| Word | Definition | Turkish | Popularity | Added |
|---|---|---|---|---|
| sweaty | If a person is sweaty, they are covered in sweat. | terli; terlemiş; ter gibi; terletici; ağır; güç. sweatiness terlilik. | 0 | 4 days ago |
| sweet | If something is sweet, it tastes like sugar or fruit. | tatlı; şekerli; taze; hoş; latif; güzel; sevimli; şirin | 0 | 4 days ago |
| sympathetic | If you are sympathetic, you care about somebody else's problems. | ical karşısındakinin hislerine katılan; sevgi ve acıma belirten; uygun; ahenkli; karşısındakinin hislerine katılarak. | 0 | 4 days ago |
| systematic | done using a fixed and organized plan | düzenli ve sistemli bir şekilde olan; sistematik, sistemli; belli bir plan/düzen dahilinde olan | 0 | 10 months ago |
| tall | If something is tall, there is a long distance from the bottom to the top. | uzun boylu; uzun; yüksek; (k. dili) mübalağalı; abartmalı; (k. dili) büyük. tallness uzun boyluluk; yükseklik. | 0 | 4 days ago |
| tame | If something is tame, it is not dangerous. | evcilleştirilmiş; ehlileştirilmiş; alıştırılmış; uysal; munis; yumuşak huylu; zararsız; tatsız | 0 | 4 days ago |
| tasty | When something is tasty, it has a good flavor and is delicious. | tatlı; lezzetli; çeşnili; zevkli; zevke uygun. | 0 | 4 days ago |
| technical | Technical problems, writing, or skills, are related to special knowledge that most people don't have. | sanata ait; ilmi; fenni; mesleki; teknik; resmi; resmiyete uyan; kanuna göre | 0 | 4 days ago |
| teenage | When someone is teenage, that person is older than twelve years old, but younger than twenty years old. | on üç; ile on dokuz yaşlar arasındaki devreye ait. teenager on üç ile on dokuz yaşlar arasındaki kimse. | 0 | 4 days ago |
| temporary | Something is temporary if it's only for a short time. | muvakkat; geçici. temporary possession geçici tasarruf veya mülk. temporar'ily muvakkaten; geçici olarak. temporar'iness geçicilik; muvakkatlik.. | 0 | 4 days ago |
| tempting | If something is tempting, it is attractive or appeals to someone. | akıl çelici; cezbedici; çekici. temptingly çekici bir şekilde davet edici görünüşte. temptingness cazibe; çekicilik. | 0 | 4 days ago |
| tender | sensitive, painful when touched | narin; hassas; çıtkırıldım; gevrek; kıtır; müşfik; sevecen | 0 | 4 days ago |
| tense | Tightly stretched. | gergin | 0 | 4 days ago |
| terminal | (of a disease or illness) leading gradually to death | terminal, ölümcül, son aşamada olan | 0 | 10 months ago |
| terrible | If something is terrible, it's very bad. | korkunç; korkulacak; dehşetli; (k. dili) aşırı; çok; pek. terribly müthiş bir şekilde; aşırı derecede; çok. | 0 | 4 days ago |
| terrific | Frighteningly good. | korkunç; dehşetli; dehşet verici; (k. dili) fevkalade; çok güzel. terrifically dehşetli surette; çok. | 0 | 4 days ago |
| thankful | If you are thankful for or about something, you want to say "thank you" because of it. | müteşekkir; minnettar; memnun. thankfully minnetle; şükranla. thankfulness minnet; şükran. | 0 | 4 days ago |
| thick | If something is thick, there is some distance from one side to the other. | kalın; kalınlığındaki; sık; çok; koyu; kesif; kalın kafalı; dil tutulur gibi telaffuz olunan | 0 | 4 days ago |
| thin | If something is thin, there's a short distance from one side to the other. | ince | 0 | 4 days ago |
| third | The third thing is the one that is number three (3) in order. | üçüncü; üçte bir; (müz.) üçlü; (çoğ.); (huk.) dul kadına kocasından kalan üçte bir miras; (mak.) üçüncü vites; üçüncü olarak. third class üçüncü sınıf; üçüncü mevki | 0 | 4 days ago |
Showing 661–680 of 773 words