| Word | Definition | Turkish | Popularity | Added |
|---|---|---|---|---|
| jingle | A jingle is a short tune (usually with lyrics) that is used for advertising purposes. | şıngırtı; vezinsiz şiir; (tekerleme gibi) küçük eğlenceli şiir; İrlanda veya Avustralya'ya özgü iki tekerlekli ve kapalı araba; küçük şarkı | 0 | 2 months ago |
| job | A job is an activity that you do, usually, regularly and for pay. | görev; iş; vazife | 0 | 2 months ago |
| jockey | A jockey is someone who rides racehorses competitively. | jokey | 0 | 2 months ago |
| joint | A place where two things meet but are still able to move. | eklem; mafsal; dal | 0 | 2 months ago |
| joke | If you tell a joke, you say something to make people laugh. | şaka; latife; nükte; şaka mevzuu | 0 | 2 months ago |
| joker | A joker is a special card that has a picture of a joker (or jester) and can take any value in certain card games. | şakacı kimse; bazı (iskambil) oyunlarında en büyük koz olarak kullanılan soytarı resimli kağıt; coker; (A.B.D.) bir kanun tasarısına veya bir kontrata gizlice eklenen ve manasını değiştiren madde; sonradan meydana gelecek engel; (argo) beceriksiz kimse. | 0 | 2 months ago |
| journal | A journal is a record of what is happening, usually written regularly (e.g., daily, weekly, monthly, etc.), often scientific. | günlük; muhtıra; (den.) seyir jurnalı; yevmiye defteri; gazete; mecmua; parlamentonun her günkü çalışmasının yazıldığı defter; meclis zabıt defteri | 0 | 2 months ago |
| journalism | Journalism is the activity or profession of being a journalist. | gazetecilik; gazete yazarlığı; gazete ve mecmua yayını; basın. | 0 | 2 months ago |
| journalist | A journalist is a person who writes and reports the news. | gazeteci. | 0 | 2 months ago |
| joy | Joy is a feeling of great happiness and pleasure. | sevinç; keyif; haz; memnuniyet; neşe. joy ride (özellikle) otomobil ile yapılan gezinti; çalınmış araba ile gezme; kaçarcasına hızlı sürüş. joy stick uçakta manevra kolu. | 0 | 2 months ago |
| juice | Juice is the liquid that you get when you squeeze a fruit or vegetable. | özsu; usare; sebze; meyva veya et suyu; (çoğ.) insan vucudunun sıvı kısımları; öz; (A.B.D.); (argo) cereyan | 0 | 2 months ago |
| jumbo | A jumbo is something that is very big. | çok büyük; iri; azman; çok iri yapılı kimse veya şey. jumbo jet beş yüz insan taşıyabilen jet. | 0 | 2 months ago |
| jungle | A jungle is an area covered in trees. | çok sık ağaçlı ve yüksek otlu vahşi orman; çengel; çok sık ve karışık yeşillik. jungle cat bir yaban kedisi; (zool.) Felis chaus. jungle fever batı Hindistan ormanlarına özgü çok şiddetli sıtma. jungle fowl Hint kuşu; yaban tavuğu. | 0 | 2 months ago |
| junk | Junk is things that nobody wants or needs. | Çin sularında kullanılan bir çeşit yelkenli gemi. | 0 | 2 months ago |
| junkie | A junkie is a drug addict. | (argo) ilaç veya eroin tiryakisi olan kimse. | 0 | 2 months ago |
| jurisdiction | Jurisdiction is the power or right to exercise authority. | (huk.) yargılama hakkı; hâkimin yargılama dairesi; salahiyet; yetki; hükümet; hükümetin nüfuz dairesi. jurisdictional hükümet nüfuzuna veya nüfuz dairesine ait; işçi sendikalarının yetki alanına ait. jurisdictional dispute sendikalar arasında çıkan anlaşmazlık; hukuki yetkili daire hakkında anlaşmazlık | 0 | 2 months ago |
| jury | A jury is a group of people who decide a court case's result. | jüri | 0 | 2 months ago |
| justice | You need justice when you have been treated unfairly, cheated, hurt, or denied your basic rights by others. | adalet; hak; hakkaniyet; doğruluk | 0 | 2 months ago |
| karate | Karate is a Japanese fighting sport that uses striking techniques with the hands, feet, elbows, and knees, as well as blocking techniques. | göğüs göğüse mücadelede özellikle el kenarı ve parmaklarla ani ve keskin vuruşlar yapılan bir doğu saldırı yöntemi; (spor) karate. karate-chop kara- tede uygulanan yanlamasına keskin vuruş. | 0 | 2 months ago |
| keeper | A keeper is someone who keeps something. | saklayan veya koruyan kimse; bekçi; gardiyan; bakıcı; uzun zaman dayanan şey. keeper of the King' conscience İngiltere'de başhakim. | 0 | 2 months ago |
Showing 1481–1500 of 2952 words