haber almak. learn by heart ezberden öğrenmek; ezberlemek. learn by rote tekrarlaya tekrarlaya ezberlemek. 0 2 months ago
learned The past tense and past participle of learn. alim; çok okumuş; bilgili; malumatlı; bilgisi geniş. learnedly derin bilgi ile; âlimane. learnedness bilginlik; bilgi. 0 2 months ago
learning Someone is learning ideas if they didn't know the ideas before and they are starting to know them. ilim; bilgi; malumat; irfan; öğrenme; ilim kazanma. 0 2 months ago
learnt The past tense and past participle of learn. (bak.) learn. 0 2 months ago
lease If someone leases, they take control a property or land by purchasing a contract (or leasehold) from the owner. kira kontratı; icar; kiralama; kontrat ile kiralamak. leasehold kontratla kiralanmış mal; kiralanmış. lease holder kiracı. a new lease on life hastalık veya üzüntüden sonra yeniden hayata başlama. 0 2 months ago
leash A leash is a strap or rope that is used to restrain an animal. tasma kayışı; yular; avcılıkta aynı cins üç hayvandan ibaret takım 0 2 months ago
least the smallest amount of; little of en ufak; en küçük; en az; en cüzi; asgari; zerre kadar; en az derecede; en az derece 0 2 months ago
leather A tanned animal skin. kösele; tabaklanmış deri; meşin; deriden yapılmış şey; pantozot. leatherhead (argo.) mankafa veya aptal kimse. leathern deriden yapılmış. leatherneck (argo.) bahriye askeri. leatherwood Amerika'ya mahsus beyaz ve yumuşak odunu ile sert lifli kabuğu olan bir ağaç; (bot.) Dirca palustris. cowhide leather kösele. morocco leather sahtiyan. Russian leather Rusya'da yapılan su geçmez ve dayanıklı kösele. sole leather tabanlık kösele; (gön.) leathery kayış gibi; sert. 0 2 months ago
Showing 2541–2560 of 4941 words