Manage your vocabulary learning progress
Word Definition Turkish Popularity Added
kept The past tense and past participle of keep. (bak.) keep. 0 5 days ago
kidnap When you kidnap someone, you take the person away, usually to demand for money as a ransom. . (-ed - ing veya -ped; ping) birini zorla veya hile ile kaçırıp götürmek; fidye almak için insan kaldırmak. 0 5 days ago
kill To kill a person, thing, or an animal means to cause a person, thing, or an animal to die. öldürmek 0 5 days ago
killing The present participle of kill. .öldürme; katil; vurgun (av): (k. dili) vurgun; büyük kazanç; öldürücu; (k. dili) çok güldürücü; katıltıcı; çok 0 5 days ago
kneel If you kneel, you lower your body and put one or two of your knees on the floor. (knelt veya kneeled) diz çökmek; diz üstü oturmak; diz büküp selamlamak. 0 5 days ago
knew The past tense of know. (bak.) know. 0 5 days ago
know When you know something, you have facts or ideas in your mind. bilmek; tanımak; anlamak; yatmış olmak; haberi olmak 0 5 days ago
knowing The present participle of know. bilgisi olan; malumatı olan; çok bilmiş; şeytan; kurnaz; açıkgöz. knowingly bilerek; bile bile; kasten. 0 5 days ago
landed The past tense and past participle of land. arazisi olan; arazi sahibi; araziden ibaret. land property gayri menkul mülk; arazi. 0 5 days ago
laugh Someone laughs when they make a sound with their mouth because they think something is funny. It can sound like "ha ha", "ho ho", "hee hee", etc. gülmek; sevinmek; eğlenmek; gülerek ifade etmek; gülme; gü1üş; hande; kahkaha. laugh at (birine) gülmek. laugh away gülüşle meseleyi kapatmak 0 5 days ago
laughing The present participle of laugh. gülen; güldüren; gülme; gü1üş. laughing gas güldürücü gaz; (tıb.) azot monoksit gazı (anestezi için kullanılır) laughing hyena benekli sırtlan. laughing jackass (bak.) jackass laughing stock gülünecek kişi. no laughing matter şakaya gelmez durum; gülünmeyecek şey. laughingly gülerek. 0 5 days ago
launch If you launch something, you throw it. kızaktan suya indirmek (gemi); roket fırlatmak; başlatmak (yeni iş); mızrak gibi atmak; gemiyi kızaktan suya indirme; roketi fezaya fırlatma; (den.) işkampaviye; harp gemisinin en büyük sandalı. launch forth 0 5 days ago
lay When you lay something, you place it down flat. yatırmak; döşemek; yumurtlamak 0 5 days ago
lean If you lean against something, then you push or press against it. yaslanmak; dayanmak 0 5 days ago
leaning The present participle of lean. temayül; eğilim; meyil; arzu. 0 5 days ago
learn When you learn something, you start to know how to do things that you didn't know before. (ed veya learnt) öğrenmek; işitmek; haber almak. learn by heart ezberden öğrenmek; ezberlemek. learn by rote tekrarlaya tekrarlaya ezberlemek. 0 5 days ago
learned The past tense and past participle of learn. alim; çok okumuş; bilgili; malumatlı; bilgisi geniş. learnedly derin bilgi ile; âlimane. learnedness bilginlik; bilgi. 0 5 days ago
learning Someone is learning ideas if they didn't know the ideas before and they are starting to know them. ilim; bilgi; malumat; irfan; öğrenme; ilim kazanma. 0 5 days ago
learnt The past tense and past participle of learn. (bak.) learn. 0 5 days ago
lease If someone leases, they take control a property or land by purchasing a contract (or leasehold) from the owner. kira kontratı; icar; kiralama; kontrat ile kiralamak. leasehold kontratla kiralanmış mal; kiralanmış. lease holder kiracı. a new lease on life hastalık veya üzüntüden sonra yeniden hayata başlama. 0 5 days ago
Showing 521–540 of 1048 words