Manage your vocabulary learning progress
Word Definition Turkish Popularity Added
spotted The past tense and past participle of spot. noktalı; benekli; lekeli; düzensiz; intizamsız. spotted crake bataklık tavuğu; (zool.) Porzana porzana. spotted fever (tıb.) lekeli humma; tifüs. spotted sandpiper kum çulluğu; düdükçin 1 2 months ago
tearing The present participle of tear. (k. dili) çılgınca; (İng.) korkunç; kocaman. 1 2 months ago
ticking The present participle of tick. minder veya tente için kullanılan sıkı dokunmuş kumaş. 1 2 months ago
unload If you unload something, you remove the cargo from a vehicle. yükünü boşaltmak; yükunu kaldırmak; boşaltmak (silâh); derdini dökmek; açılmak; eldeki malı satarak elden çıkarmak. 1 2 months ago
unpack To unpack something means to remove items from a package or container, usually referring to a bag or a luggage. açmak (bavul); açıp boşaltmak. 1 2 months ago
untie If you untie a knot, it means that you are loosening it. çözmek; açmak; halletmek; çözülmek. 1 2 months ago
utter To utter is to say something. (ağızdan) çıkarmak; söylemek; beyan etmek; (huk.) piyasaya sürmek (sahte şey) utterable ağıza alınır; soylenilir. 1 2 months ago
vanish If you vanish, you disappear suddenly. kaybolmak; gözden kaybolmak; yok olmak; uçmak; zail olmak; (mat.) sıfıra eşitlemek; (dilb.) diftongun daha zayıf telaffuz olunan ikinci kısmı. vanishing cream az yağlı krem. vanislning fraction sıfıra eşit olan kesir. vanishing point birleşme noktası; intiha noktası. 1 2 months ago
wanted The past tense and past participle of want. istenen; aranan. 1 2 months ago
washing The present participle of wash. yıkama; yıkanma; çamaşır; ince madeni kaplama. washing machine çamaşır makinası. washing soda çamaşır sodası. 1 2 months ago
wearing The present participle of wear. yıpratıcı; yorucu; giyilmeye elverişli. 1 2 months ago
weeping The present participle of weep. ağlayan; gözleri yaşlı; ince ve sarkık dallı. weeping willow salkımsöğüt; (bot.) Salix babylonica. 1 2 months ago
wonder If you wonder about something, you think about it because you want to know more about it. tansık; harika; mucize; acibe; keramet; şaşkınlık; hayret; şaşmak 1 2 months ago
abandon If you abandon something, you go away from it with no plan to return. tamamıyle bırakmak; terketmek; başından atmak; kendini tamamıyla vermek; kendini kaptırmak. 0 2 months ago
abandoned The past tense and past participle of abandon. metruk; terk edilmiş; hayâsız; ahlâksız. 0 2 months ago
accept If you accept something, you take it when somebody gives it to you. kabul etmek; almak; icabet etmek; onaylamak; tasdik etmek; razı olmak; anlamak; mana vermek. 0 2 months ago
accompany If one thing accompanies something else, it comes or goes with it, or they happen together. bir kimseye arkadaş olmak; yanında bulunmak; beraberinde gitmek veya gelmek; refakat etmek; rehberlik etmek; (müz.) eşlik etmek; maiyetinde bulunmak; ilâve etmek 0 2 months ago
accomplish If you accomplish something, you succeed in doing or completing something. başarmak; becermek; üstesinden gelmek; tamamlamak; ikmal etmek accomplished ikmal edilmiş; hünerli; nezaketli. 0 2 months ago
accuse If you accuse someone, you say they did something, usually something bad. suclamak; itham etmek; cürüm isnat etmek accusa'tion cürüm isnadı; suçlama; itham; töhmet accused sanık; maznun. 0 2 months ago
achieve If you achieve success or a goal, you have completed what you planned to do or have a good result. başarmak; yapabilmek; üstesinden gelmek; kazanmak; meydana getirmek muzaffer olmak achievement başarı; muvaffakiyet; husule getirme; başarma 0 2 months ago
Showing 61–80 of 1048 words