| Word | Definition | Turkish | Popularity | Added |
|---|---|---|---|---|
| dripping | If something is dripping, it is falling one drop at a time. | damlama; damlayan şey. drippings kızartılan etten damlayan yağ ve su. | 0 | 7 days ago |
| driven | The past participle of drive. | (bak.) drive. | 0 | 7 days ago |
| driver | A driver is a person who drives. | sürücü; arabacı; hayvan güden kimse; şoför; makinist; (mak.) işletme (hareket) kasnağı. | 0 | 7 days ago |
| driving | The present participle of drive. | sürme; sürüş; araba gezintisi; enerjik; canlı; tuttuğunu koparan; şiddetli; sert | 0 | 7 days ago |
| drop | A drop is a very small amount of a liquid. | damla; meyan | 0 | 7 days ago |
| dropping | The present participle of drop. | damlama; düşme; (çoğ.). damlayan şeyler (mum yağ); birikinti; sızıntı; (çoğ.) gübre. | 0 | 7 days ago |
| drown | To drown is an action where someone is struggling in water. | suda boğulmak; suda boğmak; su altında bırakmak; batırmak; bastırmak (keder üzüntü); out ile gürültü ederek bir sesin işitilmesine engel olmak. drowned in sleep ağır uykuya dalmış. drowned in tears iki gözü iki çeşme. | 0 | 7 days ago |
| drug | Drugs are substances such as alcohol, cocaine, or aspirin, that people take to make changes in their body. | (ged ging) ilâç; ecza; esrar; uyuşturucu madde; narkotik ilâç; alışkanlık meydana getiren kimyasal madde; esrarkeş. drug habit uyuşturucu madde kullanma alışkanlığı. drug onthe market piyasada ihtiyaçtan fazla bulunan (mal.) drugstore eczane; (A.B.D) ilâç | 0 | 7 days ago |
| drum | A drum is a musical instrument with a skin that you hit to make music. | davul; varil; kasnak | 0 | 7 days ago |
| drummer | A drummer is a person who plays the drums. | davulcu; trampetçi; ABD gezgin satıcı. | 0 | 7 days ago |
| drunk | If someone is drunk, they have taken in too much alcohol. | (bak.) drink: sarhoş içkili; mest; sarhoş adam; sarhoşluk; içki âlemi.drunk as a fiddler veya lord çok saıhoş; fitil gibi; (slang) küfelik drunk with success basarı sevinciyle kendinden geçmiş. blind drunk körkütük sarhoş.dead drunk fitil gibi; çok sarhoş. half drunk yarısı içilmiş | 0 | 7 days ago |
| drunken | Drunken is another word for drunk. | sarhoş; sarhoşlukla ilgili; sarhoşluk esnasında olan. drunkenly sarhoşlukla. drunkenness sarhoşluk. drunkom'eter kandaki alkol miktarını nefesten ölçen alet. | 0 | 7 days ago |
| dry | If something is dry, it has no water or liquid on it. | kuru; sek | 0 | 7 days ago |
| dryer | A dryer is a machine for drying clothes. | kurutma makinası. | 0 | 7 days ago |
| duck | A duck is a bird that swims and says "quack!". It has a flat bill and webbed feet. | ördek | 0 | 7 days ago |
| duct | A duct is a pipe that carries gas or liquid from one place to another. | (anat.) özellikle guddelerden sıvı maddeleri nakleden kanal; bezlerin salgısını akıtan kanal; tüp; mecra; kanal; (bot.) damar. ductless mecrasız; kanalsız. ductless gland (tıb.) salgısını doğrudan kana veren iç salgı bezi. | 0 | 7 days ago |
| dude | A dude is a male person. | züppe adam; giyimine aşırı düşkün erkek; (k.dili) tatilini taşralıların yanında geçiren şehirli. | 0 | 7 days ago |
| due | If something is due, it should happen at a particular time. | ödenmesi gerekli olan; vadesi dolmuş vakti gelmiş; yerine getirilmesi gereken; uygun; münasip; lâyık; yeterli; (den.) dolayı | 0 | 7 days ago |
| dull | A dull object is not sharp. | ağır; kafası işlemez; kalın kafalı; gabi; alık; anlayışsız; duygusuz; hissiz | 0 | 7 days ago |
| dumb | Not able to speak. If someone is dumb they can not say anything. | dilsiz; dili tutulmuş sessiz konuşmayan; konuşmadan yapılan; pandomim şeklinde; mimikle ifade edilen; (A.B.D.); (k.dili.) sersem kafasız; budala. dumbbell jimnastik güllesi | 0 | 7 days ago |
Showing 1521–1540 of 4941 words