Manage your vocabulary learning progress
Word Definition Turkish Popularity Added
unload If you unload something, you remove the cargo from a vehicle. yükünü boşaltmak; yükunu kaldırmak; boşaltmak (silâh); derdini dökmek; açılmak; eldeki malı satarak elden çıkarmak. 1 4 days ago
unpack To unpack something means to remove items from a package or container, usually referring to a bag or a luggage. açmak (bavul); açıp boşaltmak. 1 4 days ago
unpleasant Something unpleasant is nasty, bad, offensive, the opposite of pleasant. nahoş; hoşa gitmeyen; tatsız.unpleasantly nahoşça. unpleasantness nahoşluk; tatsızlık. 1 4 days ago
untie If you untie a knot, it means that you are loosening it. çözmek; açmak; halletmek; çözülmek. 1 4 days ago
urgent If something is urgent, it needs attention quickly. acil acele olan; zorunlu; kaçınılmaz; ısrar eden; çok sıkıştıran. urgently önemle; acele ile. 1 4 days ago
useless If something is useless, it has no use. faydasız; yararsız; boş; nafile; abes. uselessly faydasızca. uselessness faydasızlık. 1 4 days ago
utter To utter is to say something. (ağızdan) çıkarmak; söylemek; beyan etmek; (huk.) piyasaya sürmek (sahte şey) utterable ağıza alınır; soylenilir. 1 4 days ago
vanish If you vanish, you disappear suddenly. kaybolmak; gözden kaybolmak; yok olmak; uçmak; zail olmak; (mat.) sıfıra eşitlemek; (dilb.) diftongun daha zayıf telaffuz olunan ikinci kısmı. vanishing cream az yağlı krem. vanislning fraction sıfıra eşit olan kesir. vanishing point birleşme noktası; intiha noktası. 1 4 days ago
vegetable A vegetable a part of a plant that is good for eating. This does not include grain, but does include leaves, stems, and roots. Some fruits are also called vegetables but most are not. sebze; zerzevat; göveri; yeşillik; bitki; nebat; bitkilere ait bitkilerden alınmıs; bitkisel 1 4 days ago
vicious Someone or something that is vicious is evil, immoral, aggressive, or violent. kötü; bedhah; kötücül; şiddetli; sert; kusurlu; bozuk; kirli 1 4 days ago
vote A vote is a formal way of choosing things that are controlled by the majority. rey; oy; oy hakkı; oyu belirten vasıta; oy toplama suretiyle ifade olunan şey; alınan oyların toplamı; oy veren veya oy verme hakkı olan kimse. voting machine oyları kaydeden makina. 1 4 days ago
wanted The past tense and past participle of want. istenen; aranan. 1 4 days ago
washing The present participle of wash. yıkama; yıkanma; çamaşır; ince madeni kaplama. washing machine çamaşır makinası. washing soda çamaşır sodası. 1 4 days ago
wearing The present participle of wear. yıpratıcı; yorucu; giyilmeye elverişli. 1 4 days ago
weeping The present participle of weep. ağlayan; gözleri yaşlı; ince ve sarkık dallı. weeping willow salkımsöğüt; (bot.) Salix babylonica. 1 4 days ago
while If x happens while y happens, they happen at the same time. vakit; zaman; süre; müddet; kısa süre; bazen; the while o esnada; aynı zamanda. 1 4 days ago
widow A widow is a woman whose husband has died. dul kadın; bazı iskambil oyunlarında kapalı olarak yere konan kağıtlar; (matb.) sayfa veya kolon başında yarım satır 1 4 days ago
witch A woman who does witchcraft (magic) or has magical powers. sihirbaz kadın; büyücü kadın; cadı; acuze; kocakarı; büyüleyici güzellikte kadın; yaramaz kız; (bot.) Hama melis. virginiana 1 4 days ago
wonder If you wonder about something, you think about it because you want to know more about it. tansık; harika; mucize; acibe; keramet; şaşkınlık; hayret; şaşmak 1 4 days ago
worship Belief or devotion to a god or other higher power. (-ed -ing; veya -per; ping) ibadet; tapınma perestiş; aşırı sevgi veya hürmet; tapma; tapan kimse. 1 4 days ago
Showing 241–260 of 4941 words