Manage your vocabulary learning progress
Word Definition Turkish Popularity Added
lip The edge of an opening, especially, the human mouth (often plural). (-ped -ping) dudak: kenar; uç; yaranın kenarı; (anat.); (zool.) dudak şeklinde şey; dudak: nefesli sazların ağızlığı: nefesli sazın ağıza yerleştirilme şekli: (argo.) küstahlık 0 2 months ago
lipstick Lipstick is a colored stick used to paint the lips a certain color. dudak boyası; ruj. 0 2 months ago
liquid A basic state of things that is similar to water. Not solid or gas. sıvı; su gibi akan; akıcı; akışkan: sulu; ıslak: şeffaf; berrak; paraya kolayca tahvil edilebilir; (dilb.) ''l" ve "r" harfleri gibi yarım sesli 0 2 months ago
liquor Liquor is a liquid that is obtained by cooking meat or vegetables. içki: sert içki: sıvı madde: su içinde eritilmiş ilâç 0 2 months ago
list A list is a group of related words, often in some order, often to help you remember something. liste 0 2 months ago
literature Literature is the text of something written. edebiyat: yazılmış kitaplar; eserler: edebi meslek: (müz.) belirli bir çalgı veya çalgı takımı için yazılmış parçaların bütünü: hususi bir mevzu hakkındaki eserler. 0 2 months ago
litter Litter is rubbish that is left alone on the floor. döküntü; çerçöp yığıntısı; intizamsızlık; karışıklık; kedi veya köpek gibi hayvanın bir defada doğurduğu yavrular; tahtırevan; sedye 0 2 months ago
liver A large organ in the body that makes bile, and controls chemicals in the blood. karaciğer 0 2 months ago
lizard Any of many kinds of reptiles that has four legs, a long tail, and no shell. kertenkele; (zool.) Lacertilia; Sauria; kertenkeleye benzer hayvanların her biri. 0 2 months ago
load A load is something carried, often something heavy. yük 0 2 months ago
loan A loan is money that you borrow and pay back later. Usually, you take a loan from a bank. ödünç verme; ödünç alma; borçlanma; ödünç verilen şey; (k. dili) tefeci. loan society ödünç para veren şirket. on loan ödünç olarak; eğreti olarak. 0 2 months ago
lobby A lobby is the entrance of a building. dehliz; koridor; geçit; antre; bekleme odası; kulis faaliyeti 0 2 months ago
lobster A lobster is a red colored crustacean known for its meat. ıstakoz; (zool.) Homarus vulgaris. lobster-eyed patlak gözlü. lobster pot ıstakoz tutma sepeti. lobster thermidor ıstakoz etiyle mantardan yapılmış yahni. 0 2 months ago
location A location is a place or a site. yer; mahal; mekân; mevki; iskân; sakin olma; (huk.) kiraya verme. on location stüdyo dışında yapılan filim veya televizyon çalışması. 0 2 months ago
locker A locker is a cabinet to keep things in, usually with a lock. kilitli çekmece veya dolap; (den.) dolap; ambar; kilitleyen kimse; kilitleyici şey. locker room sporcuların elbise ve aletleri için dolaplı oda. Davy Jones' locker denizin dibi. 0 2 months ago
lodge A building in an outdoorsy setting, where people can rent a room tekke; mason teşkilâtının azaları veya toplanma yeri; loca; ufak ev; kapıcı veya bahçıvan kulübesi; tatil evi; hayvan ini. 0 2 months ago
loft A loft is an attic or a space near the roof of a building. çatı arası; çatı arası odası; güvercinlik; güvercin sürüsü; samanlık; kilise balkonu. 0 2 months ago
log A log is a piece of wood that is long and round that has been cut off a tree. kütük; tomruk 0 2 months ago
logic Logic is a system of careful step by step thought or argument that tries to explain truth. mantık ilmi; mantık; eseme; mantıklı düşünüş; muhakeme kuvveti; yargılama gücü. the logic of events olayların gerektirdiği. 0 2 months ago
lookout A lookout is a place with a view of areas around it. gözetleme yeri; gözetleme; gözleme; bekleme. 0 2 months ago
Showing 1581–1600 of 2952 words