Manage your vocabulary learning progress
Word Definition Turkish Popularity Added
is A different form of the verb be while talking about someone or something else. (bak.) be; as is (tic.) şimdiki haliyle; olduğu gibi. 3 4 days ago
chase If you chase something, you go after it quickly. kovalamak; peşinden koşmak 2 4 days ago
add If you add x to y, you put x and y together. katmak; ilâve etmek; eklemek; zammetmek; toplamak. adder toplayan şey veya kimse. add up toplamak; yekun çıkarmak; neticelenmek; (k.dili.) anlaşılmak 1 4 days ago
been The past participle of be. (bak.) be. 1 4 days ago
behave How you behave is what you do or how you act. davranmak; hareket etmek; görgü kurallanna göre hareket etmek. behave oneself terbiyesini takınmak; iyi hareket etmek. well-behaved uslu; terbiyeli. behavior; ing. hal ve hareket; tavlr; davranış. 1 4 days ago
bite If a person or animal bites something, they put it between their teeth and squeeze. ısırmak; dişlemek; sokmak (arı v.b.); oltaya vurmak (balık); yakmak; aşındırmak; yemek; ısırık 1 4 days ago
blasted The past tense and past participle of blast. yanmış; mahvolmuş; tahrip edilmiş; Allahın belâsı. 1 4 days ago
briefing The present participle of brief. bir işe başlamadan evvel kesin ve ayrıntılı bilgi vermek için yapılan kısa toplantı. 1 4 days ago
bring When you say "you bring" something to someone, you carry it with you to that someone. getirmek; hâsıl etmek; sevketmek; icbar etmek; mecbur tutmak. bring about sebep olmak; hâs etmek; beraberinde getirmek. bring an action; bring suit dava etmek. bring around 1 4 days ago
can If someone can do something, they are able to do it. -ebilmek; -abilmek 1 4 days ago
communicate If you communicate an idea, you make someone else understand your idea, usually by using words. ifade etmek; anlatmak; nakletmek; meramını anlatmak; muhabere etmek; haberleşmek; bulaştırmak; aralannda bağlantı olmak 1 4 days ago
despise To despise something is to feel the very worst about it. hakir görmek; küçümsemek; yukarıdan bakmak; adam yerine koymamak; hor görmek; nefret etmek. 1 4 days ago
dispatch If you dispatch people or equipment somewhere, you send them there to do a particular task. gönderme; sevketme; çekme (telgraf); öldürme; idam etme; acele; sürat; yazışma 1 4 days ago
drive If you drive a car or other vehicle, you control its movement and direction. kullanmak; sürmek; haydamak; gitmek; götürmek; vurmak; çalıştırmak; harekete geçirmek 1 4 days ago
duplicate to make an exact copy of something kopyalamak, çoğaltmak, tekrarlamak 1 10 months ago
link If you link two or more things, you make a connection between them. halka; zincir baklası; mesaha zincirinin 20 santimetre boyunda bir ölçü halkası; bağ; rabıta; bağlantı; tek sosis kangalı; (mak.) mafsal 1 4 days ago
pressed The past tense and past participle of press. (bak.) press; sıkışmış; bastırılmış. pressed brick fırına sürülmeden önce kalıba konulmuş tuğla. be pressed for time vakti olmamak; acele işi olmak. 1 4 days ago
provided The past participle of provide. (bağlaç.); (baz.) ("that" ile) şu şartla ki; şartıyle; eğer. 1 4 days ago
quote To use someone's exact words. aktarmak; aktarma yolu ile söylemek; birinin sözünü tekrarlamak; (tic.) (fiyat) söylemek; piyasa fiyatını söylelemek; (matb.) tırnak içine almak; (k. dili) aktarılmış söz; tırnak işareti. 1 4 days ago
recruit If you recruit people, you try to get them to come and work or study with you or to join your group. ordu veya donanma için nefer kaydetmek; acemi asker toplamak; ikmal etmek eksiğini doldurmak; sıhhati iyileşmek; düzelmek. recruitment acemi asker kaydetme. 1 4 days ago
Showing 1–20 of 1048 words