Manage your vocabulary learning progress
Word Definition Turkish Popularity Added
intercept If you intercept something, you stop or divert something that is in progress or motion. durdurmak; yolunu kesmek; yolda iken tutmak; tevkif etmek. interception tevkif; durdurma. interceptor yol kesen kimse; avcı uçağı. 0 5 days ago
interfere An act of minding other people's business. karışmak; müdahale etmek; çatışmak; zıddiyet göstermek; dokunmak; zarar vermek; (fiz.) birbiri üzerine tesir etmek; mâni olmak 0 5 days ago
interrupt If you interrupt someone, you stop them doing or saying one thing, and often ask them to do another. kesmek; aralık açmak; ara vermek; fasıla vermek; intizamını bozmak; arasını kesmek; birinin sözünü kesmek; birinin işine mâni olmak. interrupted kesilmiş. interruptedly aralıklarla 0 5 days ago
introduce If you introduce someone or something, you make them known to someone else. takdim etmek; tanıştırmak; ortaya çıkarmak; ortaya koymak; teklif etmek; tanıtmak; yeni bir bilgi getirmek; öğretmek 0 5 days ago
invade If you invade a place, you to move in using soldiers and you plan to stay. saldırmak; tecavüz etmek; hücum etmek; istila etmek; ihlâl etmek. 0 5 days ago
invent If you invent something, you make or design a new kind of thing. icat etmek; ihtira etmek; çıkarmak; türetmek; uydurmak; düzmek. 0 5 days ago
invest If you invest your money, you use your money to make more money. (para) yatırmak; (para güç; zaman) sarfetmek; memuriyete koymak; (saIâhiyet) vermek; kuşatmak. invest in ileride gelir sağlamak için bir şeye para yatırmak. 0 5 days ago
investigate If you investigate a problem, you get information about it and you think carefully about the information, usually to find an answer. incelemek; tetkik etmek; gözden geçirmek; teftiş etmek; tahkik etmek; araştırmak. investigable incelenebilir; teftişi mümkün. investigative teftiş ve incelemeye ait. investigation tahkik araştırma; tetkik 0 5 days ago
invite If you invite someone to something, you ask them to be there. davet etmek; çağırmak; cezbetmek; celbetmek; icrasını teklif etmek. invitingly davetkar bir şekilde; cezbedici surette. 0 5 days ago
involve If an activity involves something, then that thing is used in or is part of the activity. icap ettirmek; bağlamak; tabi kılmak; sarmak; kuşatmak; ihata etmek; içine almak; ihtiva etmek 0 5 days ago
involved The past tense and past participle of involve. kolayca anlaşılamayan; çapraşık. 0 5 days ago
isolate If you isolate something, you make it so that it does not or cannot contact certain other things. ayırmak; tecrit etmek; (kim.) bir maddeyi başka maddelerden ayırmak; karantinaya almak 0 5 days ago
itch An itch is when you have an uncomfortable feeling on the skin, then you want to scratch it. kaşınmak; gidişmek; şiddetle arzu etmek; kaşıntı; kaşınma; gidişme; şiddetli arzu; uyuz hastalığı. itching palm aşırı kazanç hevesi. itchiness kaşınma 0 5 days ago
jab To jab means to poke roughly or quickly, especially with something sharp or pointed. dürtmek; itmek; ucu keskin bir şeyle dürtmek; dürtme; saplama. 0 5 days ago
jeopardize If you jeopardize someone or something, you put them in a situation in which there is a danger of loss, harm, or failure. tehlikeye atmak; tehlikeli ve nazik bir durumda bırakmak. 0 5 days ago
join If someone joins two or more things, they bring them together. katılmak (kulüp parti); buluşmak; birleştirmek; birleşmek; bağlanmak; kavuşmak; bağlamak; izdivaçla birleştirmek 0 5 days ago
jump If you jump, you leave the ground completely. zıplamak; sekmek; atlamak 0 5 days ago
just When you just do something, you only did that thing. sadece; yalnızca; az önce; biraz önce; demin; kıl payıyla; ucu ucuna 0 5 days ago
keep When you keep something for someone, you make something safe. tutmak; saklamak; durmak; devam etmek; -ip durmak; bakmak 0 5 days ago
keeping The present participle of keep. tutma; koruma; muhafaza etme; geçim; geçimini temin etme; himaye. in keeping with uygun olarak. 0 5 days ago
Showing 501–520 of 1048 words