| Word | Definition | Turkish | Popularity | Added |
|---|---|---|---|---|
| bulletin | A bulletin is a short report that is released officially. | bildiri; tebliğ; resmi tebliğ. | 0 | 5 days ago |
| bully | A bully is a mean or nasty person. | zorba | 0 | 5 days ago |
| bum | A bum is someone who is usually homeless and poor. | (A.B.D.); (argo) serseri kimse; başıboş adam; otlakçı kimse; anaforcu kimse; başkalarının sırtından geçinen kimse; ing. but; kaba et | 0 | 5 days ago |
| bump | A bump is a small impact between two things. | vuruş; çarpma; darbe; şiş; yumru; tümsek | 0 | 5 days ago |
| bumper | A bumper is a bar at the front or back of a vehicle to reduce damage in a crash. | (oto.) tampon; çamurluk; ağzına kadar dolu kadeh veya bardak; mebzul; alışılandan çok daha bol. bumper crop bereketli mahsul. | 0 | 5 days ago |
| bun | A bun is a small bread roll. | çörek; çörek şeklinde kıvırımış saç. | 0 | 5 days ago |
| bunch | If you have a bunch of something, you have many of them. | demet; salkım | 0 | 5 days ago |
| bundle | A bundle is a stack of objects that are held together by wrapping or tying them. | paket; bohça; kundak; yığın | 0 | 5 days ago |
| bunk | A bunk is a small bed. | (A.B.D.); (argo) boş laf; saçma. | 0 | 5 days ago |
| bunker | A bunker is a shelter that is sometimes underground. It can be used to protect people during an attack. | yeraltı sığınağı; (den.) ambar; yerinden oynamayan ve depo olarak kullanılan büyük sandık; golf sahasında kumluk çukur veya toprak tümsek gibi topun gidişine engel olan kısım. | 0 | 5 days ago |
| burden | Something heavy that you carry. | yük; zahmet; yükümlülük; sorumluluk | 0 | 5 days ago |
| burglar | A burglar is a person who goes into people's houses to take things. | ev soyan hırsız.burglar alarm hırsıza karşı konan alarm tertibatı.burglar proof hırsıza karşı emniyet tertibatı olan. | 0 | 5 days ago |
| burglary | Burglary is the illegal entry into a property, such as a vehicle or house, with the intention to steal. | ev soyma; hırsızlık. | 0 | 5 days ago |
| burial | A burial is the act of burying a dead human. | gömme; defin; cenaze töreni. burial ground mezarlık; kabristan. burial service cenaze töreni. | 0 | 5 days ago |
| burn | If something has been cooked too much, then it is burned. | yakmak; yanmak; yazmak; harcamak | 0 | 5 days ago |
| burning | The present participle of burn. | yakma; yakış; fırınlama; yanan; yanıcı; üzerinde çok münakaşa edilen; hararetli. burning glass pertavsız. burning point yanma noktası. fokus burning question hararetli sorun. burning shame rezalet; büyük ayıp. | 0 | 5 days ago |
| burnt | The past tense and past participle of burn. | (bak.) burn; yanık; yanmış. burnt offering tanrılara kurban edilmek üzere yakılan hayvan. burnt orange kırmızımsı sarı renk. burnt sienna kırmızımsı kahverengi boya. burnt umber kırmızıya çalan kahverengi boya. | 0 | 5 days ago |
| burst | If something bursts, it breaks open because of pressure from the inside. | patlama; çatlama; ileri atılma; mermi atılması; bir el silah atımında yapılan atış; açılma; göz önüne serilme; yarılmak | 0 | 5 days ago |
| bury | If you bury something, you put it into the ground and cover it. | gömmek; defnetmek; gizlemek; saklamak; örtmek; ölüm sonucu ile kaybetmek; bertaraf etmek. bury the hatchet geçmişi unutup barış yapmak. bury one's sorrows kederini saklamak; bağrına taş basmak. | 0 | 5 days ago |
| bus | A bus is a vehicle that carries a large number of people on roads. | otobüs; k.ili binek otomobili | 0 | 5 days ago |
Showing 781–800 of 4941 words