Manage your vocabulary learning progress
Word Definition Turkish Popularity Added
significant If something is significant, it is important, or large, enough to pay attention to or to believe. manidar; anlam taşıyan; manalı; önemli; mühim. (sig.)nificantly manalı bir şekilde. 0 2 months ago
silence Silence is when no noise is heard. sessizlik; sükut; zikretmeyiş; bahsetmeyiş; ketumiyet; sır saklama; sükunet; huzur 0 2 months ago
silent If something is silent, there is no sound. It is unheard. sessiz; sakin; suskun; söylenmeyen. silent letter okunmayan harf. silent partner işlerin yürütülmesine karışmayan ortak. silent system mahpusların birbiri ile konuşmalarını yasak eden sistem. silently sessizce. silentness sessizlik. 0 2 months ago
silk A strong soft material that cloth is made of. A certain type of silk worms make it. ipek; ipekli kumaş; ipeğe benzer örümcek ağı teli; ipeğe benzer mısır püskülü. silk cocoon ipek kozası. silk hat silindir şapka. silk mill ipek imalâthanesi veya tezgâhı. silk vine ipek fidanı; (bot.) Periploca graeca. artificial silk suni ipek. raw silk ham ipek. spun silk ibrişim. 0 2 months ago
silly If something is silly, it shows that somebody didn't think about it carefully. sersem; şaşkın; budala; akılsız; divane; gülünç; sersemlik kabilinden; budalaca 0 2 months ago
silver A metal with a near white colour and high value and the symbol Ag. gümüş; gümüş rengi 0 2 months ago
similar If two things are similar, they are almost the same, or the same in many, but not all, ways. benzer; müşabih; bir birine yakın; (geom.) şekilde aynı olan; benzeyen şey. similarity benzeyiş; benzerlik. similarly bunun gibi; aynı; aynı şekilde. 0 2 months ago
simply You use simply to emphasize that something is true and thinking about it in different ways won't change that. ancak; sadece; basit olarak; budalaca; (k. dili) tamamen. 0 2 months ago
since From a particular time in the past until now or until a later time in the past. (edat); (bağlaç) o zamandan beri; ondan sonra; sonradan; çok evvel; çoktan beri; (edat) -(den.) beri; olalı 0 2 months ago
sincere If someone is sincere, then they believe that what they are saying is true. içten; samimi; sadık; gerçek; hakiki; sahte olmayan. sincereness; sincerity içtenlik; samimiyet 0 2 months ago
sincerely If something is done sincerely, it is done in a sincere way. içtenlikle; samimiyetle. Yours sincerely Saygılarımla. 0 2 months ago
sing If you sing you use your voice to make music. (sang sung) şarkı söylemek; terennüm etmek; çağlamak; ıslık gibi ses çıkarmak; uğuldamak (rüzgar); çınlamak (kulak); şiir okumak; ötmek 0 2 months ago
singer A singer is someone who sings. şarkı söyleyen kimse; şarkıcı; muganni; hanende; ozan; şair; aşık; ötücü kuş. 0 2 months ago
single A single thing is the only one. tek; yegâne; yekpare; bütün; tek kişilik; bekâr; boydak 0 2 months ago
sink If something sinks, it goes down, usually into water. batmak 0 2 months ago
sip A sip is a small mouthful of drink. yudum yudum içme yudum. 0 2 months ago
sister Your sister is the daughter of your mother and father, except yourself. kızkardeş; hemşire; bacı; abla; kardeş (kız); aynı cinsten olan kimse veya şey; rahibe; hemcins 0 2 months ago
sit When you sit, your body is not standing, but is in a position so that your bottom is on something. (sat -ting) oturmak; çömelmek; tünemek; kuluçkaya yatmak; filanca tarafta bulunmak; toplantıda üye sıfatı ile oturmak: toplantı yapmak; toplanmak; ressam veya heykeltıraşa modellik etmek 0 2 months ago
site A site is a location or a place. yer; mevki; mahal; mevzi. 0 2 months ago
sitting The present participle of sit. celse; oturum; kuluçkalık yumurta sayısı; kuluçka müddeti; oturmaya mahsus. sitting duck (k. dili) kolay vurulan hedef. sitting room salon; oturma odası. 0 2 months ago
Showing 3941–3960 of 4941 words