| Word | Definition | Turkish | Popularity | Added |
|---|---|---|---|---|
| facility | A place's facilities are its rooms, equipment, and services. | kolaylık; suhulet; fesahat; serbestlik; uzluk; hüner; (ask.) özel bir iş için yapılmış bina. facilities vasıta; imkân | 0 | 7 days ago |
| facing | The present participle of face. | kaplama; kumaşın kenarına geçirilen astar. | 0 | 7 days ago |
| fact | A fact is a piece of information that is true. | gerçek; hakikat; durum; gösterilen husus veya keyfiyet. factfinding delil toplayan (komisyon) accessory after the fact (huk.) cürüm işlendikten sonra suç ortağı olan kimse.in fact gerçekten; hakikaten; filvaki. matter of fact (bak.) matter. | 0 | 7 days ago |
| factor | A factor is one of a number of things that causes a result. | etken; faktör; amil; çarpan | 0 | 7 days ago |
| factory | A factory is a building where lots of things are made. | fabrika; imalâthane; atölye; (eski.) yabancı bir memlekette iş hanı. | 0 | 7 days ago |
| fade | When something fades, it slowly disappears. | solmak; rengi atmak; kurumak; zayıflamak; soldurmak; kuvvetten düşürmek. fade away; fade out sönmek; zail olmak | 0 | 7 days ago |
| fag | A cigarette. | (ged ging); (ing.) üst sınıftaki öğrenciye hizmet eden öğrenci; (A.B.D.); (argo) homoseksüel erkek. fag end kumaşın kötü dokunmuş başı veya sonu; halatın gevşek ucu | 0 | 7 days ago |
| fail | To not achieve a goal, or to go wrong. | başaramamak; becerememek; muvaffak olamamak; çıkmamak; bitmek; kifayet etmemek; kuvveti kesilmek; zayıflamak | 0 | 7 days ago |
| failing | A failing is a weakness or problem in somebody's character or personality. | kusur; zaaf; ayıp; zail olan; eksilen. | 0 | 7 days ago |
| failure | A failure is someone or something that fails, or does not achieve a goal. | başarısızlık; muvaffakiyetsizlik; beceremeyiş; ihmal; yapmayış; bitme; tukenme; kaybolma | 0 | 7 days ago |
| faint | When someone faints, they suddenly become unconscious and cannot be woken up easily. | bayılmak | 0 | 7 days ago |
| fair | Something is fair when it seems right or is done for a good purpose. | güzel; masum; kusursuz; açık; beyaz tenli; âdil; âdilâne; doğru | 0 | 7 days ago |
| fairy | A type of human-like being with magical powers. In modern stories fairies are small with insect-like wings. In older stories they were human-size and very powerful, and sometimes dangerous. | peri; (argo) homoseksüel erkek; (slang) ibne; peri gibi; perilere ait.fairyland periler ülkesi; büyülü yer. fairylike peri gibi; peri elinden çıkmış gibi.fairy ring bazen çayırlarda bulunan ve perilerin dansından meydana geldiği farz olunan taze mantar halkası.fairy tale peri masalı; inanılmaz hikâye | 0 | 7 days ago |
| faith | Faith is the belief that something is true without proof. | inanç; itikat; iman; güven; itimat; emniyet; tevekkül; din | 0 | 7 days ago |
| faithful | If someone or something is faithful, they are loyal to a person or cause. | mümin; iman sahibi; sadık; vefakâr; doğru; güvenilir; itimada şayan. faithful to his word sözüne sadık. the faithful müminler; bir dine iman etmiş olanların tümü. faithfully sadakatle | 0 | 7 days ago |
| fake | Something which is fake is not real, false, or fraudulent. | sahte; yapma; uydurma; şarlatan; sahte şey; taklit.faker sahtekâr; dolandırıcı; yalancı | 0 | 7 days ago |
| fall | When something or someone falls, it moves down quickly down through the air because nothing is holding it. It moves to a lower position because of gravity. | düşmek | 0 | 7 days ago |
| fallen | The past participle of fall. | (bak.) fall. | 0 | 7 days ago |
| fame | Fame is the state of being known to many people. | şöhret; nam; ün. | 0 | 7 days ago |
| familiar | If something is familiar, you already know it or about it. | aşina; bilen; malûmatı olan; haberdar olan; tanınan; bilinen; teklifsiz; mahrem | 0 | 7 days ago |
Showing 1721–1740 of 4941 words