| Word | Definition | Turkish | Popularity | Added |
|---|---|---|---|---|
| grounds | The plural form of ground; more than one (kind of) ground. | (çoğ.) özel arazi mülk; oyun sahası; stadyum; saha; sebep; bahane. coffee grounds telve. | 0 | 8 days ago |
| group | When more than 2 things or people are together, they make a group. | grup; küme; öbek; heyet; topluluk; (kim.) benzer nitelikli öğeler grubu; (jeol.) aynı zamanda teşekkü1 ettiği farzolunan kaya tabakaları; (biyol.) birbiri ile benzerlikleri olan hayvan veya bitki sınıfı | 0 | 8 days ago |
| grow | When things grow they get bigger or change in other ways over time. | (grew grown) büyümek; gelişmek; inkişaf etmek; serpilmek; (çoğ.)almak; artmak; ilerlemek; olmak | 0 | 8 days ago |
| grown | The past participle of grow. | (bak.) grow; yetişmiş; yetişkin; büyümüş grownup büyümüş. grownup yetişkin kimse. grownups yetişkinler. | 0 | 8 days ago |
| growth | The act of growing (getting bigger); an increase in size, number, value, or strength. | büyüme; gelişme; inkişaf; yetişme; artma; mahsul; kaynak; (tıb.) marazi teşekkük. growth stock bir firmanın kâra geçeceği düşüncesiyle satın alınan hisse senedi. | 0 | 8 days ago |
| grub | Grub is the child form of an insect that does not have wings. It especially refers to a young beetle. | larva; kurtçuk; yemek | 0 | 8 days ago |
| grudge | A grudge is a feeling of ill will or hatred that doesn't go away. | kin; haset; kıyamayarak. | 0 | 8 days ago |
| guarantee | A guarantee is a formal promise that a product will be fixed or replaced or money will be repaid if it breaks or doesn't work. | kefil; kefalet; teminat; garanti | 0 | 8 days ago |
| guard | A guard is a person or a group of people who watch something and try to stop anything bad from happening to it. | bekçi | 0 | 8 days ago |
| guarded | Cautious or careful. | uyanık; tetikte; korunan; muhafazalı; ihtiyatlı; tedbirli. guardedly ihtiyatla. guardedness tedbirlilik. | 0 | 8 days ago |
| guardian | A guardian is the person who is responsible by law for looking after a child, especially if it is not their parents. | koruyucu; muhafız; gardiyan; vasi; veli. guardian angel koruyucu melek. | 0 | 8 days ago |
| guess | If you guess at something, you try to imagine what it might be, but you don't know the answer. | tahmin etmek; keşfetmek; zannetmek; farzetmek; tahmin; zan; keşfetme. (I.) guess so. Galiba. | 0 | 8 days ago |
| guest | A guest is a person who you welcome into your house, your office, etc. | misafir; konuk; davetli; otel veya pansiyon müşterisi; (biyol.) asalak bitki veya hayvan. guest night davet gecesi; bir kulüp veya programa misafirlerin kabul edildiği gece. guest room misafir yatak odası. guest rope (den.) tonoz halatı; vardakavo; yedek halatı. paying guest aile pansiyoneri. | 0 | 8 days ago |
| guidance | Guidance is the advice or counselling on a topic. | yol gösterme; delâlet; rehberlik; işaret; idare; kılavuz; (A.B.D.) eğitim sırasında çocuğa ve ailesine öğüt verme ve yol gösterme. | 0 | 8 days ago |
| guide | someone or something that guides. | rehber; kılavuz; yol gösteren kimse; yönetmelik; talimatname; (mak.) yatak; kızak; ray | 0 | 8 days ago |
| guilt | If someone feels guilt, they feel responsibility for doing something wrong. | suç; mücrimlik; cürüm mesuliyeti; günahkârlık; günahkârlık duygusu. guilt by association bir kimsenin meşru hareketlerini veya tanıdıklarını şüpheli sayarak gizli suçları olduğunu tahmin etme. guiltless not guilty masum; suçsuz. | 0 | 8 days ago |
| guilty | If you are guilty of something, you did it. This is usually for doing a bad thing. | suçlu; kabahatli; mücrim; günahkâr. verdict of guilty jürinin verdiği mahkumiyet kararı. guiltily suçlu olarak; günahkârlıkla. guiltiness suçluluk; günahkârlık. | 0 | 8 days ago |
| guinea | A guinea was a British gold coin worth twenty shillings. | (b.h.) Gine; İngilizlerin yirmi bir şilin kıymetindeki eski altın parası; yirmi bir şilin; Afrika tavuğu; beç tavuğu. Guinea corn bir çeşit darı. guinea fowl; guinea hen Afrika tavuğu; beç tavuğu. Guinea pepper bir çeşit kırmızı acı biber. guinea pig kobay; (zool.)) Cavia cobaya | 0 | 8 days ago |
| guitar | A guitar is a stringed musical instrument, usually with six strings, but sometimes more. It is used to play many kinds of music, including classical, rock, jazz, and bluegrass. | (müz.) gitar. guitarist gitarcı; gitarist; gitar çalan kimse. guitarfish vatoz gibi bir balık; (zool.)) Rhinobatus. | 0 | 8 days ago |
| gum | A thick liquid that come from plants or trees that hardens into solids. | kauçuk; zamk | 0 | 8 days ago |
Showing 2061–2080 of 4941 words