| Word | Definition | Turkish | Popularity | Added |
|---|---|---|---|---|
| cozy | If a place is cozy, it is comfortable and provides warmth. | rahat; sıcak; samimi; hoş; çaydanlık örtüsü. | 0 | 6 days ago |
| crab | A crab is a sea animal with a shell and pincers. | yengeç | 0 | 6 days ago |
| cracker | A dry, thin, crispy, and usually salty or savory biscuit. | kraker; bir çeşit bisküvi; (ABD) barut; kıran şey veya kimse; kıracak alet; Amerika'nın güneydoğu eyaletlerinde bulunan fakir beyaz çiftçi. cracker-barrel samimi; köylümsü; babayani. Cracker Jack (tic.) mark üstü karamelalı patlatılmış mısır. crackerjack (argo) mükemmel | 0 | 6 days ago |
| cracking | The present participle of crack. | (kim) kraking. | 0 | 6 days ago |
| cradle | A cradle is a bed or cot for a baby. It is usually mounted on rockers. | beşik; kızak | 0 | 6 days ago |
| craft | When you craft an object, it means that you make the object by hand. | zanaat; el sanatı; esnaf; hüner; meleke; marifet; meslek; desise | 0 | 6 days ago |
| cramp | A cramp is a painful contraction of the muscle that cannot be controlled. | kramp | 0 | 6 days ago |
| crank | A crank is a bent piece of an axle or shaft that is used to convert a rotation to a wheel or other mechanical device. | (mak.) dirsek; krank; kol; manivela; (k.dili.) garip huyları veya sabit fikirleri olan kimse; huysuz kimse; huysuz; asabi | 0 | 6 days ago |
| crap | An impolite way of saying feces. | (argo) saçma; çöp; işe yaramaz şeyler; (argo) pislik | 0 | 6 days ago |
| crash | A crash is something that happens between things. Something that comes together. | havlu ve perde yapımında kullanılan kaba bez. | 0 | 6 days ago |
| crate | A crate is a large wooden box or basket that is used to transport goods. | sandık; küfe; (argo) derme çatma araba; kırık dökük araba | 0 | 6 days ago |
| crawl | The way an animal or baby might walk. If something crawls, it walks on four or more legs. For a person, this means using the hands and arms like legs. | sürünmek; çok yavaş yürümek; emeklemek; dalkavukluk etmek; sürünme; çok yavaş gitme. crawl stroke kulaçlama yüzüş. The rock crawled with insects Taşın üstünde böcekler kaynıyordu. | 0 | 6 days ago |
| crazy | If someone is crazy, they do not think or act normally. A crazy person might do very strange thing or believe things that everyone knows are not true. | deli; kaçık; çıIgın; (slang) salak. crazy about; crazy over düşkün; muptelâ crazy bone (bak.) funny bone Crazy; man! (argo) Yaşasın! crazy quilt (ABD) gelişigüzel desen; karışık vaziyet. crazily çılgınca | 0 | 6 days ago |
| cream | Cream is the fatty part of milk. | kaymak; krem rengi; krem | 0 | 6 days ago |
| create | If you create something, you make or invent it. Usually, it's something that nobody has made before. | yaratmak; vücuda getirmek; meydana getirmek; ihdas etmek; husule getirmek; atamak; tayin etınek; yapmak | 0 | 6 days ago |
| creation | The act of creating is called creation. | yaradılış; hilkat; yaratma; acun; kozmos; âlem; evren; kâinat. creative yaratıcı. creatively yaratıcı bir şekilde. creativ'ity yaratıcılık. creator. yaratıcı kimse | 0 | 6 days ago |
| creature | A creature is a large animal, especially a created (mythical) nonhuman. | yaratık; varlık; mahluk; insan; hayvan; bende; köle; kukla | 0 | 6 days ago |
| creep | When an animal moves with its belly close to the ground. | yerin yavaş yavaş kayması; (argo) hoşa gitmeyen kimse. the creeps (k.dili) tüyleri diken diken olma; ürperme. | 0 | 6 days ago |
| crew | A group of people working together to operate something such as a ship, factory, airplane, etc. | tayfa; mürettebat; takım; güruh; sürü; kitle; kalabalık. crew cut (ABD) alabrost ıraş; asker tıraşı. crew neck yakasız ve boynu saran gömlek ve süveter tipi. a motley crew karışık bir grup | 0 | 6 days ago |
| crib | A crib is a bed for babies or young children. | (yanları yüksek küçük) çocuk karyolası; yemlik; ambar; kulübe; odacık; ahır; (k.dili.) intihal; (k.dili.) kopya malzemesi | 0 | 6 days ago |
Showing 1221–1240 of 4941 words