Manage your vocabulary learning progress
Word Definition Turkish Popularity Added
finish If something finishes, it stops and doesn't start again; it comes to the end. bitirmek; sona erdirmek; tamamlamak; ikmal etmek; terbiye etmek; mahvetmek; telef etmek; yıkmak 0 5 days ago
fishing The present participle of fish. balık avlama; balık avı; balıkçılık; ağız arama. fishing boat balıkçı kayığı veya gemisi. fishing rod olta kamışı. fishjng tackle veya gear balık takımı; baIıkçı takımı. 0 5 days ago
fit When you fit something, you match a thing for size, shape or other qualities. uymak; uydurmak 0 5 days ago
fitting The present participle of fit. (gen.) (çoğ.) prova; tertibat; teçhizat; takım; uygun; münasip; yerinde. 0 5 days ago
fix When a person fixes something, they repair it. yerleştirmek; oturtmak; sabitleştirmek; kararlaştırmak; (A.B.D) düzene sokmak; (A.B.D); (k.dili) tamir etmek; (A.B.D) (yemek) hazırlamak 0 5 days ago
fixed The past tense and past participle of fix. durağan; kımıldamaz; bağlı; sabit; solmaz (renk); (A.B.D); (k.dili.) önceden ayarlanmış. well fixed (argo) paralı. fixed assets sabit değerler. fixed charges sabit masraflar. fixed focus (foto.) sabit mihrak. fixed idea sabit fikir; idefiks. fixed liability uzun vadeli borç. fixed oil (kim) uçmaz yağ. fixed star durağan yıldız 0 5 days ago
flank If an attacking group flanks someone, it comes from both sides. böğür; yan taraf; (ask.); (den.) cenah; kanat; tabya koltuğu; cenahını muhafaza veya takviye etmek; cenaha hücum etmek 0 5 days ago
flashing The present participle of flash. parlayan şey veya kimse; suni seylâp yapma; yağmurdan korumak için saç kaplama. 0 5 days ago
fled The past tense and past participle of flee. (bak.) flee. 0 5 days ago
flee If you flee, you run away or escape. (fled fled; fleeing) kaçmak; firar etmek; (slang) tüymek; gelip geçmek; güzden kaybolmak; bırakmak; terketmek. 0 5 days ago
flew The past tense of fly. (bak.) fIy. 0 5 days ago
fling If you fling something somewhere, you throw or push it away strongly, often carelessly or with strong emotion. (flung) atmak; fırlatmak; savurmak: silkinmek: silkmek; binicisini üstünden atmak (at): öteye beriye sallamak; yıkmak; düşürmek; devirmek; çifte atmak: atılmak 0 5 days ago
flip When you flip something, you turn it over, or you move it suddenly. (ped ping) başparmakla havaya fırlatmak (para atarak oynanan kumarda olduğu gibi); fiske vurmak; darılmak; kırılmak; fiske; hafif vuruş; alkollü bir çeşit içki; (k.dili) arsız 0 5 days ago
floating The present participle of float. yüzen; bağlı olmayan; gezici; seyyar; sabit olmayan; üzerinde yer yer yumurtalı köpük olan bir çeşit krema. floating kidney (tıb.) yer değiştiren böbrek. floating light fener dubası; fener gemisi; fenerli şamandıra. floating population gelip geçici ahali 0 5 days ago
flow If something flows, it moves in a smooth and regular way. akmak 0 5 days ago
flown The past participle of fly. (bak.) fly. 0 5 days ago
flush To flush is to have your skin turn red from fever or emotion. sifonu çekmek 0 5 days ago
fly To move through the air without touching the ground gitmek; uçmak; kanatlanmak; kaçmak; seyahat etmek; uçurmak 0 5 days ago
flying The present participle of fly. uçma; uçuş; tayyarecilik; havacılık: uçan; havacılıkla ilgili. flying boat deniz uçağı. flying buttress (mim.) duvar dirseği; payanda; (zool.) Exocoetus. flying fox meyva yiyen bir yarasa. flying fortress uçan kale (uçak) flying machine eski uçak; tayyare. flying saucer uçan daire. flying squirrel uçar sincap. flying start hızlı ve elverişli başlangıç. 0 5 days ago
focus If you focus on something, you pay special attention to it. (çoğ.) cuses; ci); (ed veyased ing veya sing) odak; mihrak: belirli bir noktayı iyi görebilmek için göz veya aleti ayar etme; (mat.) odak noktası; faaliyet merkezi; bir noktaya getirmek; odağı ayar etmek 0 5 days ago
Showing 381–400 of 1048 words