Manage your vocabulary learning progress
Word Definition Turkish Popularity Added
regular A regular event repeats after a similar amount of time or space. muntazam; nizamlı; kurallı; usule uygun; kaideye muvafık; (mat.) kenar ve açıları birbirine eşit; (bot.) muntazam; (ask.) nizami (asker) 0 6 days ago
rehearse To repeat something. bir piyesi prova etmek; alıştlrmak (aktör); nakletmek; hikâye etmek; ezberden okumak; inşat etmek; tekrarlamak. rehearsal piyes veya musiki provası. 0 6 days ago
reign If you reign you rule or lead a country. Usually, this means you are a king or queen (not someone elected). saltanat; hükümet; hükümet müddeti; devir; asır; saltanat sürmek; hükümdarlık etmek; hakim olmak 0 6 days ago
relate If you relate, you tell something in a way that is descriptive. anlatmak; söylemek; nakletmek; hikâye etmek; bağlantı kurmak; münasebet tesis etmek; münasebeti olmak; ilgili olmak 0 6 days ago
related The past tense and past participle of relate. anlatılmış; hikaye edilmiş; alâkası olan; akraba olan. 0 6 days ago
relation A relation is the way two things are towards each other or in comparison with each other. münasebet; ilişki; alâka; bağıntı; nispet; akrabalık; hısımlık; akraba 0 6 days ago
relative Compared to something else. nispi; izafi; göreli; bağıntılı; bağlı; ilişkin; dair; başkasına nispetle vaki olan 0 6 days ago
relax If you relax, you stop working, worrying, etc., and you take a rest or have fun. gevşetmek; biraz salıvermek; zayıflatmak; yumuşatmak; hafifletmek; gevşemek; yumuşamak; dinlenmek 0 6 days ago
relay Relay is a track and field discipline where runners take turns in carrying a baton from start to finish. yedek hayvan veya insan veya şey; elektrik düzenleyicisi; bayrak yarışı. 0 6 days ago
release If someone releases something, they let go of it; they stop holding it and set it free (let it be free). tahliye etmek; bırakmak; salıvermek; neşretmek; yayımlamak; yayınlamak; hürriyetine kavuşturmak; serbest bırakmak 0 6 days ago
relevant If something is relevant, it is connected to a topic in a meaningful way. uygun; münasebeti olan; alâkalı; ilgili. relevance; relevancy münasebet; ilgi; alaka; uygunluk. 0 6 days ago
reliable Something or someone that is reliable can be trusted or believed. güvenilir; itimat edilir; muteber; emniyetli. reliability; reliableness itimada lâyık olma. reliably güvenilir surette. 0 6 days ago
relief or (singular) Relief is the good feeling you have when something bad is finished or didn't happen. iç rahatlaması; ferahlama; kurtarma; yardım; bağış; imdat; çare; ilâç 0 6 days ago
relieve If you relieve pain, pressure, sadness, difficulty, etc., you reduce it. gönlünü ferahlatmak; sıkıntısını hafifletmek veya defetmek; kurtarmak; yardım etmek; nöbetini devralmak; yerine nöbete girmek; renk katarak güzellik vermek; hakkını vermek. relieve oneself dışan çıkmak. relievable yardım edilir 0 6 days ago
religion Religion is when a person or persons believe in a God or Gods. din; iman; diyanet; din duygusu; dindarlık. religionism taassup; dindarlık taslama. religionist mutaassıp kimse. 0 6 days ago
religious If something is religious, it is related to or about religion. dindar; dini; dinsel; dine ait; dini bir tarikata mensup; mezhebe ait; sofu; mutaassıp 0 6 days ago
rely When someone relies on something, they need it and they feel certain that it will be there. ( "on" ile) güvenmek; itimat etmek. 0 6 days ago
remain If something remains it stays. It does not go away. kalmak; durmak; baki kalmak; geri kalmak; gitmemek; değişmeyip olduğu gibi kalmak; mevcut kalmak; zail olmamak 0 6 days ago
remark A remark is your spoken opinion or observation about something. işaret; söz; dikkat etme; görme; mülâhaza; mütalâa. 0 6 days ago
remarkable Something worth noticing; not common; extraordinary. dikkate değer; tuhaf; garip; olağanüstü; harikulade. remarkableness fevkaladelik. remarkably dikkate lâyık derecede; çok. 0 6 days ago
Showing 3561–3580 of 4941 words