| Word | Definition | Turkish | Popularity | Added |
|---|---|---|---|---|
| guardian | A guardian is the person who is responsible by law for looking after a child, especially if it is not their parents. | koruyucu; muhafız; gardiyan; vasi; veli. guardian angel koruyucu melek. | 0 | 2 months ago |
| guest | A guest is a person who you welcome into your house, your office, etc. | misafir; konuk; davetli; otel veya pansiyon müşterisi; (biyol.) asalak bitki veya hayvan. guest night davet gecesi; bir kulüp veya programa misafirlerin kabul edildiği gece. guest room misafir yatak odası. guest rope (den.) tonoz halatı; vardakavo; yedek halatı. paying guest aile pansiyoneri. | 0 | 2 months ago |
| guidance | Guidance is the advice or counselling on a topic. | yol gösterme; delâlet; rehberlik; işaret; idare; kılavuz; (A.B.D.) eğitim sırasında çocuğa ve ailesine öğüt verme ve yol gösterme. | 0 | 2 months ago |
| guide | someone or something that guides. | rehber; kılavuz; yol gösteren kimse; yönetmelik; talimatname; (mak.) yatak; kızak; ray | 0 | 2 months ago |
| guilt | If someone feels guilt, they feel responsibility for doing something wrong. | suç; mücrimlik; cürüm mesuliyeti; günahkârlık; günahkârlık duygusu. guilt by association bir kimsenin meşru hareketlerini veya tanıdıklarını şüpheli sayarak gizli suçları olduğunu tahmin etme. guiltless not guilty masum; suçsuz. | 0 | 2 months ago |
| guinea | A guinea was a British gold coin worth twenty shillings. | (b.h.) Gine; İngilizlerin yirmi bir şilin kıymetindeki eski altın parası; yirmi bir şilin; Afrika tavuğu; beç tavuğu. Guinea corn bir çeşit darı. guinea fowl; guinea hen Afrika tavuğu; beç tavuğu. Guinea pepper bir çeşit kırmızı acı biber. guinea pig kobay; (zool.)) Cavia cobaya | 0 | 2 months ago |
| guitar | A guitar is a stringed musical instrument, usually with six strings, but sometimes more. It is used to play many kinds of music, including classical, rock, jazz, and bluegrass. | (müz.) gitar. guitarist gitarcı; gitarist; gitar çalan kimse. guitarfish vatoz gibi bir balık; (zool.)) Rhinobatus. | 0 | 2 months ago |
| gum | A thick liquid that come from plants or trees that hardens into solids. | kauçuk; zamk | 0 | 2 months ago |
| gun | A gun is a weapon that sends bullets through its metal tube. | (ned ning) top; tüfek; tabanca; revolver; kurşun ve gülle atan her çeşit silâh; selamlamada top atışı; ABD; top madenine benzer maden karışımı. gun metal top madeni renginde. gun moll ABD | 0 | 2 months ago |
| gut | A person's gut is their belly. | (ted ting) bağırsak veya mide; hazım sistemi; çalgı kirişi; dar geçit | 0 | 2 months ago |
| guts | The plural form of gut; more than one (kind of) gut. | bağırsaklar; hazım sistemi; (argo) cesaret; metanet; teşebbüs. gutsy (argo) cesur; gözüpek; atılgan; sakınmasız. | 0 | 2 months ago |
| gutter | A gutter is a low area to catch water and direct its flow. | hendek; su yolu; oluk | 0 | 2 months ago |
| gym | A gym is a large room or building for indoor sports or exercise. | spor salonu; beden eğitimi. | 0 | 2 months ago |
| habit | A habit is something that you do regularly. | alışkanlık; adet | 0 | 2 months ago |
| hair | Hair is long, very thin, soft material that grows on people and animals. | saç; kıl; tüy; kıl payı mesafe. hair curler bigudi. hair net saç filesi. hair pencil kıldan yapılmış ince resim fırçası. hair remover kılları döken ilâç. hair re storer saçı beslediği zannedilen ilâç. hair shirt at kılı gömlek; sprey. hair trigger tabancanın çok hassas tetiği. get in one; tamamen aynı. | 0 | 2 months ago |
| haircut | A haircut is what happens when someone's hair is cut. | saç tıraşı; saç kesilme biçimi. (I.) want a haircut. Saçımın kesilmesini istiyorum. | 0 | 2 months ago |
| half | A half is 1/2 of a whole; 50%. | yarım (for less than one); buçuk (for more than one); yarı; yarı yarıya; kısmen; yarı. half binding arkasıyla köşeleri deri ve yanları kâgıt veya bez cilt. half blood melez; yarım kan. half brother üvey erkek karde; anne veya babası bir olan erkek kardeş. half crown iki buçuk şilin değerinde eski ingiliz gümüş parası. half gainer balıklama dalış. half hitch dülger bağı bir volta | 0 | 2 months ago |
| hall | A hall is a large space with a roof and walls. It can be a kind of large building, or a room or part of a building. Most commonly, it is the area just inside the front door. | koridor; dehliz; hol; toplantı salonu; büyük salon; resmi veya umumi toplantılara mahsus bina; konak; okul veya üniversite binası. | 0 | 2 months ago |
| hallway | A hallway is a corridor in a building that connects rooms. | koridor; hol. | 0 | 2 months ago |
| ham | A ham is the thigh and buttock of any animal used for meat. | jambon; domuz budu; (çoğ.) kıç kaynağı; insanın kaynak ve oturma yeri; kaynak; but; dizin alt veya iç kısmı; (tiyatro) abartarak oynayan oyuncu | 0 | 2 months ago |
Showing 1281–1300 of 2952 words