Manage your vocabulary learning progress
Word Definition Turkish Popularity Added
set If you set something somewhere, you put something into a place. koymak; belirlemek; ayarlamak; dizmek; kurmak; donatmak; tamamlamak 0 4 days ago
settle If you settle a fight, argument, case, etc., you find an answer that stops it. yerleştirmek; yerleşmek; düzeltmek; sakinleştirmek; dibe çökmek; posasını çöktürmek; durulmak; (k. dili) hesaplaşmak 0 4 days ago
settling The present participle of settle. yerleşme; halletme; (çoğ.) tortu; posa. 0 4 days ago
sew An act of using thread to make clothes or to mend clothes. (sewed veya sewn) dikmek; dikiş dikmek. sew on üzerine dikmek; dikerek iliştirmek. sew up dikip kapamak; (k. dili) başarmak; halletmek. 0 4 days ago
sewing The present participle of sew. dikiş; dikilecek veya dikilmiş şey. sewing circle bir araya ge!erek yardım için dikiş diken kadınlar. sewing machine dikiş makinası. sewing silk ibrişim. sewing woman dikişçi kadın. 0 4 days ago
shake To shake is to move from side to side many times quickly. (shook shaken) sarsmak; çalkamak; titretmek; silkmek; sallamak; metanetini bozmak; sallanmak; sarsılmak 0 4 days ago
shall Shall is usually used to make a suggestion about your own actions. (should) gelecek zaman kipini teskil eden yardımcı fiil 0 4 days ago
shaped The past tense and past participle of shape. şekilli; biçimli; endamlı. 0 4 days ago
sheer To sheer is to turn sharply or change direction quickly. (den.) rotayı şaşırmak; sapmak; yolundan ayrılmak; (den.) borda veya güverte kavsi; (tek.) demirde geminin yatma vaziyeti; yoldan sapma. sheer off (den.) sapmak; yön değiştirmek; alargaya çıkmak. 0 4 days ago
shift If something shifts, it moves. kaydırmak 0 4 days ago
shine If something shines, light comes from it, or it reflects light. (shone (eski) shined) parlamak; ışık saçmak; parlak olmak; üstün olmak; mümtaz olmak; seçkin bir şahsiyet olmak; çevresine renk katmak; parlatmak 0 4 days ago
shining The present participle of shine. parlak; ışıltılı; parıltılı; fevkalade; üstün. shiningly ışıldayarak; parıldayarak. 0 4 days ago
shoot When you shoot, you use a weapon to throw something at a very fast speed at someone or something. (shot shooting) atmak; fırlatmak; ateş etmek; (gen) out ile (filiz) sürmek; silâhla öldürmek veya yaralamak; vurmak; (sekstantla) ölçmek; akıntı ile geçmek 0 4 days ago
shopping The present participle of shop. çarşıya çıkma; alışveriş etme. shopping center alışveriş merkezi; büyük çarşı. shopping district çarşı. shopping list alışveriş listesi. 0 4 days ago
should You use should to say that it is a good idea to do something. (bak.) shall; (k. dili); istihza: (olumlu cümle içinde olumsuz anlam belirtir) He got a heavy fine; but with his money he should worry. Ağır para cezasına çarptırıldı; ama ona vız gelir. 0 4 days ago
shout If you shout, you speak very loudly. bağırmak; çağırmak; haykırmak; yaygara koparmak; bağırma; feryat; çığlık; velvele. shout at bir kimsenin yüzüne karşı bağırmak 0 4 days ago
show When you show something, you make it easy for people to see it. (eski) veya (Ing) shew (şo) göstermek; arzetmek; göz önüne koymak; ihsan etmek; izhar etmek; meydana çıkarmak; içeriye götürmek; anlatmak 0 4 days ago
showing The present participle of show. gösteriş; göz önüne serme. 0 4 days ago
shown The past participle of show. (bak.) show. 0 4 days ago
shuffle If you shuffle, you drag your feet along the floor without lifting them up. karıştırmak; değiştirmek; karmakarışık edip ortadan yok etmek; sürümek (ayak); itip ileri atılmak; iskambil kâğıtlarını karıştırmak; sözü değiştirmek; güçlükle ve acemice ilerlemek 0 4 days ago
Showing 801–820 of 1048 words