| Word | Definition | Turkish | Popularity | Added |
|---|---|---|---|---|
| related | The past tense and past participle of relate. | anlatılmış; hikaye edilmiş; alâkası olan; akraba olan. | 0 | 5 days ago |
| relax | If you relax, you stop working, worrying, etc., and you take a rest or have fun. | gevşetmek; biraz salıvermek; zayıflatmak; yumuşatmak; hafifletmek; gevşemek; yumuşamak; dinlenmek | 0 | 5 days ago |
| release | If someone releases something, they let go of it; they stop holding it and set it free (let it be free). | tahliye etmek; bırakmak; salıvermek; neşretmek; yayımlamak; yayınlamak; hürriyetine kavuşturmak; serbest bırakmak | 0 | 5 days ago |
| relieve | If you relieve pain, pressure, sadness, difficulty, etc., you reduce it. | gönlünü ferahlatmak; sıkıntısını hafifletmek veya defetmek; kurtarmak; yardım etmek; nöbetini devralmak; yerine nöbete girmek; renk katarak güzellik vermek; hakkını vermek. relieve oneself dışan çıkmak. relievable yardım edilir | 0 | 4 days ago |
| rely | When someone relies on something, they need it and they feel certain that it will be there. | ( "on" ile) güvenmek; itimat etmek. | 0 | 4 days ago |
| remain | If something remains it stays. It does not go away. | kalmak; durmak; baki kalmak; geri kalmak; gitmemek; değişmeyip olduğu gibi kalmak; mevcut kalmak; zail olmamak | 0 | 5 days ago |
| remember | If you remember something that you did or knew before, you can think of it again. | hatırlamak; hatırda tutmak; unutmamak; hatıra getirmek; anmak; yad etmek. Remember me to him. Benden selam söyleyin. remembrance hatırlama; hatıra; zihin | 0 | 5 days ago |
| remind | If you remind somebody of something, you tell them something they already know to make them think about it again. | hatırlatmak; hatırına getirmek. reminder hatırlatma; hatırlatan şey veya kimse. remindful unutmayan; hatırlayan; hatırlatıcı. | 0 | 5 days ago |
| remove | If you remove something, you take it out or away. | kaldırmak; defetmek; ortadan kaldırmak; uzaklaştırmak; öldürmek; başka yere nakletmek; yerini değiştirmek; azletmek | 0 | 5 days ago |
| repair | If something is broken or damaged and a person repairs it, it's not broken or damaged anymore; to fix something. | onarmak; tamir etmek | 0 | 5 days ago |
| repay | If you repay a person, you pay them back the money they paid you in the past. | (repaid) geri vermek; ödemek; karşılığını yapmak veya ödemek; karşılığını vermek. repayable geri dönmesi mümkün; karşılığı yapılır. repayment yeniden tediye. | 0 | 4 days ago |
| repeat | If you repeat something, you do it again. | tekrarlamak; tekrar yapmak; tekrar etmek; tekrar söylemek; bir daha söylemek; ezberden söylemek; (A.B.D.) aynı seçimde birden fazla oy kullanmak; tekrarlama | 0 | 5 days ago |
| reply | If you reply to someone or something, you answer using words. | cevap vermek; mukabele etmek; cevap; karşılık; mukabele. | 0 | 4 days ago |
| represent | To represent is to stand in the place of; to act the part of (another). | göstermek; tasvir et mek; resmetmek; anlatmak; söylemek; ifade etmek; taslamak; gibi göstermek | 0 | 5 days ago |
| require | If you require something, you need it. | muhtaç olmak; ihtiyaç göstermek; gerekli bulmak; istemek; talep etmek. requirement gerek; icap; ihtiyaç. | 0 | 5 days ago |
| rescue | If you rescue someone, you save them from any violence, emergency, or evil. | kurtarmak; imdadına yetişip kurtarmak; kurtuluş; kurtarış; imdadına yetişme. | 0 | 5 days ago |
| resent | Resent is to be angry or bitter about something. | bir şeyden dolayı kızmak; gücenmek; bir şeye içerlemek. | 0 | 4 days ago |
| reserve | If you reserve a room, a table, seat etc. you arrange for it to be kept for you, usually for a particular date and time. | ihtiyaten saklamak; ilerisi için saklamak; hakkını muhafaza etmek. | 0 | 4 days ago |
| reserved | The past tense and past participle of reserve. | başka zaman veya muayyen bir kimse için saklanılmış; çekingen; ağzı slkı; vakur. | 0 | 4 days ago |
| resist | If you resist something, you work, push, fight, etc. against it. | karşı durmak; mukavemet etmek; dayanmak; tahammül etmek; bir yüzeyi paslanma veya çürümeden korumak için sürülen bir madde; kumaş boyacılarının kullandığı tutkal gibi ve kimyasal tesire karşı gelen madde. | 0 | 5 days ago |
Showing 721–740 of 1048 words