Manage your vocabulary learning progress
Word Definition Turkish Popularity Added
drag If you drag something, you pull it, usually with difficulty. çekmek; sürüklemek 0 2 months ago
drank The past tense of drink. (bak.) drink. 0 2 months ago
draw When you draw, you use a pencil, pen, crayon, etc. to make a picture. çizmek; çekmek 0 2 months ago
drawing The present participle of draw. çizim; karakalem resim; resim taslağı; kroki; plan; çizme sanatı; piyango; çekiliş. drawing account açık hesap. drawing board resim tahtası. draw (ing) book resim defteri. drawing card ilgi çekici kimse veya program. drawing compasses resim pergeli. drawing room misafir odası 0 2 months ago
drawn The past participle of draw. (bak.) draw: bitkin; yorgun görünüşlü. drawn butter salça gibi kullanılan eritilmiş ve (çoğ.)unlukla un ve sıcak su ile karıştırılmış tereyağı. drawn game veya battle berabere bitmiş oyun veya savaş. drawn work iplik çekilerek işlenen nakış. 0 2 months ago
dreamt The past tense and past participle of dream. (bak.) dream. 0 2 months ago
dried The past tense and past participle of dry. (bak.) dry. 0 2 months ago
drift An action when an object moves towards the earth slowly. yanlamak 0 2 months ago
drinking The present participle of drink. içki içme alışkanlığı 0 2 months ago
driven The past participle of drive. (bak.) drive. 0 2 months ago
driving The present participle of drive. sürme; sürüş; araba gezintisi; enerjik; canlı; tuttuğunu koparan; şiddetli; sert 0 2 months ago
dropping The present participle of drop. damlama; düşme; (çoğ.). damlayan şeyler (mum yağ); birikinti; sızıntı; (çoğ.) gübre. 0 2 months ago
drown To drown is an action where someone is struggling in water. suda boğulmak; suda boğmak; su altında bırakmak; batırmak; bastırmak (keder üzüntü); out ile gürültü ederek bir sesin işitilmesine engel olmak. drowned in sleep ağır uykuya dalmış. drowned in tears iki gözü iki çeşme. 0 2 months ago
dump If you dump something, you get rid of it. boşaltmak; atmak; (tic.) damping yapmak; fiyatları düşürmek; toptan ucuz fiyata vermek; düşmek; çöp yığını; çöplük 0 2 months ago
dwell If a person dwells somewhere, they live there. (dwelt veya dwelled dwell ing.) oturmak; ikamet etmek; sakin olmak; hayat sürmek; yaşamakta devam etmek; on (ile) bir konu üzerinde durmak; kalmak; devam etmek. dwell in de ikamet etmek oturmak. 0 2 months ago
dying The present participle of die. ölüm; ölme; ölen; ölmekte olan dying bed ölüm döşeği.dying confession (veya) declaration ölüm döşeğinde yapılan itiraf; açıklama. dying will ölmek üzereyken ifade edilen arzu; son dilek. 0 2 months ago
earn If you earn something you get it by working or doing something. kazanmak; edinmek; hak etmek. 0 2 months ago
easily If you do something easily, you have no trouble doing it. kolaylıkla; kolayca; rahat rahat; bol bol; şüphesiz. 0 2 months ago
eat If you eat something, usually food, you put it in your mouth, chew it, and swallow it. (ate eaten) yemek; gıda almak; yemek yemek. eat away yavaş yavaş yiyip bitirmek; yiyip durmak. eat one's heart out kendi kendini yemek; çok üzülmek.eat one's words sözünü geri almak. eat out of house and home aşırı derecede yiyerek aile bütçesini altüst etmek. eat up yiyip bitirmek. eatable yenebilir What's eating you? (k.dili.) Nen var? 0 2 months ago
eats The third-person singular form of eat. (çoğ.); (A.B.D.) (argo) yemek. 0 2 months ago
Showing 321–340 of 1048 words