| Word | Definition | Turkish | Popularity | Added |
|---|---|---|---|---|
| whore | A whore is a person (usually a woman) who has sex for money. | fahişe; orospu; fuhşa ait. | 0 | 4 days ago |
| whose | Whose is used to ask what person something belongs to. | (zam.) kimin; ki onun. | 0 | 4 days ago |
| wicked | If you are wicked you often do evil things. More than that, a wicked person enjoys evil. | günahkâr; kötücül; habis; kötü; hayırsız; adi; bayağı; aşağılık | 0 | 4 days ago |
| wide | If something is wide, it is long from one side to the other side. | geniş; açık; engin; vasi; ferah; enli; şümullü; uzak | 0 | 4 days ago |
| wife | A married woman. | (çoğ.) -wives) karı; zevce; eş; hanım; karılık. wife'less karısız; karısı olmayan. wife'ly zevceye yakışır. | 0 | 4 days ago |
| wig | A wig is a type of artificial hair. It can be worn by actors to change their hairstyle without affecting their original hairstyle, by people who do not have hair, or just to look better. | (-ged -ging) peruka; takma saç; ing.; (k. dili) azar tekdir. | 0 | 4 days ago |
| wiggle | If something or someone wiggles, it moves back and forth or side to side. | kıpır kıpır oynamak; kıpırdaşmak; kımıldamak; yerinde rahat durmamak; kıpırtı. get a wiggle on (argo) acele etmek; sallanmamak; çabuk olmak. wiggler kıpırdak çocuk; sivrisinek larvası veya kurdu. | 0 | 4 days ago |
| wild | If an animal or plant is wild it is not tame. This means it lives in nature and people have not changed it. | yabani; yabanıl; vahşi; çılgın; deli gibi; arsız; terbiyesiz; hoyrat | 0 | 4 days ago |
| wilderness | Places that are far from cities or farms; usually places where no people live. | kır; sahra; el değmemiş bölge; boşluk; şaşırtıcı kalabalık veya yığın. | 0 | 4 days ago |
| will | You use will to say that you strongly expect something to happen in the future. | istek | 0 | 4 days ago |
| willing | If you are willing to do something, you are ready to do it. | istekli hazır; razı; içten; gönüllü; isteyerek yapan. willingly isteyerek; seve seve. willingness isteyerek yapma; gönüllülük. | 0 | 4 days ago |
| win | You win when you do better than other people. | (won -ning) kazanmak; yenmek; galip gelmek; birinci gelmek; ele geçirmek; temin etmek; gönlünü kazanmak; gayesine erişmek | 0 | 4 days ago |
| wind | Wind is the moving air. | rüzgâr; yel; esin; esinti | 0 | 4 days ago |
| window | A piece of glass in a wall to let people see through it. | pencere; pencere çerçevesi. window blind güneşlik. window box pencerenin dış tarafına konulup içine çiçek ekilen sandık. window dressing vitrin dekorasyonu; gösteriş; göz boyama. window frame pencere çerçevesi. window sash pencerenin açılır kapanır veya aşağı yukarı sürülür çerçevesi. window seat pencere rafı; pencere içinde oturulacak yer. window sill pencere eşiği. bay window cumba penceresi; (argo) göbek. dormer window tavan arası penceresi. windowred pencereli. | 0 | 4 days ago |
| wine | Wine is an alcoholic drink made from grapes or other fruit. | şarap; meyva şarabı | 0 | 4 days ago |
| wing | A wing is the long flat part of a bird, insect or other flying thing. It is used to fly. | kanat; cenah; kol; uçuş; uçuşan şey; kapı kanadı; açıkta oynayan futbolcu; (mim.) binanın yan çıkıntısı | 0 | 4 days ago |
| wink | If you wink, you shut your eye and then quickly open it. | göz kırpmak; göz kırparak işaret etmek; pırıldamak; göz kırpma; göz işareti; bir göz açıp yumma süresi; lahza; pırıltı. wink at görmezlikten gelmek. I can't sleep a wink Hiç uyuyamıyorum. forty winks (k. dili) şekerleme | 0 | 4 days ago |
| winning | The present participle of win. | kazanma; galip gelme; (gen.) (çoğ.) kazanç; kazanılan para; kazanan; galip; cazip; alıcı | 0 | 4 days ago |
| winter | Winter is the coldest season of the year. In northern countries, December, January and February are winter months. | kış; soğuk hava; tatsız günler; (şiir) ihtiyarlık; kışla ilgili; kışlık. winter cactus subayra; (bot.) Epiphyllum grandiflora. winter cherry güveyfeneri; (bot.) Physalis alkekengi. winter quarters kışlık yer | 0 | 4 days ago |
| wipe | If you wipe something, you rub it to take something off of it. Often you wipe off water or dirt. | silmek; silip kurutmak; silme; siliş; temizleme; (argo) vuruş; tokat; dayak | 0 | 4 days ago |
Showing 4841–4860 of 4941 words