Manage your vocabulary learning progress
Word Definition Turkish Popularity Added
bother If you bother to do something, you make an effort to do it. rahatsız etmek; canını sıkmak; uğraşmak; sataşmak; bulaşmak; zahmet etmek 0 4 days ago
bought The past tense and past participle of buy. (bak.) buy. 0 4 days ago
bounce To bounce is to change the direction of motion after hitting an object. sıçramak; sekmek; zıplamak (top); gürültüyle veya hızla bir yere dalmak; sıçratmak; zıplatmak; sektirmek; (A.B.D.) 0 4 days ago
bound The past tense and past participle of bind. sekmek; sıçrayarak gitmek; zıplamak; fırlamak; sektirmek; sıçratmak; zıplatmak. 0 4 days ago
bowling The present participle of bowl. ağır topla oynanan bir oyun. bowling alley bu oyuna mahsus dar yol. bowling green bu oyunun oynandığı yeşil saha. 0 4 days ago
brag If you brag about something, you say something in a too proud manner; you boast about what you have, what you can do or what you have done. övünmek; kendini methetmek; yüksekten atmak; övmek; methetmek; övünme; atma; övürlen kimse 0 4 days ago
breach If you breach a duty, you do something that you should not do. kırık; yarık; gedik; ihlâl; riayetsizlik (kanun v.b.); bozulma; balinanın suda sıçraması; dalgaların sahile vurarak kırılması 0 4 days ago
break If you break something, you make it come apart in a way that cannot easily be put back together, usually by force. kırılmak; kırmak; bozmak; bozulmak; servis kırmak 0 4 days ago
breathe If you breathe, you inhale and exhale air. nefes almak; teneffüs etmek; soluk almak; hafifçe esmek; yaşamak; var olmak; koku neşretmek; nefes alıp vermek 0 4 days ago
breathing The present participle of breathe. teneffüs; nefes alma; nefes; bir nefeslik zaman; an; söyleme; ağza alma; ümit 0 4 days ago
breeding The present participle of breed. doğurma; üreme; yetiştirme; terbiye; bitki ve hayvan türlerini ıslah etme. 0 4 days ago
broadcast If you broadcast something, you make it widely known. radyo ile yayınlamak; neşretmek; saçmak; etrafa yaymak (dedikodu v.b.); radyo ile yayın yapmak; haber iletmek; saçma suretiyle tohum ekmek; radyo yayını 0 4 days ago
brought The past tense and past participle of bring. (bak.) bring. 0 4 days ago
buckle If you buckle something, you fasten it with a buckle. toka; kopça; toka veya kopça ile tutturmak; iliştirmek; ısı veya basınç ile bükülmek; eğrilmek veya bükmek (madeni eşya) buckle down to work ise ciddiyetle girişmek. 0 4 days ago
build If you build something, you make it out of pieces of other things. bina etmek; inşa etmek; kurmak; tesis etmek; yapmak; (iskambil) elinde toplamak; seri yapmak; inşaatçılık yapmak 0 4 days ago
built The past tense and past participle of build. (bak.) build. 0 4 days ago
burn If something has been cooked too much, then it is burned. yakmak; yanmak; yazmak; harcamak 0 4 days ago
burning The present participle of burn. yakma; yakış; fırınlama; yanan; yanıcı; üzerinde çok münakaşa edilen; hararetli. burning glass pertavsız. burning point yanma noktası. fokus burning question hararetli sorun. burning shame rezalet; büyük ayıp. 0 4 days ago
burnt The past tense and past participle of burn. (bak.) burn; yanık; yanmış. burnt offering tanrılara kurban edilmek üzere yakılan hayvan. burnt orange kırmızımsı sarı renk. burnt sienna kırmızımsı kahverengi boya. burnt umber kırmızıya çalan kahverengi boya. 0 4 days ago
burst If something bursts, it breaks open because of pressure from the inside. patlama; çatlama; ileri atılma; mermi atılması; bir el silah atımında yapılan atış; açılma; göz önüne serilme; yarılmak 0 4 days ago
Showing 161–180 of 1048 words