| Word | Definition | Turkish | Popularity | Added |
|---|---|---|---|---|
| almost | Very nearly; not the same, but near to being the same. | hemen hemen; az daha; takriben; yaklaşık olarak. | 0 | 4 days ago |
| already | before a certain time (often now) | evvelce; şimdiden; halen; zaten. | 0 | 4 days ago |
| also | When one thing happens and a second thing happens in a same or similar time or way, then the second thing also happens. | da dahi; hem; hem de; yine; aynı zamanda; keza. | 0 | 4 days ago |
| altar | A table used for religious ceremonies. | kurban kesilen yahut buhur yakılan özel yüksek yer; sunak; kurban taşı; mezbaha; altar; mihrap; aşai rabbani sofrası. altar-piece mihrabın arkasındaki veya üstündeki mozaik | 0 | 4 days ago |
| alter | If you alter something, you change it, usually in a small way. | değiştirmek; tahvil etmek; hadım etmek; değişmek; başka türlü olmak. alter course (den.) rota değiştirmek. alterable değişir; değiştirilebilir. altera'tion değişiklik düzeltme; başkalaşma. alterative değiştirici; (tıb.) bünyenin tabiatını değiştiren ve iyileştiren ilaç. | 0 | 4 days ago |
| alternate | To alternate is change between two positions. | münavebe ile birbirini takip etmek veya ettirmek; bir sıra takip etmek; birbiri ardına gelmek. alternating current (elek) dalgalı akım. | 0 | 4 days ago |
| alternative | An alternative approach, way, source, etc. is not the usual one. | iki şıktan birini seçme imkanını gösteren; diğer; başka; şık; iki şeyden biri; çare; iki şıktan biri. (I.) had no alternative. Başka çarem kalmamıştı. Yapacak başka bir şey yoktu. | 0 | 4 days ago |
| altitude | Height measured from sea level. | yükseklik; yükselti; irtifa. | 0 | 4 days ago |
| altogether | You use altogether to emphasize that something was done or happened completely and in every way. | bütün bütün; tamamen. in the altogether (k.dili.) çıplak; anadan dogma. | 0 | 4 days ago |
| always | If something always happens, it happens at all times or every time. | daima; her zaman; her vakit; her defa; muntazam; evvelden beri; mütemadiyen; boyuna. | 0 | 4 days ago |
| amateur | An amateur is a person who does something for fun, not as a job. | amatör; meraklı; hevesli kimse; (spor) amatör sporcu. amateur'ish acemi veya amatör işi gibi. | 0 | 4 days ago |
| ambition | If you have ambition, then you have a want to accomplish (complete) a task. | hırs; ihtiras (iyi şeyler için olunca makbul sayılır); heves; şiddetle arzu olunan şey. ambitious haris; hırslı; çok istekli; tutkun; başarma isteği olan | 0 | 4 days ago |
| ambulance | An ambulance is a kind of van that takes hurt people to the hospital. | cankurtaran; ambulans: gezici hastane. | 0 | 4 days ago |
| ambush | An ambush is a surprise attack. | pusu; tuzak | 0 | 4 days ago |
| ammunition | Ammunition is the supply for a weapon (like bullets). | mühimmat; cephane. | 0 | 4 days ago |
| amnesia | Amnesia is the loss of memory. | (tıb.). hafıza kaybı; unutkanlık; (psik.) amnezi. | 0 | 4 days ago |
| among | In or into. We say "between" about 2 other things, but among about 3 or more other things. | (edat.) arasına; arasında; içinde; sınıfında; memleketinde; zamanında.(Among daha çok (A.B.D.)'de amongst ise ingilterede kullanılır) | 0 | 4 days ago |
| amount | A total of things; a measure of how much. | miktar | 0 | 4 days ago |
| an | An is used when you don't expect your listener to identify which thing you mean. | bir ünlü ile başlayan kelimelerden evvel kullanılan belgesiz sıfat; bir. - ana- (önek) yukarı; tekrar | 0 | 4 days ago |
| analysis | If you do an analysis, you study something carefully to understand it. | analiz; tahlil; çözümleme. chemical analysis kimyasal tahlil. electrolytic analysis elektrolitik tahlil. qualitative analysis nitel çözümleme. quantitative analysis nicel çözümleme. spectrum analysis spektral analiz. | 0 | 4 days ago |
Showing 361–380 of 4941 words