Manage your vocabulary learning progress
Word Definition Turkish Popularity Added
retrieve If you retrieve something, you go and get it back. tekrar ele geçirmek; tekrar kazanmak veya düzeltmek; tazmin etmek; çaresini bulmak; bulup getirmek (köpeğin yaralı veya ölü avı bulması gibi); tekrar ele geçirme; düzeltme; tazmin 0 2 months ago
return When you return something, you give/put it back. geri dönmek; kayıtmak; geri çekilmek; döndürmek; iade etmek 0 2 months ago
reunion A reunion is the act of coming back together. tekrar kavuşma; yine birleşme; yeniden bir araya gelme. 0 2 months ago
reveal If you reveal something, it was hidden and you show it or make it known. açığa vurmak 0 2 months ago
revelation A revelation is the act of revealing or disclosing something. gizli şeyi gösterme veya söyleme; gizli şeyin meydana konması; ifşa; açığa vurma; keşif; (ilah.) Allah tarafından verilen ilham; vahiy; b.h. Kitabı Mukaddes'in son cüz'ü 0 2 months ago
revenge Revenge is the act of hurting someone because they have hurt you. intikam; öç 0 2 months ago
reverse If you reverse something, you make it act or move opposite to before (in the other direction). ters çevirmek; tersine çevirmek; yerlerini değiştirmek; iptal etmek; feshetmek; tersine hareket ettirmek; tersine dönmek; geri vitese almak. 0 2 months ago
review A review is an evaluation of a publication, such as a movie, video game, musical composition, book, or a piece of hardware like a car, appliance, or computer. inceleme; teftiş; yeniden göz atma 0 2 months ago
revolution A revolution is a sudden significant change. dönme; devir; bir cismin bir merkez etrafında dönmesi; bir gezegenin güneş etrafında dönmesi; devir süresi; devre; inkılâp; devrim 0 2 months ago
revolutionary If something is revolutionary, it causes great change. devrim kabilinden; inkılâpçı; devrimci; ihtilâlci; devrimci veya inkılâpçı kimse; ihtilâlci kimse. 0 2 months ago
reward A reward is something good that is given after an act. mükâfat; ödül; karşılık; ücret; bahşiş. rewardable mükâfatlandırılabilir. 0 2 months ago
rhythm A rhythm is the part of music that drums do. It's the way music goes in time, without thinking about higher or lower notes. vezin: ahenkli üslup: şiir ve müzikte ahenk; ritim; düzen; düzenlilik; ahenkli hareket: ahenk; uyum. rhythmical mevzun; ahenkli; uyumlu 0 2 months ago
rib The ribs are a number of bones just below the shoulder that wrap around the top of the torso that protect the lungs and heart. (-bed - bing) kaburga kemiği: etin kaburgadan olan kısmı; pirzola: (bot.) yaprak damarı: (den.) posta; ıskarmoz; kaburga; saka zevce 0 2 months ago
ribbon A ribbon is a small, thin piece of cloth that can be used to tie objects together. (eski) riband kurdele: şerit: yazı makinasının şeridi; (çoğ.); (k. dili) araba atının dizgini; şövalyelik nişanı olan kurdele parçası. blue ribbon (bak.) blue. torn to ribbons lime lime olmuş ribbon. fish kâğıtbalığı; (zool.) Trachypterus. 0 2 months ago
rice Rice is a white or brown grain that people boil and eat. pirinç; düğü; pilav 0 2 months ago
rich When someone is rich, they have a lot of money and things. zengin; servet sahibi: mümbit; bitek; verimli; bereketli; bol; çok: mükellef: lezzetli; yağlı 0 2 months ago
rid When you rid a thing, you free it of something not wanted. (gen.) of( ile) kurtarmak; (eski) defetmek; gidermek. be rid of; get rid of başından defedip kurtulmak. rid'dance kurtuluş; kurtulma. good riddance belâdan iyi kurtulma. 0 2 months ago
ride If you ride something, you sit on it while it moves. (-rode -ridden) at veya başka hayvana binmek; arabaya binmek; araba ile gitmek; su üstünde gitmek; yüzmek (gemi); binilmesi rahat olmak; binip kullanmak veya sürmek; zorla yönetmek 0 2 months ago
rider A rider is a person who is riding or who can ride a horse, bike, motorcycle, etc. binici; süvari; ilâve; ek; özellikle kanun tasarısı eki. 0 2 months ago
ridge A ridge is a long narrow hilltop or mountain. sırt; bayır: dağ sırası kabartma çizgi: çatı sırtı; sırt gibi: kabartma çizgileri olan. 0 2 months ago
Showing 3641–3660 of 4941 words