| Word | Definition | Turkish | Popularity | Added |
|---|---|---|---|---|
| mortal | Someone or something that is mortal can age, be injured, die, or disappear. | ölümlü; geçici; fani; insani; beşeri; öldürücü; amansız; ölümcül | 0 | 5 days ago |
| muddy | If something is muddy, it is covered in mud. | çamurlu; bulanık; kirli; pis; karışık | 0 | 5 days ago |
| multiple | Multiple items are more than one item. | çok yönlü; çok kısımlı; katmerli; (elek.) çok safhalı cereyan; (mat.) katsayı. multiple choice testlerde cevaplardan birini seçme usulü. multiple circuit (elek.) çok safhalı devre. multiple reentry vehicle birkaç ayrı bomba taşıyan roket. least common multiple (mat.) en küçük ortak katsayı. | 0 | 5 days ago |
| musical | If something is musical it makes music or is about music. | müziğe ait; ahenkli; uyumlu; müziksever; musikişinas; müzik ustası; bestelenmiş; müzikli komedi. musical chairs müzik eşliğinde iskemle kapmaca oyunu. musical comedy müzikli | 0 | 5 days ago |
| mutual | If something is mutual x does it to y, and y does it to x. | iki taraflı; karşılıklı; ortak; müşterek. mutual friend müşterek dost. mutual fund (bak.) fund. mutual insurance karşılıklı (sig.)orta; karın belirli bir (kıs.)mının poliçe hamiline ödenmesini gerek- tiren (sig.)orta. mutual love karşılıklı sevgi. mutuality mukabele; karşılıklı olma. mutually karşılıklı. | 0 | 5 days ago |
| mysterious | If something is mysterious, it is something that cannot be explained or is puzzling. | gizemli; esrarengiz; akıl ermez; anlaşılamaz; garip. mysteriously gizemli bir şekilde; anlaşılmaz surette. mysteriousness gizemlilik; anlaşılmazlık. | 0 | 5 days ago |
| naive | If someone is naive, they do not have experience. | saf; bön; toy; tecrübesiz; denenmemiş. naively safça. naivete saflık; bönlük; tecrübesizlik. | 0 | 5 days ago |
| naked | If someone is naked, they are not wearing any clothes. | çıplak; üryan; yalın; (bot.) çıplak; örtüsüz; çaresiz; savunmasız; silâhsız | 0 | 5 days ago |
| narrow | If something is narrow, it is not wide; it is thin. | dar; ensiz; sınırlı; dar düşünceli; dar fikirli; darlık içinde; cüzi; az | 0 | 5 days ago |
| nasty | If something is nasty it is very bad. | tiksindirici; iğrenç; kötü; çirkin; hoşa gitmeyen; ayıp; edepsiz; müstehcen | 0 | 5 days ago |
| national | If something is national it affects a whole nation or country. | milli; ulusal; millete ait; yurttaş; vatandaş. national anthem milli marş veya şarkı. National Assembly Millet Meclisi. national bank milli banka; ulusçuluk | 0 | 5 days ago |
| native | If something is native, it belongs to you by birth. | yerli; tabii; doğal; doğuştan; basit; suni olmayan; bir yerde doğan kimse; yerli mal veya hayvan. native-born doğma büyüme | 0 | 5 days ago |
| natural | Something is natural if people didn't make it. | doğal; tabii; asıl; doğuştan; normal; suni olmayan; tabiata uygun; (müz.) doğal | 0 | 5 days ago |
| naughty | If somebody, especially a child or a pet, is naughty, they are not good. | yaramaz; haylaz; serkeş; münasebetsiz; fena; ahlaksız. naughtily haylazca. naughtiness yaramazlık; münasebetsizlik. | 0 | 5 days ago |
| naval | If something is naval, it is about a navy or navies. | harp gemilerine ait; denizel | 0 | 5 days ago |
| neat | If something is neat, it is clean and everything is in its place. | temiz ve düzgün; zarif; zevkli; kat(kıs.)ız; halis; su katılmamış (içki); zeki; hünerli | 0 | 5 days ago |
| necessary | Something is necessary if people need it. It must happen or there will be a big problem. | gerekli; zorunlu; lüzumlu; zaruri; lâzım; çaresiz; kaçınılmaz; (gen.) (çoğ.) gerekli şey. necessarily ister istemez | 0 | 5 days ago |
| nervous | If you are nervous, you are tense and worried about something. | sinirli; asabi; korkak; ürkek; çekingen. nervous breakdown; nervous prostration sinir argınlığı; sinir bozukluğu; nevrasteni nervous impulse (tıb.) asabi tembih | 0 | 5 days ago |
| neutral | Treating both sides equally. | tarafsız; yansız; belirli bir niteliği olmayan; tarafsız memlekete ait; rengi belli olmayan; (kim.) ne asit ne de alkali niteliğinde olan; nötr; (elek.) ne müspet ne de menfi | 0 | 5 days ago |
| new | If something is new, it is not old. | yeni; taze; yeni çıkmış; yeni keşfolunmuş; tazelenmiş; yenilenmiş; görülmemiş; alışılmamış. new moon yeni ay | 0 | 5 days ago |
Showing 421–440 of 773 words