Manage your vocabulary learning progress
Word Definition Turkish Popularity Added
flank If an attacking group flanks someone, it comes from both sides. böğür; yan taraf; (ask.); (den.) cenah; kanat; tabya koltuğu; cenahını muhafaza veya takviye etmek; cenaha hücum etmek 0 7 days ago
flare A flare is a short, bright fire. göz kamaştırıcı ışık; işaret fişeği; yayılma veya yayılan şey; parlama; hiddet. flaring alevle parlayan; gösterişli; dışa dönük. 0 7 days ago
flash A flash is a sudden bright light. hırsız veya serserilere ait; gösterişli fakat sahte; kaba bir şekilde gösterişli. flash language hırsız argosu. 0 7 days ago
flashing The present participle of flash. parlayan şey veya kimse; suni seylâp yapma; yağmurdan korumak için saç kaplama. 0 7 days ago
flatter The comparative form of flat; more flat. (slang) yağcı. flatteringly methederek; göklere çıkararak. flattery dalkavukluk; methiye. 0 7 days ago
flavor The flavor of something is how it tastes. Iezzet; tat; çeşni; tat veren şey; lezzetli şey; koku; rayiha; lezzetsiz. flavorsome 0 7 days ago
flaw When something has a flaw, it is not perfect and has a problem. çatlak; çizik; hata; kusur 0 7 days ago
flea A small, wingless insect that lives on animals and sometimes humans, feeding on blood. Fleas can jump very far compared with their size and often cause itching. pire; (zool.) Pulex irritans. fleabite pire ısırması; pire yeniği; hafif ağrı. fleabitten pire ısırmış; (k.dili) köhne; çok ufak doru veya kula benekli beyaz (at) fleabane; fleawort pire otu; boğa yaprağı 0 7 days ago
fled The past tense and past participle of flee. (bak.) flee. 0 7 days ago
flee If you flee, you run away or escape. (fled fled; fleeing) kaçmak; firar etmek; (slang) tüymek; gelip geçmek; güzden kaybolmak; bırakmak; terketmek. 0 7 days ago
fleet A fleet is a large group of something, especially ships and aircraft. filo; donanma 0 7 days ago
flesh Flesh is the meat on an animal or in a fruit. et; deri 0 7 days ago
flew The past tense of fly. (bak.) fIy. 0 7 days ago
flick A flick is a fast movement. hafif vuruş; fiske; leke; çizgi 0 7 days ago
flight Flight is the act of flying: moving through the air using wings. uçuş; uçma; seyir; yol alma; hareket; göç; hicret; bir kat merdiven 0 7 days ago
fling If you fling something somewhere, you throw or push it away strongly, often carelessly or with strong emotion. (flung) atmak; fırlatmak; savurmak: silkinmek: silkmek; binicisini üstünden atmak (at): öteye beriye sallamak; yıkmak; düşürmek; devirmek; çifte atmak: atılmak 0 7 days ago
flip When you flip something, you turn it over, or you move it suddenly. (ped ping) başparmakla havaya fırlatmak (para atarak oynanan kumarda olduğu gibi); fiske vurmak; darılmak; kırılmak; fiske; hafif vuruş; alkollü bir çeşit içki; (k.dili) arsız 0 7 days ago
flirt A flirt is a sudden jerk; a darting motion. flört etmeye alışkın kimse: fırlama atılış; ani hareket. flirta'tion flört etme; kur yapma. flirta'tious işvebaz; flörtçü; (slang) fındıkçı. 0 7 days ago
float Something which stays on or near the surface of water or another liquid. şamandıra 0 7 days ago
floating The present participle of float. yüzen; bağlı olmayan; gezici; seyyar; sabit olmayan; üzerinde yer yer yumurtalı köpük olan bir çeşit krema. floating kidney (tıb.) yer değiştiren böbrek. floating light fener dubası; fener gemisi; fenerli şamandıra. floating population gelip geçici ahali 0 7 days ago
Showing 1821–1840 of 4941 words