Manage your vocabulary learning progress
Word Definition Turkish Popularity Added
arrive If you arrive somewhere, you come to that place, usually the place that you planned to go to. gelmek; vâsıl olmak; varmak; ulaşmak; yetişmek. arrival geliş; varış; gelen kimse. 0 2 months ago
assault When you assault someone, you attack and hurt that person. saldırı; şiddetli hucum; hamle; tecavüz; saldırmak; hücum etmek; tecavüz etmek. assault and battery (huk.) muessir fiil. 0 2 months ago
assemble If you assemble many people or things, you bring them together. toplamak; birleştirmek; bir araya getirmek; kısımlan birbirine uydurmak; parçaları yerli yerine takmak; toplanmak; birleşmek; bir araya gelmek 0 2 months ago
assist If you assist someone, you help them. yardım etmek; muavenet etmek; iane vermek; desteklemek; yardım assist at hazır bulunmak assistance yardım; muavenet; imdat; iane assistant muavin 0 2 months ago
associate If you associate two things, you think of them as being connected in some way. arkadaş; dost; serik; ortak; uye; aza; arkadaşlık etmek; ortak etmek 0 2 months ago
assume If you assume something, you think or believe something without having enough information to know that it's true. üzerine almak; deruhte etmek; farzetmek; var olduğunu kabul etmek; var gibi göstermek; yakıştırmak; yetkisi olmadan bir vazifeyi üstüne almak. assumed farzolunan; hayali 0 2 months ago
assure If you assure somebody about something, you tell them not to worry because the thing you say is true. temin etmek; temin edici söz söylemek; ikna etmek; söz vermek; (sig.)orta etmek.assured önceden belli olan (ışur'idli) elbette; her halde; mutlaka; muhakkak assuring emniyet veren 0 2 months ago
attack To begin fighting with. hücum etmek; saldırmak; vurmak; basmak; tecavüz etmek; laf atmak; aleyhinde söylemek; işe koyulmak 0 2 months ago
attend If you attend something like school or a party, you go to it. (toplantıya) iştirak etmek; katılmak; kulak vermek; laf dinlemek; bakmak; mukayyet olmak; eşlik etmek; refakat etmek 0 2 months ago
attract If something attracts you, it makes you interested in it. çekmek; cezbetmek attractile çekici; cazip attractive cazibeli; cazip; cekici; alımlı. attractively güzel; alımlı surette attractiveness çekicilik; cazibe. 0 2 months ago
avenge If you avenge, you take revenge for or on behalf of someone. intikam almak; öç almak. avenge oneself on -(den.) intikam almak; (den.) öç almak. 0 2 months ago
avoid When you avoid something, you stay away from it or you don't do it. sakınmak; çekinmek; kaçınmak; uzak durmak; içtinap etmek; (huk.) bertaraf etmek; feshetmek; iptal etmek. avoidable kaçınılır 0 2 months ago
await If you await something, you wait for it. beklemek; intizar etmek; gözlemek; hazır olmak. 0 2 months ago
backed The past tense and past participle of back. arkası olan; yardım edilmiş; himaye edilmiş; arkalıklı (iskemle v.b.); çifte dokunmuş. 0 2 months ago
backing The present participle of back. yardım; müzaheret; tasdik; arka; arkalık; destek. 0 2 months ago
badly In a bad way. fena halde; (k.dili.) çok. 0 2 months ago
bake If you bake something, you cook it with dry heat all around it, usually in an oven. fırında pişirmek; kızartmak; ateşte kurutmak. baking fırında pişirme; bir pişim. baking powder krem tartar ve karbonat karışımı kabartıcı toz; baking powder. baking soda sodyum bikarbonat; karbonat. 0 2 months ago
ban If you ban someone, you disallow or block someone from doing something. beyanname; tebliğ; bildiri; ortaçağda seferberlik ilanı. banns (çoğ.) nikâh ilânı; evlenme beyannamesi. publish the banns nikâh kâğıtlarını asmak; nikâhı ilân etmek. 0 2 months ago
barely If you can barely do something, you can do it only with great difficulty or effort. ancak; güçbelâ; açıkça; gizleme(den.) 0 2 months ago
batting The present participle of bat. tabaka halinde pamuk (yorgan veya şiltede kullanılır); (spor) bazı top oyunlannda vuruş. 0 2 months ago
Showing 121–140 of 1048 words