| Word | Definition | Turkish | Popularity | Added |
|---|---|---|---|---|
| academic | An academic topic, lecture, idea, etc., is one that is connected to education. | eğitimle ilgili; ilmi; soyut; mücerret; pratiğe dayanmayan. | 0 | 4 days ago |
| acceptable | When something is acceptable it is capable of being accepted or is worth being accepted. | kabul olunabilir | 0 | 4 days ago |
| accurate | Something accurate is correct or exact. | doğru; sahi; tam; ince accurately doğru olarak; kusursuz bir şekilde. | 0 | 4 days ago |
| active | Something is active if it is turned on or started. | hareket kuvveti olan; etkin; değiştirebilen; fail; faal; çalışkan; pratik; hareketli | 0 | 4 days ago |
| actual | An actual thing is one that exists; it is real. | gerçek; hakiki; asli; asıl; fiili; gerçekten; bilfiil. | 0 | 4 days ago |
| acute | If an angle is acute, it is less than 90 degrees in size. | sivri; keskin; ince; zeki; zeyrek; açıkgöz; aşırı hassas; tiz | 0 | 4 days ago |
| afraid | To be afraid of someone or something means to be scared of someone or something; to have a fear of someone or something. | korkan | 0 | 4 days ago |
| alert | To be alert is to be awake; attentive | tetik; açıkgöz; atik; uyanık; zeyrek; açıkgözIük; atiklik. | 0 | 4 days ago |
| alike | If some things are alike, they are almost the same in some way. | benzer; aynı; birbirinin aynı olarak; farksızca. | 0 | 4 days ago |
| alive | If someone or something is alive, it is living or it continues to exist. If you are alive you have life. | sağ; canlı; hayatta; diri; şevkli; sevinçli; faal; heyecanlı | 0 | 4 days ago |
| alternative | An alternative approach, way, source, etc. is not the usual one. | iki şıktan birini seçme imkanını gösteren; diğer; başka; şık; iki şeyden biri; çare; iki şıktan biri. (I.) had no alternative. Başka çarem kalmamıştı. Yapacak başka bir şey yoktu. | 0 | 4 days ago |
| ancient | Very old, usually hundreds or thousands or millions of years old. | eski; kadim; eski zamandan kalma; yaşlı adam; ata; baba. | 0 | 4 days ago |
| angry | Upset in an aggressive way. | öfkeli; hiddetli; kızgın; gücenmiş; darılmış; (tıb.) kızarmış; kabarmış; sinirli | 0 | 4 days ago |
| annual | If something is annual, it happens every year. | yıllık; salname; (bot.) bir yıl ömrü olan bitki; senelik; her sene. annually her sene; yılda bir. | 0 | 4 days ago |
| anonymous | If a message is anonymous, it is not signed. | isimsiz; anonim; ismi meçhul. anonymously imza koymadan; imzasız olarak. | 0 | 4 days ago |
| anxious | To be anxious, you are worried or scared about what might happen in the future. | endişeli; mustarip; sıkıntılı; vesveseli; üzüntülü; to veya for ile çok arzulu; istekli; hevesli. anxiously endişe ile | 0 | 4 days ago |
| apparent | If something is apparent, it is easy to see, realise or understand. | kolay anlaşılır; idrak edilir; açık; vazıh; gözle görülebilir; meydanda olan; ortada olan; zahiri | 0 | 4 days ago |
| appealing | : This short section needs someone to add to it. | hoş görünen; hitap eden; cazip; çekici; albenisi olan. | 0 | 4 days ago |
| appropriate | If something is appropriate, it matches the situation. | muvfâfık; uygun; yerinde; biçilmiş kaftan; lâyık; yakışık alır; isâbetli; sâhiplenmek | 0 | 4 days ago |
| artificial | Something that is made by people instead of being made by nature. | yapma; suni; taklit; yalan; yalancy; sahte; zoraki. artificially sahte olarak; suni olarak | 0 | 4 days ago |
Showing 21–40 of 773 words