| Word | Definition | Turkish | Popularity | Added |
|---|---|---|---|---|
| care | Care is the act of helping someone, especially sick people, the very young or the very old. | dikkat; özen; kaygı; tasa; bakım; tedavi; tımar | 0 | 5 days ago |
| career | A career is a job or a series of related jobs that you do for many years. | kariyer | 0 | 5 days ago |
| careful | If you are careful, then you do not take risks and are cautious; you have care. | dikkatli; itinalı; tedbirli; ölçülü. carefully dikkatle. carefulness dikkat; dikkatli olma. | 0 | 5 days ago |
| careless | If you are careless, then you don't have caution or care. | dikkatsiz; ilgisiz; kayıtsız; düşünülmeden söylenmiş veya yapılmış; ihmalkar. carelessly ihmalkar bir şekilde; dikkat etmeden. carelessness dikkatsizlik; ihmal. | 0 | 5 days ago |
| cargo | Cargo is goods carried on a ship or airplane. | (gemi uçak) kargo; yük. | 0 | 5 days ago |
| carnival | A carnival is a festive occasion that has parades, special food and other entertainment. | karnaval; eğlence; Katolik ve Ortodokslann büyük perhizden önce gelen eğlence zamanı. | 0 | 5 days ago |
| carpet | A carpet is a floor covering, usually made of nylon or wool. | halı; kilim | 0 | 5 days ago |
| carriage | A vehicle on wheels, usually pulled by a horse. | binek arabası; vagon; top arabası; bir makinanın diğer kısımları taşıyan parçası; tavır; duruş; nakliye; taşıma | 0 | 5 days ago |
| carrier | A carrier is a person who carries. | taşıyan şey veya kimse; nakliye şirketi; nakliyeci; (tıb.) bir mikrobu kendisi bağışık kalarak başkasına bulaştıran insan veya bitki; (kim) bir elemanı bir karışımdan diğer bir karışıma tasıyan katalitik madde. carrier pigeon posta güvercini. carrier wave (radyo) taşıyıcı dalga; ana dalga. | 0 | 5 days ago |
| carrot | A long root eaten as a vegetable. It is usually orange in color. | havuç; (bot.) Daucus carota. | 0 | 5 days ago |
| carry | If you carry something, you lift it up and move it to another place. | taşımak; nakletmek; götürmek; çekmek; sürüklemek; e hamile olmak; desteğini kazanmak; zaptetmek | 0 | 5 days ago |
| cart | A small, open vehicle on wheels, pulled or pushed by a person or an animal and usually used for carrying things, not people. | atlı yük arabası; el arabası | 0 | 5 days ago |
| cartoon | A cartoon is a movie using animation. | karikatür; seri halinde yayınlanan karikatür; hayvanların canlandırıldığı karton filim; Miki Maus; büyük resim taslağı. cartoonist seri halinde karikatür çizen kimse. | 0 | 5 days ago |
| carve | If you carve wood or stone, you cut it into a designed shape. | oymak; hakketmek; parçalara bölmek; kesmek (et tavak); oymalarla süslemek. carver oymacı. | 0 | 5 days ago |
| cash | Cash is money in the form of bills and coins, rather than checks/cheques or credit cards. | nakit; para | 0 | 5 days ago |
| cashier | A cashier is a worker who collects money and gives out change at a store or bank. | kasiyer; veznedar | 0 | 5 days ago |
| casino | A casino is a place where people can play gambling games to try to win money. | gazino; kumarhane; bir kâğıt oyunu. | 0 | 5 days ago |
| casket | A casket is another word for a coffin, a box used to place the bodies of dead people. | (ABD) tabut; küçük kutu; mücevher kutusu | 0 | 5 days ago |
| cast | If x casts light or shadow on y, x causes y to be lit or in shadow. | alçıya almak | 0 | 5 days ago |
| casting | The present participle of cast. | döküm; kalıba dökme; atma; atış; toplama; hesap etme; rol taksimi; astar sıva. casting box dökum kalıbı. casting net serpme ağ. casting vote başkanın oyu. | 0 | 5 days ago |
Showing 861–880 of 4941 words