| Word | Definition | Turkish | Popularity | Added |
|---|---|---|---|---|
| were | A different form of the verb be used about the other person you are talking to. | (bak.) be. | 0 | 4 days ago |
| whack | When you whack someone or something, you hit then with an object or body part. Usually the object is flat or blunt. The word is based on the sound it makes, so it's an onomatopoeia. | (k. dili) küt diye vurmak; hızla vurmak; fırlatmak; çarpmak; dövmek; (k. dili) pat; küt; vuruş sesi | 0 | 4 days ago |
| whisper | When you whisper to someone, you talk very quietly; to talk with breath but no voice, with a quiet sound like the wind, so only people very near can hear what you say. | fısıldamak; fısıltı ile konuşmak; kulağna söylemek; gizli konuşmak; fısıltı; fısıltı ile söylenen söz; hışırtı; ima. whisperer fısıldayan kimse | 0 | 4 days ago |
| whispering | The present participle of whisper. | fısıltı; fısıldama; fısıldayan. whispering campaign bir kişi veya grup aleyhine dedikodu veya iftira yayma. whispering sallery fısıltı sesini bir uçtan öbür uca nakleden koridor veya salon. | 0 | 4 days ago |
| whiz | If something whizzes somewhere, it moves there very quickly. | (-zed -zing) vızlamak; vızıldamak; vızıltı etmek; cızırdamak; vızlatmak; cızırdatmak; bir çırpıda tamamlamak; cızırtı | 0 | 4 days ago |
| wiggle | If something or someone wiggles, it moves back and forth or side to side. | kıpır kıpır oynamak; kıpırdaşmak; kımıldamak; yerinde rahat durmamak; kıpırtı. get a wiggle on (argo) acele etmek; sallanmamak; çabuk olmak. wiggler kıpırdak çocuk; sivrisinek larvası veya kurdu. | 0 | 4 days ago |
| will | You use will to say that you strongly expect something to happen in the future. | istek | 0 | 4 days ago |
| win | You win when you do better than other people. | (won -ning) kazanmak; yenmek; galip gelmek; birinci gelmek; ele geçirmek; temin etmek; gönlünü kazanmak; gayesine erişmek | 0 | 4 days ago |
| wink | If you wink, you shut your eye and then quickly open it. | göz kırpmak; göz kırparak işaret etmek; pırıldamak; göz kırpma; göz işareti; bir göz açıp yumma süresi; lahza; pırıltı. wink at görmezlikten gelmek. I can't sleep a wink Hiç uyuyamıyorum. forty winks (k. dili) şekerleme | 0 | 4 days ago |
| winning | The present participle of win. | kazanma; galip gelme; (gen.) (çoğ.) kazanç; kazanılan para; kazanan; galip; cazip; alıcı | 0 | 4 days ago |
| wipe | If you wipe something, you rub it to take something off of it. Often you wipe off water or dirt. | silmek; silip kurutmak; silme; siliş; temizleme; (argo) vuruş; tokat; dayak | 0 | 4 days ago |
| wish | When you wish for something, you want it and hope for it; you want it to happen. | dilemek; istemek; arzu etmek; rağbet etmek; temenni etmek; arzu; istek; dilek | 0 | 4 days ago |
| withdraw | If you withdraw (something) from somewhere, you take (it) out. | (-drew -drawn) geri çekmek; geri almak; geri çağırmak; banka hesabından çekmek; çekilmek. withdrawing room içerideki oda. withdrawal; withdrawment çekilme; geri alma; davadan vaz geçme. with drawn çekilmiş | 0 | 4 days ago |
| wore | The past tense of wear. | (bak.) wear. | 0 | 4 days ago |
| work | If you work, you do a job, usually for money. | çalışmak; işletmek; iş görmek; işe yaramak; çalıştırmak; işlemek | 0 | 4 days ago |
| working | The present participle of work. | çalışan; çalışmaya ait; işe ait; işe gelir; çalışır vaziyetteki; mayalanan; köpüren; seyiren | 0 | 4 days ago |
| worn | The past participle of wear. | (bak.) wear; yıpranmış; zedelenmiş; aşınmış; çok giyilmiş; bitkin. | 0 | 4 days ago |
| worry | Worry means to feel troubled by, anxious, or uneasy about specific problems or the possibility of unpleasant things happening in the future. | üzülmek; sıkılmak; endişe etmek; merak etmek; zihninde kurmak; tasalanmak; kaygılanmak; eziyet etmek | 0 | 4 days ago |
| would | Would is used to show your past plan or decision. | (bak.) will; (eski) arzulamak; istemek | 0 | 4 days ago |
| wrap | If you wrap something you cover it with something like paper or cloth. This might be done by winding the paper or cloth over it. | (wrapped veya wrapt wrapping) sarmak; sarmalamak; bürümek; bükmek; katlamak; paket yapmak. wrap up sarmak; paket yapmak; sarıp saklamak | 0 | 4 days ago |
Showing 1021–1040 of 1048 words