Manage your vocabulary learning progress
Word Definition Turkish Popularity Added
oak Oak is a type of tree or the wood from one meşe ağacı; (bot.) Quercus; meşe odunu. British oak; English oak kaya meşesi. Spanish oak; red oak bodur meşe; sapsız meşe; (bot.) Quercus rubra. dyer' oak; gall oak mazı meşesi 0 8 days ago
oath An oath is a very serious promise. ant; yemin: küfür 0 8 days ago
obey Obey is to do what a person tells you to do. itaat etmek; söz dinlemek; denileni yapmak; tabi olmak; boyun eğmek. 0 8 days ago
object An object is a thing that you can touch, but it is not alive. cisim; nesne; şey; obje 0 8 days ago
objective An objective is something that you are trying to do. objektif; öznel olmayan; dıştan olan; gerçek; (gram.) nesneye ait; nesnel; amaca ait; hedef 0 8 days ago
obnoxious Something that is obnoxious is not very pleasant or good. iğrenç; tiksindirici; çirkin görünen. obnoxiously uygunsuz olarak; çirkince. obnoxiousness uygunsuzluk; çirkinlik; iğrençlik. 0 8 days ago
obscene If something is obscene, it is offensive to morality; it is vulgar; it is depraved. müstehcen; açık saçık; edebe aykırı; ağıza alınmaz; tiksindirici; iğrenç. obscenely müstehcen olarak. 0 8 days ago
observation Observation is the act of carefully seeing things that happen. dikkatli bakma; inceleme; gözlem; rasat; fikir; yorum; (ask.) gözetleme. observation car yolcuların etrafı seyretmesine uygun şekilde geniş pencereleri olan vagon. observation post (ask.) topçu rasat mevzii. observational gözlem kabilinden; gözlemle ilgili. 0 8 days ago
observe If you observe something, you see or notice it. dikkatle bakmak; dikkat etmek; yerine getirmek; tutmak; ileri sürmek; düşünceyi belirtmek; gözlemek; kutlamak. 0 8 days ago
observer An observer is somebody who watches something. dikkat eden kimse; gözleyen kimse; uçaklarla düşmanın yerini veya durumunu tespit etmekle görevli kimse. 0 8 days ago
obtain If you obtain something, you get it. bulmak; almak; ele geçirmek; âdet olmak; geçerli olmak. obtainable elde edilebilir; bulunabilir; kazanılabilir. obtainment elde etme. 0 8 days ago
obvious If something is obvious, it is easy to see it, think of it, or understand it. aşikar; açık; apaçık; besbelli; belli. obviously açıkça. obviousness aşikârlık; açıklık. 0 8 days ago
occasion An occasion is a particular time. fırsat; münasebet; vesile; elverişli durum; sebep; hal; durum; Iüzum 0 8 days ago
occasional Occasional things happen every now and then, but not often. ara sıra meydana gelen; fırsat düştükçe yapılan; belirli bir fırsat dolayısıyle yapılan. occasional chair takımdan ayrı sandalye. occasionally ara sıra; bazen. 0 8 days ago
occur If something occurs, it happens. olmak; meydana gelmek; vuku bulmak; bulunmak; hatıra gelmek; akla gelmek. 0 8 days ago
ocean An ocean is a large area of salt water. okyanus; büyük deniz; derya; umman; kürenin üçte ikisini kaplayan geniş su kıtası; sonsuz şey veya miktar. ocean current okyanus akıntısı. ocean lane okyanus gemilerinin sefer yolu. ocean liner okyanus gemisi. 0 8 days ago
odd If something is odd, it is not normal and usually you don't like it or don't understand it. acayip; bambaşka; tek; iki ile böIünemeyen; küsur; tam sayıdan artan; ara sıra meydana gelen; artan şey 0 8 days ago
odds In statistics, the odds are the chance something will happen divided by the chance it will not happen: (çoğ.) zayıf tarafa verilen üstünlük; eşitsizlik; fark; üstünlük; bir bahiste konulan paralar arasındaki oran farkı; ihtimal oranı. odds and ends ufak tefek şeyler 0 8 days ago
of From. (edat) nin; li; (den.) of course tabii; beklenildiği gibi. of late son zamanlarda. of note önemli; itibarlı. of oneself kendiliğinden; kendi hakkında. a man of talent hüner sahibi adam. 0 8 days ago
offend An act when someone makes another person unhappy. To offend someone is to make them feel disgust. kabahat işlemek; suç işlemek; kızdırmak; gücendirmek; darıltmak; hatırını kırmak. offended küskün; darılmış. offender suçlu. 0 8 days ago
Showing 2961–2980 of 4941 words