| Word | Definition | Turkish | Popularity | Added |
|---|---|---|---|---|
| verge | The verge of something its edge. | sınır; hudut; had; kenar; eşik; halka daire; değnek; asa | 0 | 4 days ago |
| verify | To verify something is to get evidence to show that it is true. | gerçeklemek; doğrulamak; tasdik etmek; doğruluğunu ispat etmek; (huk.) tahkik etmek tetkik etmek. verifiable gerçekliği ispat edilebilir; tahkiki mümkün. | 0 | 4 days ago |
| verse | Words that use rhythm and good sounds, like the words of a song but with no music. | mısra; şiir; koşuk; nazım; beyit; kıta; ayet. | 0 | 4 days ago |
| version | A version is something that exists in different forms. | belirli bir görüşe dayanan açıklama veya tanımlama; çeviri; uyarlama; adaptasyon. | 0 | 4 days ago |
| versus | When we say one thing versus another thing, it means the two things are on different sides, going in different directions, or against each other. | (edat) karşı; aleyhinde; (kıs.) v. veya vs. | 0 | 4 days ago |
| vertical | A line that is upright is called a vertical. | düşey; dikey; tam tepede olan; (bot.) dikey; dikey çizgi; dikey düzlcm; dikey kiriş. vertical circle (astr.) ufuk düzlemine dikey olan büyük daire. | 0 | 4 days ago |
| very | Much; quite. Using very makes the adjective or adverb stronger. | tam; hakiki; ta kendisi; mutlak; kati; hususi; belirli; aynı | 0 | 4 days ago |
| vessel | A vessel is a pot or container. | kap; tas; tekne: tekne; gemi; (anat.) damar; kanal; alet. blood vessel kan damarı. | 0 | 4 days ago |
| vest | A vest is a piece of clothing that covers the chest; a vest is like a shirt with no sleeves. | yelek; çıkar; alâkadar menfaat; coğ. çıkar çevreleri. | 0 | 4 days ago |
| veteran | A veteran is a person with long experience of a particular activity. | kıdemli; tecrübeli; kıdemli asker; emekli asker. | 0 | 4 days ago |
| via | You use via to mean the path that something takes when it goes somewhere (the places it goes through before it gets there). | (edat) yolu ile; dan geçerek; yol; (tıb.) mecra; kanal. | 0 | 4 days ago |
| vice | A vice is an immoral or bad habit. | ahlaksızlık; fuhuş | 0 | 4 days ago |
| vicinity | If A is within the vicinity of B, A is at an area which is near B. | yakınlık; komşuluk; çevre; civar; semt. | 0 | 4 days ago |
| victim | A victim is the person hurt in a crime. | kurban; mağdur kimse. | 0 | 4 days ago |
| victory | A victory is the act or result of winning. | zafer; yengi; utku; muzafferiyet; galebe; başarı. | 0 | 4 days ago |
| video | A video is a television show or movie. | televizyonla resim nakline ait.video tape görüntü ve ses kaydeden televizyon bandı. | 0 | 4 days ago |
| view | The act of seeing. | bakış; nazar; bakma; görüş; göz ayrımı; görüş alanı; manzara; görünüm | 0 | 4 days ago |
| villa | A villa is a large house. | yazlık köşk; gösterişli yazlık ev; villa. villadom ing. villalar; banliyöde oturan halk. | 0 | 4 days ago |
| village | A village is a very small town. | köy; köy halkı villager köylü. | 0 | 4 days ago |
| villain | A villain is a very bad person, often a criminal. | hain veya cani kimse; edebi eserde kötü adam; çapkın adam; problem yaratan durum. villainy alçaklık; habislik; hainlik. | 0 | 4 days ago |
Showing 4701–4720 of 4941 words