| Word | Definition | Turkish | Popularity | Added |
|---|---|---|---|---|
| secure | When something is secure, it is firmly held in place and probably will not fall. | emin; korkusuz; tehlikeden uzak; kaygısız; şüphesiz; emniyetli; muhafazalı; sımsıkı secureness sağlamlık | 0 | 4 days ago |
| selfish | When someone is selfish, that person regards himself/herself as the standard in making decisions. | egoist; bencil. hodbin selfishly bencilce egoistçe. selfishness egoistlik; bencillik; hodkamlık. | 0 | 4 days ago |
| senior | A senior person has a higher social position. | yaşça büyük (baba ile oğul aynı ismi taşıdıkları zaman babanın ismine eklenir (kıs.) Sen. veya Sr.); kıdemli; yasça daha büyük adam; kıdemli kimse; son sınıf öğrencisi. senior citizen (A.B.D.); ( Kanada) yaşlı kimse. senior high school (A.B.D.) on; on bir ve on ikinci sınıfların karşılığı olan okul; lise. seniority yasça büyüklük | 0 | 4 days ago |
| sensible | A sensible person thinks clearly and makes good decisions. | makul; akla uygun; hissedilir; sezilir; farkına varılır; hisseden; hassas; duygulu | 0 | 4 days ago |
| sensitive | If you are sensitive, you easily understand other people's feelings. | hassas; duygulu; duyar; duygun; içli; alıngan; duygusal; (kim.) çabuk muteessir olan | 0 | 4 days ago |
| sentimental | If something is sentimental, then it involves sentiment or relates to it in some way. | hissi; hislerin etkisiyle yapılan; hassas; duygusal; içli. sentimentalism aşırı duygusallık. sentimentalist hislerine fazla kapılan kimse. sentimentally hissi bir şekilde. | 0 | 4 days ago |
| separate | Being separate means that a piece of an object is not connected to or attached to the rest of the object. | ayrı; ayrılmış; başka başka; bağlantısız olarak. separateness ayrılık. separation ayrılık; ayrılma; ayırma; (huk.) ayrı yaşama. separatist asıl kiliseden veya siyasi partiden ayrılma taraftarı; bağımsızlık yanlısı. separator ayırıcı | 0 | 4 days ago |
| serious | A problem or situation is serious if it is not funny or comical, but important. | ağır; temkinli; aklı başında; vakarlı; ciddi; ağırbaşlı; gerçek; hakiki | 0 | 4 days ago |
| seventh | The seventh thing is the one that is number seven (7) in order. | yedinci; yedide bir; yedide bir kısım; yedinci şey; (müz.) yedili. seventh day yedinci gün; cumartesi günü. seventh heaven büyük mutluluk; göğün yedinci tabakası; yedinci gök. | 0 | 4 days ago |
| severe | Something that is severe is very bad. | sert; şiddetli; haşin; fazla ciddi; kasvetli. severely şiddetle. severeness; severity şiddet; sertlik. | 0 | 4 days ago |
| sexual | If something is sexual it has to do with sex. | cinsiyete ait; cinsi; seksüel; (biyol.) cinsiyeti olan. sexual intercourse cinsel ilişki. sexual organs tenasül uzuvları. sexuality cinsiyet; seks kuvvetine sahip olma. sexually cinsel bakımdan. | 0 | 4 days ago |
| sexy | Someone or something that is sexually attractive. | (k. dili) seksi cinsel arzu uyandıran. | 0 | 4 days ago |
| shaky | If something is shaky, it is not stable. | zayıf; keyifsiz; titrek; sarsak; sarsıntılı. shakiness sarsaklık; titreklik; sarsıntılı olma. | 0 | 4 days ago |
| shallow | If water, a container, a hole, etc. is shallow, it is a short distance from the top to the bottom. | sığ; sathi; yüzeysel; sığ yer; kumsal | 0 | 4 days ago |
| sharp | Having a cutting edge; not dull. | keskin; sivri; diyez; tiz | 0 | 4 days ago |
| shiny | If something is shiny it reflects light, or a makes light. | parlak; açık; berrak. | 0 | 4 days ago |
| shocking | If something is shocking, it causes someone to feel shocked or startled. | şaşırtıcı; şok tesiri yapan; tiksindirici; (k. dili) çok kötü. shockingly şok tesiri yaparak; şaşkına çevirerek. | 0 | 4 days ago |
| short | If something is short then there is a small distance from the bottom to the top. The opposite is tall. | kısa; kısa boylu; bodur; ters ve kısa (cevap); eksik; nakıs; dar; ihtiyacı karşılamayan | 0 | 4 days ago |
| shy | When you are shy, you are easily frightened, afraid, or careful. | ürkek; utangaç; mahcup | 0 | 4 days ago |
| sick | If a person, animal, or plant is sick, it has a disease and is not healthy. | hasta; keyifsiz; bulantılı; midesi bulanan; bezgin; hasret çeken; özleyen; "of" ile tiksinmiş | 0 | 4 days ago |
Showing 581–600 of 773 words