| Word | Definition | Turkish | Popularity | Added |
|---|---|---|---|---|
| frequent | An event is frequent if it happens many times in a short time. | sıkça | 0 | 4 days ago |
| fresh | If something is fresh it is not old, it is new or like new. Often this means not spoiled or rotten. | taze; yeni; tatlı (su); temiz; serin (hava); canlı; dinlenmiş; taravetli | 0 | 4 days ago |
| friendly | If someone is friendly they are willing to become a friend, or they act like they are a friend. | dost; dostça; uygun; dosta yakışır; eğlence kabilinden (oyun); müsait. | 0 | 4 days ago |
| frightening | If something is frightening, it causes fear, it is scary. | korkutucu; dehşet verici. | 0 | 4 days ago |
| frozen | If something is frozen it is very cold. | donmuş; buz kesilmiş; kalpsiz; soğuk; dondurulup konserve edilmiş. frozen assets donmuş mevduat. frozen credits donmuş krediler. frozen prices donmuş fiyatlar. | 0 | 4 days ago |
| full | A container is full of things if there are many of the things in the container and no more can go in. | dolu; tok | 0 | 4 days ago |
| functional | If something is functional, it is working properly or normally. | görevsel; vazifeye ait; kuvvete ait; pratik; ameli; vücut organ larının görev ve hareketlerine ait; (biyol.) mutat vazifesini gören functional disorder tlb vucutta bir organın görevine tesir eden düzensizlik functionalism görevselcilik; bir şeyin yapısının yapacağı göreve gore olması gerektiini ileri süren öğreti func tionally görevsel bir şekilde | 0 | 4 days ago |
| fundamental | If something is fundamental, it is basic and important. | esaslı; asli; önemli; mühim; birinci; temele ait; kaideye ait; muz esası bassoda bulunan | 0 | 4 days ago |
| funny | Funny things keep people interested and can make people laugh. | eğlenceli; komik; güldürücü; kdili tuhaf; garip; acayip funny bone (anat.) dirsekte bir şeye çarpınca kolun karın calanmasına sebep olan sinirin geçtiği yer funny business capraşık iş funny paper ABD k dili gazetenin çizgi roman ilâvesi | 0 | 4 days ago |
| furious | If you are furious, you are very, very angry. | öfkeli; kızgın; küplere binmiş; gözü dönmüş; şiddetli; sert furi ously öfkeyle; hiddetle furiousness öfke; hiddet kızgınlık | 0 | 4 days ago |
| gay | Happy or cheerful. | neşeli; şen; keyifli; parlak; canlı; zevk ve sefa düşkünü; sefih; (argo) ibne. gaily | 0 | 4 days ago |
| generous | A generous person is one who gives time or money to help others. | cömert; alicenap; eli açık; asil; mebzul; bol; bereketli; verimli | 0 | 4 days ago |
| genetic | Something genetic relates to genetics or genes. | bir şeyin aslına ait; jenetige ait genetic heritage (biyol.); (psik.) kalıtım. genetically jenetik bakımından; jenetik yoluyla. | 0 | 4 days ago |
| gentle | A gentle person is kind and careful not to cause damage, pain, or surprise. | nazik; yumuşak huylu; kibar; tatlı; ıIımlı; mutedil; soylu; asil | 0 | 4 days ago |
| genuine | If something is genuine, it is what is says it is and not something else; it is not fake. | hakiki; gerçek; mevsuk; taklit veya sahte olmayan; asli; içten gelen; samimi. genuinely gerçekten; hakikaten. genuineness içtenlik | 0 | 4 days ago |
| glad | If you are glad about something, you are happy about it. | (-der -dest) memnun; sevinçli; güzel; parlak; gülen; ferah. glad eye (argo) göz etme; gözle işaret etme. glad hand (argo) el sıkma; hoş geldiniz deme. glad rags (argo) bayramlık (giysi) | 0 | 4 days ago |
| global | If something is global it includes the whole world. | bütün dünyayı kapsayan; küresel; cihanşümul. | 0 | 4 days ago |
| glorious | If something is glorious, it exhibits attributes that are worthy of receiving glory. | şanlı; şerefli; ünlü; parlak; muhteşem; mükemmel; fevkalade. gloriously şanla; şerefli olarak. gloriousness şanlı oluş | 0 | 4 days ago |
| golden | If something is golden it is made from gold. | altın; altından yapılmış; altın renginde; çok kıymetli; fevkalade; gönençli. Golden Age Yunan ve Roma ef- sanelerinde geçen; insanların barış ve mutluluk içinde yaşadıkları eski bir devir; altın (çağ.) golden eagle kaya kartalı | 0 | 4 days ago |
| good | When you are good, you do the right things. That is, you do things that are kind or helpful. You do not do things that hurt people or are not honest. | (better best) (ünlem) iyi; âIâ; güzel; hoş; uygun; münasip; yerinde; faydalı | 0 | 4 days ago |
Showing 261–280 of 773 words