| Word | Definition | Turkish | Popularity | Added |
|---|---|---|---|---|
| significant | If something is significant, it is important, or large, enough to pay attention to or to believe. | manidar; anlam taşıyan; manalı; önemli; mühim. (sig.)nificantly manalı bir şekilde. | 0 | 4 days ago |
| silent | If something is silent, there is no sound. It is unheard. | sessiz; sakin; suskun; söylenmeyen. silent letter okunmayan harf. silent partner işlerin yürütülmesine karışmayan ortak. silent system mahpusların birbiri ile konuşmalarını yasak eden sistem. silently sessizce. silentness sessizlik. | 0 | 4 days ago |
| silly | If something is silly, it shows that somebody didn't think about it carefully. | sersem; şaşkın; budala; akılsız; divane; gülünç; sersemlik kabilinden; budalaca | 0 | 4 days ago |
| similar | If two things are similar, they are almost the same, or the same in many, but not all, ways. | benzer; müşabih; bir birine yakın; (geom.) şekilde aynı olan; benzeyen şey. similarity benzeyiş; benzerlik. similarly bunun gibi; aynı; aynı şekilde. | 0 | 4 days ago |
| sincere | If someone is sincere, then they believe that what they are saying is true. | içten; samimi; sadık; gerçek; hakiki; sahte olmayan. sincereness; sincerity içtenlik; samimiyet | 0 | 4 days ago |
| single | A single thing is the only one. | tek; yegâne; yekpare; bütün; tek kişilik; bekâr; boydak | 0 | 4 days ago |
| sixth | The sixth thing is the one that is number six (6) in order. | altıncı; altıda bir; bir şeyin altıda bir oranındaki kısmı; (müz.) altı nota yukarı veya aşağıda bulunan nota; altı notalık ara; gamda la notası. Sixth day cuma. sixth sense altıncı his. sixthly altıncı olarak. | 0 | 4 days ago |
| skinny | A skinny person or animal has few flesh or muscle around the skeleton, he/she/it has a thin and narrow body. | sıska; çok zayıf; bir deri bir kemik. skinniness aşırı zayıflık; sıskalık. | 0 | 4 days ago |
| slack | If something is slack, it hangs loose and is not held tight. | gevşek; sarkık; ağır; yavaş; dikkatsiz; kesat; sıkı olmayan; zayıf | 0 | 4 days ago |
| sleepy | If someone is sleepy, that person feels like they need to sleep; they are tired. | uykusu gelmiş; uykulu; mahmur; uyuşuk; tembel; uyuklatıcı. sleepylittle town gürültüsüz ve sakin kasaba. sleepily gözlerinden uyku akarak; mahmur halde. sleepiness uykulu olma hali. | 0 | 4 days ago |
| slight | A slight increase, difference, etc. is a small change. | önemsiz; cüzi; ince; zayıf; aklı veya ahlâkı zayıf olan. slight'ly az slight'ness önemsizlik. | 0 | 4 days ago |
| slimy | If something is slimy, it looks or is related to slime. | yapışkan; nemli bir maddeyle kaplanmış; sümüksü; pis. sliminess yapışkanlık; kayganlık. | 0 | 4 days ago |
| slippery | Tending or liable to cause slipping or sliding. | kaypak; kaygan; kayağan; hilekâr; güvenilmez; ele geçmez; Yakalanmaz. slipperily kaygan olarak; güvenilmez şekilde. slipperiness kayganlık | 0 | 4 days ago |
| sloppy | If something is sloppy, very wet and contains too much liquid. | zifoslu; çamurlu; sulu; kirli su ile lekelenmiş veya ıslatılmış; şapşal; çapaçul; dökük saçık; dikkatsiz | 0 | 4 days ago |
| slow | Something is slow if it takes a long time to move. It is not fast. | yavaş; ağır; bati; ağır yürür; yavaş gider; geri kalmış; güç anlayan; can sıkıcı | 0 | 4 days ago |
| small | A small person or thing is not big. It doesn't have much size. | ufak; ufacık; küçük; mini mini; önemsiz; ahlakça zayıf olan; alçak; soysuz | 0 | 4 days ago |
| smart | Someone who is smart shows intelligence. | becerikli; zeki; akıllı | 0 | 4 days ago |
| smooth | Smooth feels pleasant and flat when you touch it; not rough. | pürüzsüz; düz; kibar | 0 | 4 days ago |
| sober | A person is called sober if they are not under the influence of alcohol, and if they have not taken any other drugs. | kendine hâkim; ölçülü; dengeli; ılımlı; temkinli; makul; ciddi; ağır başlı | 0 | 4 days ago |
| solar | If something is solar, it is of or related to the sun. | güneşle ilgili; güneşe göre hesaplanan; güneş etkisiyle meydana gelen; şemsi. solar eclipse güneş tutulması; gün tutulması; küsuf. solar month ay. solar plexus (anat.) güneş sinirağı; (k. dili) karın boşluğu. solar spectrum güneş tayfı. solar spots güneşin üzerinde görülen lekeler; solar system (astr.) güneş sistemi. solar wind güneşten çıkan yüklü zerrelerin cereyanı. solar year şemsi yıl | 0 | 4 days ago |
Showing 601–620 of 773 words