Manage your vocabulary learning progress
Word Definition Turkish Popularity Added
cancer Cancer is a disease where cells grow to a tumor. (tıb.) kanser; (b.h); (astr.) Yengeç Burcu. cancera'tion kanserleşme.cancerous kanser gibi; kanserli. 0 5 days ago
candidate A candidate is one person or thing that may be chosen, especially in an election. aday; namzet; talip. candidateship adaylık; namzetlik. 0 5 days ago
candle A piece of wax with a wick inside that you burn to get light. mum 0 5 days ago
candy Candy is a sweet-tasting food. şeker; bonbon; şekerleme; çikolata 0 5 days ago
cane A cane is a long thin stick, often bamboo. baston; değnek; kamış; bambu; şekerkamışı; boğürtlen veya ahududunun sapı; (bot.) Calamus rotang. 0 5 days ago
canned The past tense and past participle of can. konserve halinde muhafaza edilmiş; (argo) önceden hazırlanmış; önceden söylenmiş; bir yenilik getirmeyen; (argo) kovulmuş; yol verilmiş; (argo) banda alınmış; plağa doldurulmuş (müzik) 0 5 days ago
cannon A cannon is a large gun that is placed on the ground to shoot cannonballs by exploding gunpowder. top; (mak.) bir şaft üzerinde serbestçe hareket eden (mil); bilardo oyununda karambol; koşum takımında bir çeşit gem; (zool.) incik kemiği; top menzili. 0 5 days ago
cannot If you cannot do something, you are not able to do that thing. amaz; amam; amazsın(ız); amayız; amazlar (Anlamı vurgulamak gerektiğinde can not olarak ayrılır; konuşma dilinde (çoğ.)u zaman can't şeklinde kullanılır.) 0 5 days ago
canoe A canoe is a type of boat that is moved by paddles. hafif sandal; kano. Paddle your own canoe. Kendi işini kendin gör. 0 5 days ago
canvas A canvas is a type of hard, rough cloth used for making sails, tents, and painted on. yelken bezi; çadır bezi; çadır; yelken; kanaviçe; (güz) (san) tuval; tuval üzerine yapılmış resim. canvasback Kuzey Amerika'ya mahsus yabani ördek. under canvas; çadırda 0 5 days ago
cap A cap is a small hat. kep; takke; kasket; başlık; zirve; doruk; tepe; kapak (tüp şişe): büyük harf 0 5 days ago
capable If someone or something is capable of something, they can do it. muktedir; ehliyetli; kabiliyetli. cspableness muktedir olma. capably kabiliyeti sayesinde başararak. 0 5 days ago
capacity The capacity of a container, room, etc. is how much it can hold. hacim; oylum; istiap haddi; yetenek; kabiliyet; güç; iktidar; mevki 0 5 days ago
capital A capital is the most important city of a country. The government of the country is usually located there. başşehir; başkent; büyük harf; majüskül; (mal.) sermaye; anamal; kapital; sütun başı 0 5 days ago
cappuccino Cappuccino is an Italian coffee-based beverage that is made from espresso and steamed or frothed milk. az sütlü kahve. 0 5 days ago
capture If you capture a person or animal, you catch them and do not let them go free. zaptetmek; zorla ele geçirmek; esir etmek; zaptetme; ele geçirme; esir; ganimet. capturer ele geçiren kimse. 0 5 days ago
car A car is a small passenger vehicle with four wheels, moved by an engine. otomobil; araba; vagon; (balon veya asansörde) yolcu taşımaya mahsus kısım; içinde canlı deniz hayvanları muhafaza edilen delikli kutu veya sandık. car barn taşıt deposu. 0 5 days ago
carbon The chemical element (symbol C) with an atomic number of 6. (kim) karbon; kopya kağıdı; kopya kağıdı ile çıkarılmış nüsha; suret. carbon black is; lamba isi. carbon copy karbon kopyası. carbon cycle (biyol.) karbon devresi. carbon dioxide karbondioksit. carbon monoxide (kim) karbon monoksit. 0 5 days ago
card A card is a small, often rectangular piece of paper or plastic, usually with information. kart 0 5 days ago
cardiac Something that is cardiac is related to the heart. (anat.) kalbe ait; kalple ilgili; yüreği tembih eden; mide ağzına ait; kalp'hastası; kalp ilâcı. cardiacdilatation kalp büyümesi. cardiac insuffi ciency kalp kifayetsizliği. cardiac murmur kalp hırıltısı. cardiac valve kalp kapağı. 0 5 days ago
Showing 841–860 of 4941 words