Manage your vocabulary learning progress
Word Definition Turkish Popularity Added
loaded The past tense and past participle of load. dolu; hileli (zar); ( argo )sarhoş; (argo) zengin. loaded question şaşırtıcı soru. loaded statement iki anlamlı söz. 0 8 days ago
loading The present participle of load. yükleme; yük; ağırlaşması veya kalınlaşması için herhangi bir şeye katılan madde; (sig.) masrafları karşılamak için prime eklenen miktar. 0 8 days ago
loan A loan is money that you borrow and pay back later. Usually, you take a loan from a bank. ödünç verme; ödünç alma; borçlanma; ödünç verilen şey; (k. dili) tefeci. loan society ödünç para veren şirket. on loan ödünç olarak; eğreti olarak. 0 8 days ago
lobby A lobby is the entrance of a building. dehliz; koridor; geçit; antre; bekleme odası; kulis faaliyeti 0 8 days ago
lobster A lobster is a red colored crustacean known for its meat. ıstakoz; (zool.) Homarus vulgaris. lobster-eyed patlak gözlü. lobster pot ıstakoz tutma sepeti. lobster thermidor ıstakoz etiyle mantardan yapılmış yahni. 0 8 days ago
local Something is local if it comes from a specific place. It often it means a place near the person who is speaking. mevzii; mevkii; mahalli; yöresel; belirli bir yere ait; (mec.) dar; sınırlı; her istasyonda duran tren 0 8 days ago
locate If you locate something you find it, you learn where it is. bir yerde iskân etmek; yerleştirmek; yerini tayin etmek; tam yerini keşfetmek; (k. dili) sakin olmak; oturmak. 0 8 days ago
location A location is a place or a site. yer; mahal; mekân; mevki; iskân; sakin olma; (huk.) kiraya verme. on location stüdyo dışında yapılan filim veya televizyon çalışması. 0 8 days ago
locker A locker is a cabinet to keep things in, usually with a lock. kilitli çekmece veya dolap; (den.) dolap; ambar; kilitleyen kimse; kilitleyici şey. locker room sporcuların elbise ve aletleri için dolaplı oda. Davy Jones' locker denizin dibi. 0 8 days ago
lodge A building in an outdoorsy setting, where people can rent a room tekke; mason teşkilâtının azaları veya toplanma yeri; loca; ufak ev; kapıcı veya bahçıvan kulübesi; tatil evi; hayvan ini. 0 8 days ago
loft A loft is an attic or a space near the roof of a building. çatı arası; çatı arası odası; güvercinlik; güvercin sürüsü; samanlık; kilise balkonu. 0 8 days ago
log A log is a piece of wood that is long and round that has been cut off a tree. kütük; tomruk 0 8 days ago
logic Logic is a system of careful step by step thought or argument that tries to explain truth. mantık ilmi; mantık; eseme; mantıklı düşünüş; muhakeme kuvveti; yargılama gücü. the logic of events olayların gerektirdiği. 0 8 days ago
logical If something is logical, it is about or related to logic. mantıki; mantıka ait; makul; uygun; mantıklı; esemeli. logically mantığa göre; mantıklı olarak. 0 8 days ago
lone If you are lone, you are isolated and have no companion. yalnız; kimsesiz; ıssız; tenha; bekâr; evlenmemiş. lone hand kağıt oyununda refakatsiz oynayan kimse; tek başına mücadele eden siyasi aday. 0 8 days ago
lonely If you feel lonely, you feel sad because you are alone. yalnız; kimsesiz; terkedilmiş; ıssız; tenha; yalnızlıktan ruhu sıkılmış; kasvetli; sıkıntı verici. loneliness yalnızlık 0 8 days ago
lonesome If someone feels lonesome, they feel sad because they are alone. yalnızlıktan içi sıkılmış. lonesomeness yalnızlıktan doğan iç sıkıntısı. 0 8 days ago
long If something is long, it takes a lot of time. uzun 0 8 days ago
look Someone looks at something when they move their head or move their eyes so that they can see the thing. bakmak; nazar etmek; dikkatle bakmak; görmek; düşünmek; mütalaa etmek; gözetmek; yönelmiş olmak 0 8 days ago
lookout A lookout is a place with a view of areas around it. gözetleme yeri; gözetleme; gözleme; bekleme. 0 8 days ago
Showing 2621–2640 of 4941 words