Manage your vocabulary learning progress
Word Definition Turkish Popularity Added
jumbo A jumbo is something that is very big. çok büyük; iri; azman; çok iri yapılı kimse veya şey. jumbo jet beş yüz insan taşıyabilen jet. 0 8 days ago
jump If you jump, you leave the ground completely. zıplamak; sekmek; atlamak 0 8 days ago
jumpy If you are jumpy you are very nervous or anxious. That is you may feel like jumping in fear if surprised, because you are a little afraid already. sinirli; sıçramaya hazır; diken üstünde. 0 8 days ago
jungle A jungle is an area covered in trees. çok sık ağaçlı ve yüksek otlu vahşi orman; çengel; çok sık ve karışık yeşillik. jungle cat bir yaban kedisi; (zool.) Felis chaus. jungle fever batı Hindistan ormanlarına özgü çok şiddetli sıtma. jungle fowl Hint kuşu; yaban tavuğu. 0 8 days ago
junk Junk is things that nobody wants or needs. Çin sularında kullanılan bir çeşit yelkenli gemi. 0 8 days ago
junkie A junkie is a drug addict. (argo) ilaç veya eroin tiryakisi olan kimse. 0 8 days ago
jurisdiction Jurisdiction is the power or right to exercise authority. (huk.) yargılama hakkı; hâkimin yargılama dairesi; salahiyet; yetki; hükümet; hükümetin nüfuz dairesi. jurisdictional hükümet nüfuzuna veya nüfuz dairesine ait; işçi sendikalarının yetki alanına ait. jurisdictional dispute sendikalar arasında çıkan anlaşmazlık; hukuki yetkili daire hakkında anlaşmazlık 0 8 days ago
jury A jury is a group of people who decide a court case's result. jüri 0 8 days ago
just When you just do something, you only did that thing. sadece; yalnızca; az önce; biraz önce; demin; kıl payıyla; ucu ucuna 0 8 days ago
justice You need justice when you have been treated unfairly, cheated, hurt, or denied your basic rights by others. adalet; hak; hakkaniyet; doğruluk 0 8 days ago
juvenile If a person is juvenile, they are childish and immature. genç; olgunlaşmamış; gençliğe özgü; gençliğe yaraşır; genç kimse; çocuk; genç rolündeki oyuncu. juvenile court çocuk mahkemesi. juvenile delinquency çocugun suç işlemesi. juvenile delinquent suçlu çocuk. 0 8 days ago
karate Karate is a Japanese fighting sport that uses striking techniques with the hands, feet, elbows, and knees, as well as blocking techniques. göğüs göğüse mücadelede özellikle el kenarı ve parmaklarla ani ve keskin vuruşlar yapılan bir doğu saldırı yöntemi; (spor) karate. karate-chop kara- tede uygulanan yanlamasına keskin vuruş. 0 8 days ago
keen If you are keen on something you like that thing. düşkün; hevesli; istekli; ateşli; coşkulu; öfkeli; şiddetli 0 8 days ago
keep When you keep something for someone, you make something safe. tutmak; saklamak; durmak; devam etmek; -ip durmak; bakmak 0 8 days ago
keeper A keeper is someone who keeps something. saklayan veya koruyan kimse; bekçi; gardiyan; bakıcı; uzun zaman dayanan şey. keeper of the King' conscience İngiltere'de başhakim. 0 8 days ago
keeping The present participle of keep. tutma; koruma; muhafaza etme; geçim; geçimini temin etme; himaye. in keeping with uygun olarak. 0 8 days ago
keg A keg is a kind of barrel. küçük fıçı; varil. 0 8 days ago
kept The past tense and past participle of keep. (bak.) keep. 0 8 days ago
kettle A container for boiling liquids or cooking food. tencere; çaydanlık; kazan; güğüm; kayada veya buzulda kazan biçimindeki oyuk. That' a fine kettle of fish Ayvayı yedik iş iyice karıştı. 0 8 days ago
key A key is a small instrument, usually metal used to open locks. anahtar; açar; açkı; tuş 0 8 days ago
Showing 2461–2480 of 4941 words