| Word | Definition | Turkish | Popularity | Added |
|---|---|---|---|---|
| identify | If you identify something, you say what it is. | teşhis etmek; hüviyetini tayin etmek; aynı olduğunu ispat etmek; bir tutmak; fark gözetmemek identify with ile bir tutmak identifica'tion hüviyetini tespit etme; hüviyet identification card kimlik kartı; hüviyet varakası. | 0 | 5 days ago |
| ignore | If you ignore someone or something, you don't listen to, look at, or pay attention to them. | önem vermemek; bilmezlikten gelmek; anlamazlıktan gelmek; (huk.) delil yetersizliğinden kabul etmemek | 0 | 5 days ago |
| imagine | If you imagine something, you make a picture of it in your head. | hayal etmek; tasavvur ve tahayyül etmek; tasarımlamak; zannetmek; farz ve tahmin etmek; kavramak; anlamak. | 0 | 5 days ago |
| impose | If you impose something on someone, you force it on them, even if they don't want it. | üzerine koymak; zorla yüklemek; tarhetmek (vergi); hile ile kabul ettirmek; geçirmek; (matb.) dizilmiş sayfaları baslıacak sekilde sıraya koymak; düzenlemek; tanzim etmek | 0 | 5 days ago |
| impress | If you impress someone, you make them think good things about you. | etkilemek | 0 | 5 days ago |
| improve | If something improves, it changes from bad to good. | değerini artırmak; kıymetlendirmek; ıslah etmek; düzeltmek; yoluna koymak; iyiye kullanmak; istifadeli bir hale getirmek; ıslah olmak | 0 | 5 days ago |
| include | When you include something, you make it part of something else. | işine almak; kapsamak; şamil olmak; ihtiva etmek; dahil etmek; hesaba katmak. included dahil. | 0 | 5 days ago |
| increase | To grow; to become bigger. | artmak; arttırmak | 0 | 5 days ago |
| indeed | You use indeed to make your words stronger. | (ünlem) hakikaten; gerçekten; doğrusu; (ünlem) Öyle mi? No; indeed! Hiç de öyle değil. Yok canım. Yes; indeed! Elbette. | 0 | 5 days ago |
| indicate | If someone indicates something, they point it out or they point to it; they bring your attention to something. | işaret etmek; göstermek; imlemek; dolaylı olarak belirtmek; (tıb.) hastadaki belirtileriyle; hastalığın cinsini veya ilâcını göstermek; kısaca tanımlamak. indicated horse power bir makinanın belirtilmiş olan beygir gücü. | 0 | 5 days ago |
| indulge | surrender to your own desire to do something | iptila göstermek; teslimiyet göstermek; kendini vermek; müptela olmak; düşkünlük göstermek; müsamaha etmek; mühleti uzatmak. | 0 | 5 days ago |
| inform | If you inform someone of something, you give them knowledge about it. | bilgi vermek; haber vermek; söylemek; bildirmek; şekil vermek; canlandırmak; fikrini açmak; against veya on ile ihbar etmek. | 0 | 5 days ago |
| informed | The past tense and past participle of inform. | bilgili; tahsilli. | 0 | 5 days ago |
| inherit | Getting the characteristics of its parents. | miras almak; kalıt almak; varis olmak. inheritor varis. | 0 | 5 days ago |
| initiate | If you initiate something, you begin it, but other people join in or continue it. | başlatmak; alıştırmak; göstermek; üyeliğe kabul etmek; üyeliğe yeni kabul edilmiş kimse; bir grubun sırlarını ve adetlerini bilen kimse. | 0 | 5 days ago |
| insert | to put something into something else | sokmak | 0 | 5 days ago |
| insist | To insist means to get your own way without listening to other people's comments. | ısrar etmek; sebat göstermek; davasından vaz geçmemek. insistence ısrar; sebat. insistent ısrar edici; zorlayıcı. | 0 | 5 days ago |
| inspire | If something inspires you, it gives you ideas, or it makes you want to create. | ilham etmek; esinlemek; telkin etmek; içine çekmek (nefes); nefes almak. | 0 | 5 days ago |
| insult | If you insult someone, you say or do something rude to them. | aşağılamak; hakaret etmek | 0 | 5 days ago |
| intend | If you intend something, you have it in your mind as your plan, goal, wish, etc. | zihninde kurmak; niyet etmek; tasarlamak; kasdetmek; meram etmek; demek istemek. intended (k.) dili nişanlı (erkek veya kız) | 0 | 5 days ago |
Showing 481–500 of 1048 words