| Word | Definition | Turkish | Popularity | Added |
|---|---|---|---|---|
| bird | A bird is a warm-blooded animal that has feathers and wings and lays eggs. Most birds can fly. | kuş; hindi gibi hayvanlar; bedmintın oyunundaki top; (argo) herif; yuha çekme; temin edilen menfaat. birdhouse ağaca asılı tahta kuş yuvası. birdlime ökse; tuzak birdman kuş avcısı; kuşçu | 0 | 5 days ago |
| birth | A birth is when a new baby comes out of its mother. | doğum; doğma; doğuş; veladet; soy; nesep; başlangıç; kaynak | 0 | 5 days ago |
| bit | A bit is an amount, usually a small amount. | gem; oyan; matkap; delgi; azıcık; biraz; gıdım; parça | 0 | 5 days ago |
| bitten | The past participle of bite. | (bak.) bite. | 0 | 5 days ago |
| bitter | The taste of black coffee and many medicines is bitter. This is the taste of a chemical base. | acı keskin; sert; şiddetli; kötü. to the bitter end iş bitinceye kadar; ölünceye kadar. a bitter pill yenilir yutulur cinsten olmayan durum. bitterish acımsı. bitterly acı olarak. bitterness acılık. | 0 | 5 days ago |
| bizarre | If something is bizarre, it is strange or unusual. | garip; tuhaf; acayip; biçimsiz. | 0 | 5 days ago |
| black | The darkest color; with no light; the color of the sky at night. | siyah renk; siyah boya; siyah elbise; zenci; siyah; kara; karanlık; kasvetli | 0 | 5 days ago |
| blackjack | Blackjack is a card game. The aim is to try to get as near as possible to 21 points, but not get more than 21. | cop; büyük içki bardağı; bir kâğıt oyunu; (bot.) bir çeşit küçük meşe; siyah korsan flaması. | 0 | 5 days ago |
| blackmail | Blackmail is an offence whereby someone extorts money or benefits in return of not revealing compromising or damaging information about them. | t. şantaj; tehditle birinden para koparma | 0 | 5 days ago |
| bladder | The bladder is the internal organ where urine collects. | (anat.) mesane; kese; sidik torbası; iç lastik. air bladder (zool.) hava kesesi. gall bladder safra kesesi. | 0 | 5 days ago |
| blade | A blade is something with a long, sharp edge. Things like knives, swords and razors have blades. | bıçak ağzı; kılıç; ince uzun yaprak; kalemtıraşın ağzı; kürek palası; delikanlı; pervane kanadı. blade bone kürek kemidi. | 0 | 5 days ago |
| blame | If you blame someone or something for something bad, you say or think that they are the reason for or cause of it. | ayıplama kabahat; kusur azar; mesuliyet; azarlarnak; suçlamak; sorumlu tutmak. be to blame for suçlu olmak; mesulü olmak. blameful kabahatli. blamefulness kabahatlilik. blameless suçsuz; masum. blamed (A.B.D.) kahrolası. | 0 | 5 days ago |
| blank | If you blank something, you make it empty. | boş; yazısız; açık; beyaz; manasız; anlamsız; son şeklini almamış; şaşkın | 0 | 5 days ago |
| blanket | A piece of cloth with which a person covers themselves. | battaniye; ince bir tabaka halinde olan bir şey; birkaç şeyi veya durumu kapsayan; geniş kapsamlı | 0 | 5 days ago |
| blast | A blast is when something blows up or explodes. | ani esen rüzgâr; şiddetli rüzgâr; düdük sesi; yaprakların soğuk veya rüzgârdan kavrulması; yanma; patlama; infilâk; (argo) gürültülü eğlenti | 0 | 5 days ago |
| bleed | If you bleed, you lose blood from your body. | kan kaybetmek; kanamak; kanı akmak; akmak; solmak (boya); su boşaltmak; (matb.) sayfanın kenarına kadar basmak; bitkilerin özü gibi akmak | 0 | 5 days ago |
| blend | A blend is a mixture of two or more things. | harman; karışım; (dilb.) yakın anlamlı iki ayrı kelimenin kaynaşmasından meydana gelen kelime. | 0 | 5 days ago |
| bless | You say, bless you when someone sneezes. | takdis etmek; kutsamak; mübarek kılmak; Allahtan niyaz etmek; inayet etmek; mesut etmek. | 0 | 5 days ago |
| blessed | If something or someone is blessed, they have divine aid or protection. | mübarek; Allahın cezası: We didn't catch a blessed fish Allahın cezası bir balık bile tutamadık. blessed event (k.dili) doğum blessed thistle kalkan dikeni; (bot.) Carduus benedictus. bless edness kutluluk. | 0 | 5 days ago |
| blessing | A blessing is something that you are grateful for. | takdis; hayır dua; nimet; inayet; lütuf; hamt; şükran; azarlama | 0 | 5 days ago |
Showing 641–660 of 4941 words