| Word | Definition | Turkish | Popularity | Added |
|---|---|---|---|---|
| roast | If you roast vegetables or meat, you cook it over a fire or in an oven for a long time. | fırında kızartmak; kebap etmek; (kahve) kavurmak; (k. dili) takılmak; alay etmek; (k. dili) azarlamak; haşlamak; tavlamak | 1 | 4 days ago |
| share | When you share something, you let another person use it. | paylaşmak | 1 | 4 days ago |
| shave | When you shave hair, you remove all of it with a sharp object such as a razor. | (shaved shaven) tıraş etmek; kazımak; sıyırıp geçmek; sürtünür gibi geçmek; rendelemek; tıraş olmak; tıraş; ince dilim | 1 | 4 days ago |
| shook | The past tense of shake. | fıçı veya sandık yapmak için hazırlanmış malzeme; başak demetleri kümesi; fıçılık tahtaları demet haline getirmek. | 1 | 4 days ago |
| sleep | If you sleep, you rest quietly with eyes shut, usually in bed for many hours at night. | uyumak | 1 | 4 days ago |
| sleeping | The present participle of sleep. | uyku hali; uyuyan; uykudaki; uyku için kullanılan. sleeping bag uyku tulumu. sleeping Beauty Uyuyan Güzel. sleeping car yataklı vagon. sleeping partner ing. işin idaresine karışmayan ortak. sleeping pill uyku hapı. sleeping sickness uyku hastalığı. | 1 | 4 days ago |
| unload | If you unload something, you remove the cargo from a vehicle. | yükünü boşaltmak; yükunu kaldırmak; boşaltmak (silâh); derdini dökmek; açılmak; eldeki malı satarak elden çıkarmak. | 1 | 4 days ago |
| vanish | If you vanish, you disappear suddenly. | kaybolmak; gözden kaybolmak; yok olmak; uçmak; zail olmak; (mat.) sıfıra eşitlemek; (dilb.) diftongun daha zayıf telaffuz olunan ikinci kısmı. vanishing cream az yağlı krem. vanislning fraction sıfıra eşit olan kesir. vanishing point birleşme noktası; intiha noktası. | 1 | 4 days ago |
| wanted | The past tense and past participle of want. | istenen; aranan. | 1 | 4 days ago |
| washing | The present participle of wash. | yıkama; yıkanma; çamaşır; ince madeni kaplama. washing machine çamaşır makinası. washing soda çamaşır sodası. | 1 | 4 days ago |
| wearing | The present participle of wear. | yıpratıcı; yorucu; giyilmeye elverişli. | 1 | 4 days ago |
| weeping | The present participle of weep. | ağlayan; gözleri yaşlı; ince ve sarkık dallı. weeping willow salkımsöğüt; (bot.) Salix babylonica. | 1 | 4 days ago |
| wonder | If you wonder about something, you think about it because you want to know more about it. | tansık; harika; mucize; acibe; keramet; şaşkınlık; hayret; şaşmak | 1 | 4 days ago |
| abandon | If you abandon something, you go away from it with no plan to return. | tamamıyle bırakmak; terketmek; başından atmak; kendini tamamıyla vermek; kendini kaptırmak. | 0 | 4 days ago |
| abandoned | The past tense and past participle of abandon. | metruk; terk edilmiş; hayâsız; ahlâksız. | 0 | 4 days ago |
| accept | If you accept something, you take it when somebody gives it to you. | kabul etmek; almak; icabet etmek; onaylamak; tasdik etmek; razı olmak; anlamak; mana vermek. | 0 | 4 days ago |
| accompany | If one thing accompanies something else, it comes or goes with it, or they happen together. | bir kimseye arkadaş olmak; yanında bulunmak; beraberinde gitmek veya gelmek; refakat etmek; rehberlik etmek; (müz.) eşlik etmek; maiyetinde bulunmak; ilâve etmek | 0 | 4 days ago |
| accomplish | If you accomplish something, you succeed in doing or completing something. | başarmak; becermek; üstesinden gelmek; tamamlamak; ikmal etmek accomplished ikmal edilmiş; hünerli; nezaketli. | 0 | 4 days ago |
| accuse | If you accuse someone, you say they did something, usually something bad. | suclamak; itham etmek; cürüm isnat etmek accusa'tion cürüm isnadı; suçlama; itham; töhmet accused sanık; maznun. | 0 | 4 days ago |
| achieve | If you achieve success or a goal, you have completed what you planned to do or have a good result. | başarmak; yapabilmek; üstesinden gelmek; kazanmak; meydana getirmek muzaffer olmak achievement başarı; muvaffakiyet; husule getirme; başarma | 0 | 4 days ago |
Showing 21–40 of 1048 words