Manage your vocabulary learning progress
Word Definition Turkish Popularity Added
literature Literature is the text of something written. edebiyat: yazılmış kitaplar; eserler: edebi meslek: (müz.) belirli bir çalgı veya çalgı takımı için yazılmış parçaların bütünü: hususi bir mevzu hakkındaki eserler. 0 2 months ago
litter Litter is rubbish that is left alone on the floor. döküntü; çerçöp yığıntısı; intizamsızlık; karışıklık; kedi veya köpek gibi hayvanın bir defada doğurduğu yavrular; tahtırevan; sedye 0 2 months ago
little If something is little, its size is not big. (-r -st; less veya lesser; least) küçük; ufak; (kıs.)a; az; cüzi; cici 0 2 months ago
live To be alive; to have life. yaşamak; oturmak 0 2 months ago
lively Someone that is lively is full of life and energy. canlı; neşeli; ferah; parlak; keskin; hayatla kaynaşan; zıplayan; zindelik 0 2 months ago
liver A large organ in the body that makes bile, and controls chemicals in the blood. karaciğer 0 2 months ago
living The present participle of live. yaşama; hayat tarzı; geçim; geçinme; " the" ile yaşayanlar. living room bir ailenin oturma odası. good living hali vakti yerinde olma; rahat yaşama. makeone' living hayatını kazanmak; geçinmek. 0 2 months ago
lizard Any of many kinds of reptiles that has four legs, a long tail, and no shell. kertenkele; (zool.) Lacertilia; Sauria; kertenkeleye benzer hayvanların her biri. 0 2 months ago
load A load is something carried, often something heavy. yük 0 2 months ago
loaded The past tense and past participle of load. dolu; hileli (zar); ( argo )sarhoş; (argo) zengin. loaded question şaşırtıcı soru. loaded statement iki anlamlı söz. 0 2 months ago
loading The present participle of load. yükleme; yük; ağırlaşması veya kalınlaşması için herhangi bir şeye katılan madde; (sig.) masrafları karşılamak için prime eklenen miktar. 0 2 months ago
loan A loan is money that you borrow and pay back later. Usually, you take a loan from a bank. ödünç verme; ödünç alma; borçlanma; ödünç verilen şey; (k. dili) tefeci. loan society ödünç para veren şirket. on loan ödünç olarak; eğreti olarak. 0 2 months ago
lobby A lobby is the entrance of a building. dehliz; koridor; geçit; antre; bekleme odası; kulis faaliyeti 0 2 months ago
lobster A lobster is a red colored crustacean known for its meat. ıstakoz; (zool.) Homarus vulgaris. lobster-eyed patlak gözlü. lobster pot ıstakoz tutma sepeti. lobster thermidor ıstakoz etiyle mantardan yapılmış yahni. 0 2 months ago
local Something is local if it comes from a specific place. It often it means a place near the person who is speaking. mevzii; mevkii; mahalli; yöresel; belirli bir yere ait; (mec.) dar; sınırlı; her istasyonda duran tren 0 2 months ago
locate If you locate something you find it, you learn where it is. bir yerde iskân etmek; yerleştirmek; yerini tayin etmek; tam yerini keşfetmek; (k. dili) sakin olmak; oturmak. 0 2 months ago
location A location is a place or a site. yer; mahal; mekân; mevki; iskân; sakin olma; (huk.) kiraya verme. on location stüdyo dışında yapılan filim veya televizyon çalışması. 0 2 months ago
locker A locker is a cabinet to keep things in, usually with a lock. kilitli çekmece veya dolap; (den.) dolap; ambar; kilitleyen kimse; kilitleyici şey. locker room sporcuların elbise ve aletleri için dolaplı oda. Davy Jones' locker denizin dibi. 0 2 months ago
lodge A building in an outdoorsy setting, where people can rent a room tekke; mason teşkilâtının azaları veya toplanma yeri; loca; ufak ev; kapıcı veya bahçıvan kulübesi; tatil evi; hayvan ini. 0 2 months ago
loft A loft is an attic or a space near the roof of a building. çatı arası; çatı arası odası; güvercinlik; güvercin sürüsü; samanlık; kilise balkonu. 0 2 months ago
Showing 2621–2640 of 4941 words