Manage your vocabulary learning progress
Word Definition Turkish Popularity Added
wager If you wager, you make a bet (gamble). bahis; bahis tutuşma; bahis tutuşmak. 0 4 days ago
wait If you wait for someone or something, you do something (or nothing) until something else happens. beklemek 0 4 days ago
wake If you wake up, you stop sleeping. uyanmak; kaldırmak; uyandırmak 0 4 days ago
walk If you walk, you go on foot, step by step. Walking is slower than running. yürümek; yürüyerek gitmek; yaya gitmek; davranmak; hareket etmek; yürütmek; yavaş gezdirmek; beraberinde yürüyüşe çıkmak 0 4 days ago
walking The present participle of walk. gezme; yürüme. walking beam makinada kuvvet nakleden ve muntazam rakkas hareketiyle işleyen kol. walking delegate sendika temsilcisi. walking dictionary her kelimenin anlamını söylemeye hazır olan kimse; canlı sözlük. walking legs yürüyebilme gücü. walking papers (k. dili) işten kovulma kâğıdı. walking race yürüme yarışı. walking stick baston; asa; sopa çekirgesi gibi bir böcek; (zool.) Phasmidae. 0 4 days ago
wander When you wander around, you walk or move slowly around without a purpose. dolaşmak; gezinmek; yolu şaşırarak dolanıp durmak; yoldan çıkmak; konudan ayrılmak; sayıklamak; abuk sabuk konuşmak; içinde dolaşmak 0 4 days ago
wandering The present participle of wander. dolaşan; gezen; gezginci. 0 4 days ago
want If you want to do something, you think you would be happier if you did it. istemek 0 4 days ago
wanting The present participle of want. (edat) eksik; noksan; (edat) -siz; eksik; az. wanting in noksan; eksik. be wanting in common sense sağduyudan yoksun olmak. be found wanting kusurlu bulunmak. 0 4 days ago
warn If you warn someone about something, is to make them aware of a danger approaching. ikaz etmek; uyarmak; tehlikeyi haber vermek; önceden haber vermek; (huk.) ihbar etmek; ihtar etmek; öğütlemek; tavsiye etmek. 0 4 days ago
warning The present participle of warn. ihtar; uyarma; ikaz; ihbar; uyarıcı; ihbar eden. a week' warning bir haftalık vade. be a warning to someone birisine ibret olmak. give warning uyarmak; ikaz etmek; tehlikeyi haber vermek. take warning nasihat kabul etmek 0 4 days ago
warp If you warp something, you twist or bend it out of its original shape. eğrilmek; eğrilip çarpılmasına sebep olmak; doğru yoldan sapmak veya saptırmak; (den.) bir yere bağlanmış palamarı çekerek yürütmek; (hav.) yesarilenmek. warped eğrilmiş; sapık; sapkın. 0 4 days ago
was A different form of the verb be used to talk about yourself, or another person in the past. (bak.) be. 0 4 days ago
wash When you wash something, you clean it with water. yıkamak; yumak 0 4 days ago
waste To use something for no reason, or for bad reasons or only little reasons, and after it is used no one can use it again. harcamak; çarçur etmek 0 4 days ago
wear When you wear something, you put it on your body and cover your body with it. giymek; takmak 0 4 days ago
wedded The past tense and past participle of wed. evli; evlenmiş; evliliğe özgü. wedded to bağlı; kendini adamış. 0 4 days ago
weep To weep is to cry or bawl. (wept) ağlamak; göz yaşı dökmek; sızmak; damlamak; ağlama; ağlama nöbeti. 0 4 days ago
weigh When you weigh something, you find out its weight. tartmak; gelmek 0 4 days ago
went The past tense of go. (bak.) go. 0 4 days ago
Showing 1001–1020 of 1048 words